Türkiye, Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'e ev sahipliği yapmak için hazırlanıyor. Hükümet, zirve hazırlık sürecinde sivil toplumun katılımını teşvik edeceğini resmi olarak duyurdu. Ancak yayımlanan yeni bir araştırma, ülkede çevre protestolarına katılan vatandaşların ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.
Araştırmada, Muğla'daki Akbelen Ormanı ile Ordu ve Giresun'daki madencilik karşıtı protestolara ilişkin ayrıntılı incelemeler yer alıyor. Güvenlik güçlerinin barışçıl gösterilere göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve biber gazıyla müdahale ettiği, çok sayıda kişiye idari para cezası kesildiği ve hukuki soruşturmaların aylarca sürdüğü belirtiliyor.
Araştırma kapsamında Ağustos 2026'da 15 bölge sakini, altı avukat ve iki gazeteciyle görüşmeler yapıldı. Dava dosyaları, bilirkişi ve sağlık raporları, fotoğraflar ile idari para cezaları kapsamlı biçimde değerlendirildi.
COP31 İçe Etlik Taahhütleri
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Nisan ayında yayımlanan başkanlık mektubunda sivil toplumun, yerel yönetimlerin, akademinin, özel sektörün ve gençlerin katılımını teşvik edeceklerini bildirdi. Türkiye ve Avustralya'nın mayıs ayındaki ortak mektubunda şeffaflık, kapsayıcılık ve anlamlı katılım vurgulandı. Kurum, Haziran'da Bonn'da zirvenin yaklaşımını diyalog, uzlaşı ve eylem olarak tanımladı.
Araştırma ekibinden Deniz Bayram, Türkiye'nin COP31 hazırlıkları ile çevre protestolarına yönelik uygulamalar arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor: "BM'nin her yıl düzenlenen iklim değişikliği zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye'nin çevre protestolarına yönelik baskıları, muhalif seslere tahammülsüzlüğünün çarpıcı bir göstergesi." Bayram, yetkililerin madenciliğin çevresel etkilerine ilişkin kaygıları dinlemesi gerektiğini ifade ediyor.
Akbelen Ormanı'nda Gözaltılar ve Hukuki Süreçler
Muğla'nın Milas ilçesindeki İkizköy sakinleri, 2019'dan bu yana linyit madeninin Akbelen Ormanı'na genişletilmesine, ağaç kesimlerine ve kamulaştırmalara karşı çıkıyor. Temmuz 2023'teki kesimlere karşı düzenlenen protestolarda en az 40 kişi gözaltına alındı. Bunların 14'ü daha sonra polis memurlarına direnmekle suçlandı. Ağustos 2023'e kadar ormandaki ağaçların yaklaşık beşte üçü, davalar sürerken kesilmişti.
Judici süreçlerle ilgili şu bulgular ortaya konuldu:
- 2023'ten bu yana altı bölge sakini hakkında dava açıldı
- Dört kişi kamu görevlilerine direnme suçundan mahkum edildi; kararlara itiraz edildi
- İki kişi beraat etti
- Bölge sakinlerini temsil eden avukatlara göre en az 55 kişi hakkında daha soruşturma yürütülüyor
63 yaşındaki Ahmet Tatar, üç kez gözaltına alındığını ve hakkında 10 soruşturma açıldığını söylüyor. Sekiz soruşturma hâlâ sürüyor. Tatar iki davada beraat etti; savcılığın itiraz ettiği kararlardan biri onandı. Ayrıca 2023'te jandarmanın kendisini darbettiği ve kamerasını kırdığı yönündeki suç duyurularının reddedildiğini belirtiyor. Uzun soruşturmaların protestolara katılımı caydırdığı değerlendiriliyor.
Esra Işık İki Yıl Hapis Cezasına Çarptırıldı
26 yaşındaki Esra Işık, 649 parseli kapsayan kamulaştırma kararına karşı 30 Mart 2026'da düzenlenen protestoda gözaltına alındı ve 42 gün tutuklu kaldı. 6 Temmuz'da kamu görevlilerine direnme suçundan iki yıl bir ay hapis cezasına çarptırıldı. Kamu görevlilerine hakaret suçundan hükmün açıklanması geri bırakıldı. Avukatları karara itiraz etti.
Görüşülen avukatlara göre çadır ve pankartlar nedeniyle bölge sakinlerine 40 bin ile 250 bin lira arasında idari para cezaları kesildi. Bazı cezaların usulüne uygun tebliğ edilmeden kesinleştiği, banka hesapları ve mal varlıklarına haciz konulduğu belirtiliyor.
Ayrıca avukat İsmail Atal ile Arif Ali Cangı hakkında da ayrı soruşturmalar yürütülüyor. Akbelen protestolarını izleyen gazeteci Zeynep Kuray hakkında 2023'te başlatılan "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" soruşturması 2024'te kapatıldı.
Perşembe Yaylası'nda Altın Madenine Tepki
Ordu'daki Perşembe Yaylası sakinleri, 2026'nın başından bu yana 2024'te izin verilen altın arama faaliyetlerini protesto ediyor. Görüşülen 11 kişi, projeyle ilgili bilgilendirilmediklerini ve görüşlerinin alınmadığını ifade ediyor. 15 Haziran 2026 tarihli bilirkişi raporu, faaliyetlerin yer altı suyu akışını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
29 Temmuz'da sondaj çalışmalarına karşı toplanan 50'den fazla kişiye jandarma müdahale etti. Yaklaşık 15 kişi gözaltına alındı; aralarında 18 yaşından küçük iki kız ve 84 yaşında bir kadın vardı. Dört erkek, gerekçe açıklanmadan yaklaşık sekiz saat tutulduklarını anlattı. Bir protestocu, bazı kişilere yeniden gösterilere katılmayacaklarına ilişkin belge imzalatıldığını ileri sürdü.
Jandarma Şiddeti İddiaları
40 yaşındaki Leyla Acerce, jandarmanın kendisini ittiğini, bayıldığını ve yağmur altında bekletildiğini anlattı. Hastanede yaralanmalarını belgeleyen bir sağlık raporu düzenlendiği aktarılıyor. Nuriye Dilek ve başka bir kadın ise jandarmaların kendilerini sürükleyerek işaretsiz bir minibüse bindirdiğini söyledi. Araştırmacılar iki kadının morluklarını altı gün sonra gördü. Tanıklar, iki kız çocuğunun da saçlarından sürüklendiğini ifade etti.
Bölge sakinleri sık kimlik kontrollerinden de şikayetçi:
- 84 yaşındaki kadın, jandarmanın oğullarını arayıp protestolara katılmasını engellemelerini istediğini belirtti
- 1 Ağustos'taki protestonun ardından 17 trafik cezası kesildi
- Aktivistler sinyal kesici kullanıldığını öne sürerken, incelemede bu cihazları taşıyan fotoğraflar bulundu; ancak fotoğraflar cihazların kullanıldığını tek başına kanıtlamıyor
Sosyal Medya Paylaşımlarına Soruşturma
Perşembe Yaylası sakinleri 27 Ağustos'ta Ordu Valisi'yle görüştü. Nuriye Dilek, jandarma şiddetini anlattığında valinin kendisine "orada ne işi olduğunu" sorduğunu söylüyor. Toplantıya katılan Musa Duman, valiyi eleştiren Facebook paylaşımı nedeniyle 9 Eylül'de "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" şüphesiyle ifadeye çağrıldı.
Giresun'un Görele ve Tirebolu ilçelerinde de altın madenciliği karşıtı protestolar soruşturmalara konu oldu. Yürütme durdurma kararına rağmen sürdürülen madencilik faaliyetlerine karşı 5 Nisan'da protestolar düzenlendi. Mesut Yılmaz, sosyal medya paylaşımları nedeniyle yaklaşık altı saat sorgulandığını, protesto pankartları için kesilen 115 bin liralık cezayı ödediğini anlattı.
NATO Zirvesi Öncesinde 178 Kişi Tutuklandı
Araştırmada, çevre savunucularına yönelik uygulamalar sivil alanın daralması kapsamında ele alınıyor. 2026 NATO zirvesi öncesinde, aralarında doğa koruma gönüllülerinin de bulunduğu 225 kişi hakkında silahlı örgüt üyeliği şüphesiyle gözaltı kararı çıkarıldı.
Suç işlendiğine ilişkin ikna edici kanıt gösterilmeden, mahkemelerin 25-26 Haziran'da:
- 178 kişinin tutuklanmasına karar verildi
- 34 kişi ev hapsine alındı
- Tutuklanan bir doğa koruma örgütünün 13 üyesi sonradan serbest bırakıldı
- 14 gönüllünün ev hapsi kaldırıldı
COP31 Öncesi Haklar Çağrısı
Gözaltılar, uzun soruşturmalar ve para cezalarının ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğünü zayıflattığı belirtiliyor. Türkiye Anayasası'nın 34. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme bu hakkı güvence altına alıyor.
Araştırma ekibi, Eylül ayında İçişleri Bakanlığı ile Milas, Korgan ve Tirebolu Cumhuriyet Başsavcılıklarına sorular gönderdi; rapor yayımlanana kadar yanıt alınamadı. Deniz Bayram, COP31'e katılacak ülkelere çevre savunucularının hakları için seslerini yükseltme çağrısı yapıyor. İklim zirvesinin hedeflerine ulaşması için sivil toplumun anlamlı katılımı gerektiği vurgulanıyor.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!