İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, kamuoyunda "Mekke Antlaşması" olarak bilinen Mekke Ortak Savunma Antlaşması'na karşı Kadıköy İskele Meydanı'nda bir araya geldi. Eylemde, antlaşmanın Türkiye'yi Orta Doğu'daki askeri gerilimlerin içine çekebileceği belirtilirken, TBMM'ye anlaşmayı onaylamama çağrısı yapıldı.
Eylemde, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile oluşturduğu savunma iş birliğinin bölgesel çatışmalara muhtemel etkileri ele alındı. Antlaşmanın olası askeri yükümlülüklerinin ülke ekonomisine ve emekçilere olumsuz yansıyabileceği vurgulandı.
Arslanoğlu: "Gençler Başka Ülkelerin Çıkarları İçin Savaşa Gönderilmemeli"
DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, eylemde yaptığı konuşmada antlaşmanın perde arkasını şöyle değerlendirdi:
"Suudi emperyalizminin başı sıkıştığı zaman, bu Amerikan emperyalizminin başının sıkışması anlamına gelir. Hemen Türkiye'den ve Pakistan'dan bir el uzatıldı. Mekke İttifakı diyorlar. Bu coğrafyada insanlar Mekke adını duyunca dinsel nedenlerle bir saygı duyarlar. Adını da o nedenle seçmişler. Ama aslında yapmak istedikleri, Amerikan emperyalizminin askeri olarak Anadolu coğrafyasından gençleri göndermek üzere bir antlaşmanın yeniden imza edilmesi."
Arslanoğlu, üç yıldır Filistin'de çocukların katledilmesine rağmen Türkiye'nin yalnızca göstermelik hareketlerde kaldığını, Suudi Arabistan'ın ve Amerika'nın işi zora girdiğinde ise aynı refleksin gösterildiğini söyledi. Anadolu'daki yoksul halk çocuklarının Amerikan emperyalizmine asker olarak gönderilmek istendiğini ifade eden Arslanoğlu, şöyle devam etti:
"Biz çocuklarımızın asla emperyalizme askerlik yapmasını istemiyoruz. Tarihin doğru tarafında durmaya ve aynı mücadeleyi devam ettirmeye kararlıyız."
BASIN AÇIKLAMASI: "SAVAŞ HEVESİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL"
Eylemde basın metnini okuyan Emekçi Hareket Partisi'nden Ulaş Deniz Ülküseven, antlaşmanın 7 Ağustos'ta halka danışılmadan kapalı kapılar ardında imzalandığını belirtti. Metnin Dışişleri Komisyonu'ndan geçirilerek Meclis Genel Kurulu'na getirilmeye hazırlandığını kaydeden Ülküseven, Meclis onayı beklenmeden 5 Ekim'de Riyad'da Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin toplandığını, savaş ittifakının kurumlarının fiilen işletilmeye başlandığını söyledi.
Suudi Arabistan'a askeri kuvvet gönderme kararının bir tezkere ile Meclis'e onaylatılmak istendiğini vurgulayan Ülküseven, "Halkın egemenliğini böylesine hiçe sayan bu anlayış, savunma iddiasının ardına gizlenmiş bir savaş hevesinden başka bir şey değildir" dedi.
Yemen Savaşı ve Filistin Vurgusu
Ülküseven, antlaşmanın imzalandığı koşulların içeriğinin niteliğini açıkça ortaya koyduğunu ifade ederek şunları aktardı:
- ABD emperyalizmi ve İsrail, Gazze'de bir halkı soykırımla yok etmeye çalışırken Lübnan ve Suriye'ye saldırıyor, İran'a karşı ortak bir savaş yürütüyor.
- Suudi hanedanı ile nükleer güç Pakistan'ın yanına Türkiye'yi de katan bu üçlü yapı, ABD'nin müttefiklerini İran çevresinde yeniden konumlandırma politikasının bir halkasıdır.
- Antlaşmanın bir hükmüne göre taraflardan birine yönelen saldırı, tümüne yönelmiş sayılıyor. Bu durumda Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşı, Pakistan'ın Hindistan ve Afganistan ile gerilimi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırganlığı Türkiye'nin de sorumluluk alanına giriyor.
- Antlaşma onaylanırsa, çıkış hakkı on yıl boyunca askıya alınmış olacak.
Ülküseven, Filistin için yıllardır gözyaşı dökenlerin Gazze'nin, Suriye'nin, İran'ın ve Yemen'in üzerine yağan bombaların ortağı olduğunu söyleyerek, bunun iktidarın ikiyüzlü dış politikasının kanıtı olduğunu ifade etti.
"Körfez Sermayesine Kurban Edilmesine Sessiz Kalmayacağız"
Suudi monarşisinin 2015'ten bu yana Yemen'i hem bombaladığını hem de ambargo ile açlığa mahkûm ettiğini hatırlatan Ülküseven, kıtlık, salgın hastalıklar ve yerinden edilmenin milyonlarca insanın hayatını yıktığını belirtti.
Kore'ye NATO'ya kabul edilmek için sürülenlerin de emekçi çocukları olduğunu hatırlatan Ülküseven, "Aynı oyun yeniden sahnede. Körfez sermayesinin kârı, emperyalizmin planları uğruna yoksul halk çocukları cepheye sürülmek isteniyor" dedi.
Silahlanma harcamalarının eğitimden, sağlıktan, barınmadan ve insanca ücretten kesilerek savaş ittifaklarına aktarıldığını belirten Ülküseven, ekonomik tabloyu şu cümlelerle özetledi:
- Net asgari ücret 28 bin 75 lira
- Açlık sınırı 37 bin 388 lira
- Asgari ücretli 29 aydır açlık sınırının altında yaşıyor
Ülküseven, "Savaş hâli gerekçesiyle ücretlerin bastırılmasına, grev ve eylem yasaklarının artırılmasına, baskıların sürdürülmesine asla izin vermeyeceğiz" dedi.
Limanda İşçilerden Ortak Çağrı: "Savaş İçin Çalışmayacağız"
Ülküseven, Avrupa'da emekçilerin yoksulluğun savaş politikileriyle bağını sokakta haykırdığını belirterek, son dönemde yaşanan gelişmeleri şöyle sıraladı:
- Yüzlerce liman işçisi, silah sevkiyatına ve limanların militarizasyonuna karşı bir araya geldi.
- Fransa'da liman işçileri greve çıktı.
- İtalya'da liman işçileri genel grevle aynı gün sokaktaydı, on binlerce kişi yürüdü.
- Türkiye'de Haydarpaşa, Mersin ve Gemlik'te liman işçileri "Soykırıma liman yok" diyerek aynı çağrıya katıldı.
Hepsinin ortak sözünün aynı olduğunu belirten Ülküseven, "Liman işçileri savaş için çalışmaz. Savaş için çalışmayacağız, savaş için ölmeyeceğiz" dedi.
TBMM'ye Açık Çağrı
Bölgede yeni savaş cepheleri açılmaya çalışıldığını belirten Ülküseven, "Barıştan söz edip yeni savaş ittifakları kurmalarına razı gelmeyeceğiz" ifadesini kullandı.
TBMM'ye çağrılarını açık şekilde dile getiren Ülküseven, sözlerini şöyle tamamladı:
"Mekke Antlaşması'nı reddedin, savaş tezkeresine ret oyu verin! Bu savaş ittifakına el kaldıranlar, emekçi halkın vicdanında ve tarihin önünde hesap verecektir. Buradan bütün işçi ve emekçileri, kadınları, gençleri, ezilen halkları, bu savaş planına karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Bu savaşın faturasını ödeyecek olanlar, buna dur diyecek olanlardır."
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!