Hollanda Merkez Bankası (DNB), 2 Eylül'de altın rezervlerinin yaklaşık 86 tonunu mart ile ağustos ayları arasında New York ve Ottawa'dan Londra'ya taşıdığını duyurdu. Banka, operasyonun amacının altını Hollanda'ya geri getirmek olmadığını; rezervlerin likiditesini ve işlem kabiliyetini artırmak, krizlere hazırlığı güçlendirmek ve risk dağılımını dengelemek olduğunu belirtti.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre New York'ta yaklaşık 59 ton altın satılarak Londra'da işlem görebilen altınla değiştirildi. 27 tondan fazla altın ise fiziksel olarak Kuzey Amerika'dan Zeist'teki tesise, oradan da Londra'ya gönderildi. Operasyonun ardından Hollanda'nın altın rezervlerinde Londra'nın payı yüzde 18,1'den yüzde 32,1'e yükseldi.
DNB, Londra'daki altının kriz anlarında daha hızlı kullanılabildiğini vurgulayarak, gelişmenin ABD finans sistemine güven kaybının doğrudan göstergesi olarak yorumlanmasının doğru olmayacağını ifade etti.
Fransa New York'taki son altınını elden çıkardı
Fransa Merkez Bankası, New York'ta tuttuğu son 129 ton altını fiziksel olarak Paris'e taşımak yerine sattı. Temmuz 2025 ile Ocak 2026 arasında gerçekleştirilen 26 işlem sonucunda, Avrupa'da Londra Külçe Piyasası Birliği standartlarına uygun yeni külçeler satın alındı. Bu süreçte 12,8 milyar avro tutarında olağanüstü sermaye kazancı elde edilirken, ülkenin toplam altın rezervi 2 bin 437 ton seviyesinde kaldı.
Fransa böylece altın rezervlerinin tamamını ülke içinde tutmaya başladı. Banka, 2005'ten bu yana uyguladığı politika kapsamında külçelerin standardizasyonunu ve kalitesini artırmayı hedeflediğini; New York'taki altınların bir bölümünün 99,99 saflık standardını karşılamadığını aktardı. Analizlere göre bu operasyonun stratejik sonucu, Fransa'nın altın rezervlerinin tamamı üzerinde doğrudan fiziksel kontrole sahip olması oldu.
Almanya mevcut dağılımını koruyor
Deutsche Bundesbank, 2013-2017 yılları arasında 674 ton altını Frankfurt'a geri getirmişti. 2025 sonu itibarıyla Almanya'nın yaklaşık 3 bin 350 ton altın rezervi bulunuyor. Bu rezervlerin dağılımı şu şekilde:
- 1.710 ton Frankfurt'ta
- 1.236 ton New York'ta
- 404 ton Londra'da
Böylece Almanya'nın altın rezervlerinin yaklaşık yüzde 37'si hâlâ New York'ta yer alırken, Frankfurt ülkenin en büyük altın depolama merkezi konumunda. Almanya son iki yılda dağılımda önemli bir değişiklik yapmadığı için, Hollanda ve Fransa'nın hamlelerinden Avrupa geneline ilişkin kesin sonuçlar çıkarmak zorlaşıyor. Uzmanlar, Avrupa'da ABD'de tutulan altınların kıtaya geri getirilmesine yönelik ortak bir politika bulunmadığını; her merkez bankasının kendi lojistik, güvenlik ve likidite değerlendirmelerine göre karar verdiğini belirtiyor.
Risk yönetimi ve küresel dinamikler
Dünya Altın Konseyi'nin 2026 araştırmasına göre, ankete katılan merkez bankalarının yüzde 10'u son 12 ayda altınlarının tutulduğu yurt dışı merkezleri çeşitlendirdi. Yüzde 9'u ise bunu yakın zamanda yapmayı planlıyor. Londra, ankete katılanların yüzde 57'si tarafından yurt dışında altın saklamak için en çok tercih edilen merkez oldu.
Tüm rezervlerin tek bir şehirde tutulması coğrafi yoğunlaşma riski yaratırken, farklı merkezlere dağıtılması siyasi krizler ve lojistik kesintilerden kaynaklanan riskleri azaltıyor. Rusya'ya 2022'de uygulanan yaptırımlar ve varlıkların dondurulması, yurt dışı rezervlere ilişkin risk değerlendirmelerini önemli hale getirdi. Ancak Avrupa'daki yeniden dağıtımın doğrudan Rusya yaptırımlarına tepki olarak gerçekleştiği söylenemiyor.
Bazı değerlendirmelerde Hollanda'nın hamlesinin ABD tarifelerine karşı misilleme olduğu öne sürülse de bu iddiayı destekleyen bir kanıt bulunmuyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre AB'nin ABD'ye ihracatı 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 30,4 azaldı, ancak altın hareketlerinin bu ticaret gerilimleriyle doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlanmadı.
Altın talebi ve fiyat dinamikleri
Merkez bankalarının altına olan ilgisi son yıllarda artıyor. Dünya Altın Konseyi'ne göre merkez bankaları 2025'te 863 ton, 2026'nın ikinci çeyreğinde ise 289 ton altın satın aldı. Rezerv yöneticilerinin yaklaşık 10'da 9'u, merkez bankalarının altın varlıklarının önümüzdeki 12 ayda artmasını bekliyor.
Ancak mevcut altınların bir ülkeden diğerine taşınması yeni talep yaratmıyor. Hollanda ve Fransa'nın işlemleri toplam altın miktarını artırmadığı için fiyatları doğrudan desteklemiyor. Altın fiyatlarını destekleyen temel unsur, külçelerin hangi kasada tutulduğundan ziyade merkez bankalarının küresel ölçekte rezervlerini artırma eğilimi.
Altın fiyatındaki yükseliş, elde tutulan miktar değişmese bile avro bölgesindeki resmi rezervlerin muhasebe değerini önemli ölçüde artırabiliyor. Avrupa'daki son gelişmeler, altının terk edilmesinden çok, rezervlerin daha likit, erişilebilir ve farklı merkezlere dağıtılmış hale getirilmesine yönelik stratejik bir yeniden düzenleme olarak değerlendiriliyor.