İsrail'de seçmenler, parlamentonun 120 üyesini belirlemek üzere sandık başında. Netanyahu'nun koltuğunu koruma mücadelesi verdiği bu seçimler, Gazze savaşının ardından ağır bir kriz içindeki Türkiye-İsrail ilişkileri açısından da büyük önem taşıyor.
Kampanya sürecinde kutuplaştırıcı bir söylemle puan toplamaya çalışan Netanyahu, sık sık Türkiye karşıtı açıklamalar da yaptı. Netanyahu'nun en önemli rakibi ise Yashar Partisi'nin başbakan adayı ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. Eisenkot, Netanyahu'ya göre daha pragmatik bir üslup benimsiyor.
Türkiye "düşman" olarak gösterildi
Netanyahu'nun seçim kampanyasında Türkiye, "karşı cephedeki düşman" ülkelerden biri olarak gösterilmişti. Bir Tel Aviv afişinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran lideri Mücteba Hamaney, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin fotoğrafları bir arada kullanılarak "Onlar Netanyahu'nun kaybetmesini istiyor. Kazanmalarına izin vermeyin" ifadesi yer almıştı.
Dış politika uzmanı Soli Özel'e göre Türkiye'nin bölgesel ağırlığı, Suriye'deki etkisi ve Hamas ile yakınlığı, İsrail'de Ankara'nın hasım olarak görülmesinde etkili oluyor. İsrail'de iki ülke arasında ortak paydalar bulunduğunu söyleyenler de olsa, Türkiye'yi "yeni İran" olarak gören söylemin ağırlıkta olduğu belirtiliyor.
İktidar değişimi ilişkilere yansır mı?
Toplum Çalışmaları Enstitüsü Dış Politika Direktörü Berçin Yiğitaslan, Netanyahu karşıtı muhalefetin hükümet kurması durumunda temelde ilişkilerde önemli bir değişim beklemediğini ancak üslubun değişebileceğini ve diyaloğun bir ölçüde yeniden başlayabileceğini ifade ediyor. Yiğitaslan, iki ülkeyi karşı karşıya getiren sorunların yalnızca Netanyahu'nun politikalarından kaynaklanmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullanıyor:
"İlişkileri bozan tek etken lider değil."
Yiğitaslan'a göre:
- Netanyahu'nun Türkiye kamuoyundaki olumsuz imajı siyasi temasları güçleştiriyor
- Muhalefetin kazanması bu açıdan bir alan açabilir
- Kapsamlı bir uzlaşmadan çok tarafların birbirleriyle konuşabilmesini ve krizlerin kontrol altında tutulmasını sağlayabilir
- İsrail'in parçalı siyasi yapısı nedeniyle yalnızca başbakanın kim olacağının değil, koalisyon bileşenlerinin de izlenmesi gerekiyor
Soli Özel de Netanyahu'nun iktidarı kaybetmesinin Türkiye açısından olumlu bir tablo yaratabileceğini düşünüyor. Ankara'nın gerilimi daha çok Netanyahu ve kabinesi üzerinden tanımlamasının, farklı bir hükümetle yeni bir başlangıç yapmaya yatkın olabileceğini düşündürdüğünü belirten Özel, ancak sorunların mevcut yönetimle sınırlı olmadığının altını çiziyor:
"İsrail ile Türkiye arasındaki sorunlar, Netanyahu'nun şahsını ya da bu hükümetin tutumunu yahut kompozisyonunu aşan bir görüntü çiziyor."
Suriye'de doğrudan çıkar çatışması
Türkiye-İsrail ilişkilerindeki anlaşmazlık yalnızca Gazze ile sınırlı değil. Beşar Esad'ın devrilmesinden sonra Türkiye'nin Şam üzerindeki etkisinin artması İsrail'de tehdit olarak değerlendiriliyor ve bu konu iki ülke arasında yeni bir gerilim alanı oluşturuyor.
Yiğitaslan, Türkiye-İsrail rekabetinin seçim sonucundan bağımsız olarak sürebileceği başlıca alanlardan biri olarak Suriye'yi gösteriyor:
- İsrail'in Suriye'de Türk askeri üslerine karşı çıkması, bölgedeki askeri hareket serbestisini koruma hedefiyle açıklanıyor
- Muhalefetin hükümet kurması hâlinde de bu yaklaşımın değişmesi beklenmiyor
- Ankara açısından ise Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve Şam ile savunma iş birliği yapabilmek temel öncelikler arasında
- İsrail'in Ağustos'ta Suriye'deki bir hava üssüne yaptığı saldırıyı Netanyahu, Türkiye'ye bir mesaj olarak sunmuştu
Özel'e göre İsrail'in bölgesel güvenlik yaklaşımında askeri üstünlüğünü kullanarak tehditlere karşılık verme ve bölgede kendisine denk olabilecek bir gücün ortaya çıkmasını önleme anlayışı öne çıkıyor. Bu yaklaşımın yalnızca Netanyahu ve kabinesiyle sınırlı olmadığının altı çiziliyor.
İsrail muhalefetinin Türkiye'ye bakışı nasıl?
İsrail'de muhalefetteki partiler arasında Türkiye ile ilişkilere dair çok büyük farklar bulunmuyor. Ancak Ankara'nın bölgesel rolünü sınırlamayı savunanların yanı sıra gerilimin tırmanmasının İsrail'e zarar verdiğini düşünenler de var.
Netanyahu'nun başlıca rakipleri ve Türkiye'ye yaklaşımları şöyle:
- Naftali Bennett: Ankara'nın bölgesel etkisini güvenlik sorunu olarak görüyor, İran'a odaklanırken Türkiye kaynaklı tehdidin ihmal edildiğini savunuyor
- Yair Lapid: Türkiye ile tansiyonun düşürülmesi ihtimalinin araştırılmasını istiyor
- Gadi Eisenkot: İtirazları özellikle Suriye ve Gazze üzerinden şekilleniyor, İsrail'in kuzey sınırında da Türk etkisiyle karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor
- Yair Golan: Netanyahu'nun Türkiye ile gerilimi tırmandıran adımlarını eleştiriyor, Ağustos'taki hava üssü saldırısını "kışkırtıcı ve tehlikeli" olarak nitelendiriyor
- Avigdor Liberman: 2015'te Mavi Marmara saldırısı nedeniyle Türkiye'den özür dilenmesini hata olarak nitelendirmiş, Erdoğan yönetimde kaldığı sürece ilişkilerin onarılamayacağını savunmuştu
Türkiye-İsrail ilişkileri nasıl seyretti?
Türkiye-İsrail ilişkileri, 2000'lerin ortalarından itibaren Filistin meselesinin belirleyici olduğu kriz ve normalleşme girişimleri arasında seyretti:
- 2008-2009: İsrail'in Gazze operasyonu ve Erdoğan'ın Davos'ta "Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz" sözleri ilişkilerde kırılma yarattı
- 2010: Mavi Marmara gemisine düzenlenen baskın, en ağır krizi oluşturdu
- 2013-2016: Netanyahu'nun özür dilemesi, tazminat anlaşması ve karşılıklı büyükelçi atamasıyla normalleşme çabaları
- 2018: ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması üzerine Ankara büyükelçisini geri çağırdı
- 2022-2023: Herzog'un Türkiye ziyaretiyle başlayan yeni normalleşme süreci, karşılıklı büyükelçi atamasıyla sonuçlandı
- 2023-2024: Hamas'ın 7 Ekim saldırıları ve Gazze savaşı ilişkileri yeniden krize sürükledi. Ankara büyükelçisini geri çağırdı, ticareti durdurdu
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!