Geri Dön

Maliyet baskısı altında eriyen hazırgiyim sektörü uzun vadeli destek bekliyor: Kritik eşik aşıldı

Ali Yılmaz

Kıdemli editör, 15 yıllık deneyim

| | 3 dk okuma (436 kelime)
Maliyet baskısı altında eriyen hazırgiyim sektörü uzun vadeli destek bekliyor: Kritik eşik aşıldı

Üretim ve istihdam kaybı derinleşirken sektör temsilcileri kamudan 20 yıllık strateji, öngörülebilir teşvik ve nitelikli üretim odaklı destekler talep ediyor.

Hazırgiyim sanayisi, giderek artan maliyet baskısı ve gerileyen üretim rakamlarıyla mücadele ederken sektör temsilcileri kalıcı bir toparlanma için somut adım bekliyor. 19. İstanbul Hazırgiyim Konferansı kapsamında yapılan konuşmalarda, dönüşüm sürecinin yalnızca şirketlerin çabasıyla sürdürülemeyeceği, kamunun yönlendirici rol üstlenmesi gerektiği vurgulandı.

Konferans, "Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye" temasıyla düzenlendi ve açılış oturumundan sürdürülebilirlik başlığına kadar geniş bir gündem işlendi.

Toparlanma değil, durağanlık sinyali

Kritik Eşikteyiz oturumunda konuşan TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sektördeki gerilemenin durmasının otomatik olarak toparlanma anlamına gelmediğini belirtti. Narbay, "Zemin düzelmeden ve talep ettiğimiz destekler tam olarak sağlanmadan bu dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz" ifadelerini kullandı.

Narbay, rekabet gücünün yalnızca işçilik maliyetiyle ölçülemeyeceğinin altını çizerek şu verileri paylaştı:

  • 2022'den bu yana sektörün birim fiyatında %13 artış gerçekleşti
  • Buna karşılık %21 üretim kaybı kaydedildi
  • Verimlilik yükseliş gösterse de maliyet artışları telafi edilemedi
  • Fiyat artışı katma değer artışına dönüşmedi

Narbay, dönüşümün ön koşulunun bilançoların toparlanması olduğunu belirterek teşviklerin tek elden, performansa ve niteliğe dayalı, ölçülebilir bir sisteme bağlanmasını talep etti. Nitelikli üretim, işgücü planlaması ve Türkiye Markası'na yatırım çağrısında bulunan Narbay, "Mevcut gidişatla 2050'de 30 milyar dolarda kalırız" uyarısında bulundu.

TGSD Müşterek Başkanı Ümit Özüren ise farklı sektörlerin ortak katılımıyla "Türkiye Markası"nı güçlendirecek bir strateji geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Özüren, alıcılara öngörülebilir sipariş ve dönüşüm yatırımlarında işbirliği çağrısı yaptı.

Dünya imalat sanayisi yeniden şekilleniyor

TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, küresel imalat sanayisinin yapısını kökten değiştirecek bir dönüşüm yaşandığını belirterek sektörlerin bu sürece tek başına uyum sağlayamayacağını vurguladı. Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlık avantajının 15 yıl sonra yeterli olmayacağını dile getiren Altınsaç, rekabette Çin'in yanında Hindistan'ın da belirleyici rol üstleneceğini hatırlattı.

Altınsaç, maliyet odaklı değil yeni sistemin gerektirdiği yetkinliklere odaklanılması gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kamu yönlendirici olmalı, bu da beş yıllık planlarla olmaz. 20 yıllık stratejilere ihtiyaç var. İyi olduklarınızı ayrıştırmanız gerekiyor, her şeyi üretemezsiniz."

Kapasite değil, üretim yetkinliği öne çıkmalı

McKinsey Hazırgiyim ve Lüks Moda Küresel Lideri Gemma D'Auria, Türkiye'nin hazırgiyim sektöründe son dönemde ciddi bir daralma yaşandığını açıkladı:

  • Hazırgiyim ihracatı: %21 gerileme
  • Fabrika üretimi: %18 düşüş
  • Sektör istihdamı: %30 kayıp

D'Auria, sektörün artık kapasite satmak yerine üretim yetkinliğiyle öne çıkması gerektiğini söyledi. Kalite, yakınlık ve üretim birikiminin şu alanlarla güçlendirilmesini istedi:

  • Hız ve küçük partilerde üretim
  • Kişiselleştirme ve tasarım ortaklığı
  • İzlenebilirlik ve şeffaflık

Ayrıca küçük işletmelerin hayatta kalabilmesi için birleşme ve ittifak kurmalarını da önerdi.

Sürdürülebilirlik yalnızca çevreyle ilgili değil

Avrupa Parlamentosu eski Başkan Yardımcısı Heidi Hautala, konferansta Türkiye sanayisinin Avrupa pazarıyla ilişkilerini değerlendirdi. Hautala, sürdürülebilirliğin çevre ve iklimle sınırlı kalmadığını, işçilerin çalışma koşulları ve ücretlerinin de kapsama alındığını vurguladı.

Markaların üretim yaptıkları fabrikaları, geçim ücreti ödeme taahhütlerini ve bunların ne ölçüde yerine getirildiğini izlenebilir kılmasının beklendiğini belirten Hautala, AB'nin yeni düzenlemeleri karşısında Türk üreticilere hazırlıklarını ertelememeleri çağrısında bulundu:

"Markaların hangi konularda hesap vermek zorunda kalacağını öğrenmelisiniz."

Hautala, Türkiye'nin kalite ve üretim birikimini sürdürülebilirlik alanındaki gelişmelerle güçlendirebileceğini ve küresel rekabette bu sayede ayrışabileceğini ifade etti.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri