Milli irade vurgunu tartışması: Fon skandalının gölgesinde belediyelere operasyon dalgası

| | 3 dk okuma (495 kelime)
Milli irade vurgunu tartışması: Fon skandalının gölgesinde belediyelere operasyon dalgası

Fon vurgunu 455 bin 758 mağduru beklerken, Mersin ve İstanbul'da eş zamanlı belediye operasyonları gündemi değiştirdi. Siyasi arenada 'ya rozet ya kelepçe' tartışması yeniden alevlendi.

Fon vurgununun ortaya çıkmasının ardından 455 bin 758 mağdur bir çözüm ve tazminat yol haritası beklerken, iktidarın atadığı ilk adım olarak ilk 1 milyon liranın ödeneceği duyuruldu. Ancak mağdurlar için zaman baskısı sürerken, dikkatler belediyelere yönelik operasyonlara kaydı.

16 Eylül'de patlak veren ve uzun süredir sistemli biçimde sürdüğü anlaşılan fon vurgunuyla ilgili hazırlanan stratejinin iki kritik eşiği bulunuyor:

  • Mağdurları yatıştırma: Seslerini yükseltmemelerini sağlamak amacıyla yol haritası oluşturma çabası. İlk aşamada ilk 1 milyon liranın ödeneceği açıklandı, fakat sürenin kısalığı endişe yaratıyor.
  • Sorumluluk sınırını daraltma: Olayın AKP içine ve çevresine sıçramadan, teğet geçip yalnızca şirketler düzeyinde soruşturulması hedefleniyor. Adı açıklanan isimler ise 'tamamen bireysel ve anlık' bir gaflet durumu olarak sunuluyor.

Bu ikili çabanın medyadaki izleri de net görüldü. Yarı resmi ve resmi yayın organlarının son günlerdeki tavrı bu çerçeveyi doğrular nitelikteydi. Ancak mızrak çuvala sığmıyor, soygun borsaya sığmıyor diyen analizler, anlatının pek inandırıcı olmadığını vurguluyor.

Mersin Operasyonu Gündem Değiştirdi

Hafta sonuna kadar kritik bir operasyon beklendiğine dair yorumlar vardı ve bu beklenti erken gerçekleşti. Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, birlikte Mersin'in iki önemli ilçesinin belediye başkanı olarak Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan, toplam 56 kişiyle birlikte gözaltına alındı.

İşlemin çerçevesi ise belirsiz tutuldu: Kamuyu zarara uğratmak! Bu tanım, kamuoyunda ayrıntısız bir suçlama imajı yaratması nedeniyle eleştiriliyor.

Vahap Seçer, meclis sıralarından Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yüzde 60'lık halk desteğiyle geçmiş, yıllardır tanınan bir isim. Mersin'in Türkiye'nin toprak ve insan zenginliğini yansıtan bir kent olduğuna dikkat çekiliyor. Limanıyla başta Ortadoğu olmak üzere dünyaya, Toroslarla Anadolu'ya açılan bereketli bir şehir.

Siyasi tabloya gelince, Mersin'in yapısı iktidar ve muhalefet ilişkilerini de yansıtır nitelikte:

  • Akdeniz Belediyesi 31 Mart 2024 seçimlerinde DEM Parti'den Hoşyar Sarıyıldız kazanmıştı. Sarıyıldız Kasım 2025'te tutuklandı, kaymakam kayyum olarak atandı.
  • Akdeniz'in komşu ilçelerinde MHP'nin gücü belirgin.
  • Vahap Seçer'in tüm partilerin genel kabulünü kazanmış bir başkan olduğu vurgulanıyor.

Sosyal belediyecilik anlamında da Seçer'in çalışmaları kapsamlı: mahalle mutfakları, semt kreşleri, üretici destek paketleri ve resmi sayıya göre 300 bini aşan Suriyeliler için uyum merkezleri dahil geniş bir hizmet yelpazesi bulunuyor.

İstanbul'da da Operasyon Dalgası

Mersin operasyonunun fon vurgununu örtüp örtmeyeceğine dair tartışma sürerken, bir sabah İstanbul'dan da benzer bir haber geldi: Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen'e yönelik operasyon başlatıldı. Özmen, uzman bir yönetici olarak tanımlanıyor ve Ekrem İmamoğlu'nun siyasete kazandırdığı isimler arasında yer alıyor.

24 Saatte Yaşanan Kontrast: Ya Rozet Ya Kelepçe!

Belediye başkanları bağlamında 24 saat içinde ortaya çıkan iki tablo, kamuoyunda sert bir kontrast yarattı:

  1. 30 Eylül akşamı: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay Saray'da ağırlandı.
  2. 1 Ekim sabahı: Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer evinden alınıp Emniyet'e götürüldü.

Cemil Tugay'ın bir gün önce Sosyal Demokrasi Derneği İzmir Şubesi üyeliğinden istifa ettiği, şube başkanı Cengiz Onur tarafından da doğrulandı. Bu tabloya dair analiz çok net: Ya rozet ya kelepçe!

Fon vurgunu bağlamında ayrıca, İstanbul'daki ilçe operasyonlarının adım adım büyükşehri ele geçirmeye yönelik olduğu, bunun sanki gayet demokratik bir hak kullanılıyormuş gibi tartışıldığına dikkat çekiliyor.

Sonuç olarak, belediyelere yönelik bu operasyonların ortaya çıkardığı siyasi tablo, iktidarın kendi yarattığı 'milli irade' söylemiyle çelişiyor. Belediye operasyonlarından doğan sonuç da milli irade vurgunu değil mi? sorusu, kamuoyundaki tartışmanın merkezinde duruyor.

Benzer Haberler

Yorumlar (0)

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri