İspanya'da erken seçim kararı: 29 Kasım'da sandık başına gidiyor

| | 5 dk okuma (824 kelime)
İspanya'da erken seçim kararı: 29 Kasım'da sandık başına gidiyor

Başbakan Pedro Sánchez, konut krizi, göç ve sağ popülistlerin yükselişi gölgesinde erken seçime gidiyor. 29 Kasım seçiminin kaderini belirleyecek başlıklar birleşti.

İspanya'da ekonomik göstergeler olumlu bir tablo çizse de, ülke siyaseti aylardır süren kalıcı bir krizin içinde nefes almaya çalışıyor. Başbakan Pedro Sánchez, sürpriz bir hamleyle 29 Kasım'da erken seçime gideceğini duyurdu.

Sánchez neden şimdi seçime gidiyor?

Erken seçim kararının arkasında, hükümetin yaşadığı siyasi bir yenilgi yatıyor. Sánchez'in konut krizine karşı hazırladığı iki acil durum kararnamesi, 2 Ekim Cuma günü parlamentodan geçmedi. Bu kararnamelerle kira artışlarını dizginlemeyi ve kiracıların zorla tahliye edilmesinin önüne geçmeyi amaçlıyordu.

Hükümetin 2023'ten bu yana desteğine ihtiyaç duyduğu Katalan Junts partisinin yedi milletvekili, düzenlemelere destek vermedi. Sánchez şimdi "çok daha geniş bir ilerici çoğunluk" için halktan yetki istiyor.

Bu yenilgi, parlamentodaki tabanı aylardır giderek kırılganlaşan bir hükümeti vurdu. İspanya Parlamentosu 2023'ten bu yana düzenli bir devlet bütçesi kabul edemedi. Ceuta'ya kitlesel göç krizi ile Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve Sánchez'in çevresindeki çeşitli yolsuzluk skandalları da hükümet üzerindeki baskıyı artırdı.

Maricarmen vakası konut krizini patlattı

Sürece Maricarmen vakası da eklendi. 87 yaşındaki Maria del Carmen Abascal'ın başkent Madrid'deki evinden zorla tahliye edilmesi, konut krizini bir anda ülkenin en önemli siyasi konusu haline getirdi. Konut krizi protestolarının sembolüne dönüşen Abascal, evine dönemeden hastanede hayatını kaybetti.

Kararnamelerin reddedilmesi, Sánchez'e kendisini kiracıların koruyucusu olarak konumlandırma imkânı sunuyor. Ancak bu hesabın tutup tutmayacağı tamamen belirsiz.

Sokaktaki baskının rolü

Konut sıkıntısı yaklaşık üç yıldır İspanyolların en büyük kaygıları arasında ilk sıralarda yer alıyor. İspanya Merkez Bankası'nın tahminlerine göre ülkede:

  • Şu anda yaklaşık 750 bin konut açığı bulunuyor
  • Bu sayının 2028'e kadar bir milyonu aşabileceği öngörülüyor
  • 18-34 yaş arasındakilerin yarısından fazlası ya ailesiyle yaşıyor ya da maddi olarak ailesine bağımlı
  • Gayrimenkul fiyatları son dönemde ücretlerden üç kat daha hızlı artıyor
  • Sosyal konutların toplam içindeki payı yalnızca yaklaşık yüzde 1,7

Bu oranla İspanya, Avrupa Birliği'nin alt sıralarında yer alıyor. Maricarmen vakasının ardından Madrid ve başka kentlerde protesto kampları kuruldu, ülke genelinde on binlerce kişi sokağa çıktı. Hükümetin kararnamelerinin reddedilmesinin ardından ülkenin iki büyük sendika konfederasyonu CCOO ve UGT de sonbaharda 24 saatlik genel grev ilan etti.

Ancak cepheler yalnızca hükümet ile muhalefet arasında oluşmuş değil. Kiracı hareketine göre Sánchez'in planları da yeterli değil. Muhafazakâr Halk Partisi (PP) ve iş dünyasının bazı kesimleri ise daha sert kira sınırlamalarının sorunu daha da ağırlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

Mevcut yönetim modeli sarsılıyor

Pedro Sánchez, 2023 seçimlerinden bu yana parlamentoda çoğunluğa sahip olmadan iktidarda bulunuyor. Sosyalistler, sol ittifak Sumar ile koalisyon kursa da ayrıca küçük partilerin oylarına ihtiyaç duydu. Bunlar arasında Bask ve Katalan bölgesel partileri, özellikle de Katalan ayrılıkçı Junts bulunuyordu.

Junts'un yedi milletvekili, hükümetin bir yasa için çoğunluk sağlayıp sağlayamayacağı konusunda defalarca belleyici oldu. Yasama dönemi ilerledikçe bu yapı giderek istikrarsız hale geldi. Yalnızca 2026'nın ilk yarısında hükümet parlamentodaki oylamaların neredeyse dörtte birini kaybetti.

Tıkanıklığın büyüklüğünü devlet bütçesi de ortaya koyuyor. İspanya hâlâ 2023 bütçesiyle yönetiliyor. Çünkü Sánchez, yasama dönemi boyunca yeni bir bütçeyi parlamentodan geçiremedi. Son olarak Junts, ülke çapındaki protestoların ardından siyasi gündemin en üst sıralarına çıkan konut politikasında da hükümete desteğini çekti.

Ceuta göç krizi

Temmuz ayı sonunda kısa süre içinde 70 binden fazla kişi Fas'tan Ceuta'ya geçti. Hükümet krizin kısa süre sonra sona erdiğini açıklasa da iki ay sonra nüfusu yalnızca yaklaşık 80 bin olan İspanyol eksklavında hâlâ en az 10 bin göçmen bulunuyordu. Polis ancak geçen Pazar yaklaşık 3 bin kişinin yaşadığı geçici bir kampı boşalttı.

Kriz, Sánchez'in şimdiye kadar görece liberal olan göç politikasını da değiştirdi. Ortaya çıkarılan bir taslak, iltica süreçlerinin ve sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını ve kuralların sertleştirilmesini öngörüyor. İnsan hakları örgütleri bu planları sert biçimde eleştirdi.

Muhafazakâr cephenin durumu

İlk bakışta muhafazakâr Halk Partisi (PP), Kasım sonundaki erken parlamento seçimlerinde en büyük grubu oluşturabilecek parti olarak öne çıkıyor. Ancak son aylarda asıl yükselişi yaşayan parti sağ popülist Vox. Parti şu anda anketlerde yaklaşık yüzde 18'e ulaşıyor. Bu oran 2023 seçimlerine kıyasla yaklaşık altı puanlık bir artış anlamına geliyor.

Vox'un güçlenmesi, PP lideri Alberto Núñez Feijoo açısından merkez sağdaki partilerin birlikte hükümet çoğunluğu sağlayabilme ihtimalini artırıyor. Ancak Vox lideri Santiago Abascal, olası bir iş birliği için giderek daha iddialı koşullar öne sürüyor. Bunlar arasında:

  • İspanyol vatandaşlarına öncelik verilmesi
  • Ekonomide daha fazla deregülasyon
  • "Remigrasyon" olarak adlandırılan, göçmenlerin geldikleri ülkelere geri gönderilmesini de içeren çok daha sert bir göç politikası

Bu durum Feijoo'yu zor bir dengeyle karşı karşıya bırakıyor. Sánchez'i iktidardan uzaklaştırmak için siyasi merkezin seçmenlerini de kazanması gerekiyor. Aynı zamanda hükümet çoğunluğu için seçim kampanyasını daha sağcı söylemle yürüten bir ortağa ihtiyaç duyabilir.

Seçim Avrupa'nın siyasi yönünü etkiler mi?

Sánchez, şu anda Avrupa'da ABD Başkanı Donald Trump'ı açıkça eleştiren en önemli isimlerden biri olarak değerlendiriliyor. Sánchez, Trump'ın savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarılması talebine karşı çıktı. İran'a karşı savaşta İspanya'daki ABD üslerinin kullanılmasına izin vermedi ve ABD ile İsrail'in saldırılarını eleştirdi. Trump bunun üzerine bir dönem İspanya ile ticari ilişkileri kesmekle bile tehdit etti.

Sánchez aynı zamanda kendi görece liberal göç politikasını açık biçimde Trump'ın sınır dışı politikasının karşısına koyuyor ve ABD'deki "teknoloji oligarklarını" hedef alıyor.

Ayrıca büyük bir AB ülkesinin en önde gelen sosyal demokrat hükümet başkanlarından biri olan Sánchez'in kaybı, AB'de Donald Trump'a karşı en yüksek sesle itiraz eden liderlerden birinin sahneden çekilmesi anlamına gelebilir. Sürekli artan savunma harcamalarına karşı çıkan, göç politikasında daha liberal bir çizgiyi savunan ve Gazze savaşında İsrail'i Avrupa'daki birçok mevkidaşından daha sert eleştiren bir hükümet başkanının kaderi, 29 Kasım'da belirlenecek.

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Yorumlar (0)

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri