Fransa'da yeni eğitim yılıyla birlikte alevlenen eğitim reformu çağrıları, gün geçtikçe ülke çapında genişleyen bir protesto dalgasına dönüştü. Gerilimin fitili, okulların açıldığı ilk haftalarda sınıfların gittikçe kalabalıklaşmasıyla ateşlendi.
Liseli öğrenciler, yeni eğitim yılında sınıflara eklenen fazla öğrenci sayısının kalabalığı daha da artırdığını belirterek sosyal medya üzerinden daha iyi eğitim koşulları talebiyle seslerini duyurmaya başladı. Yüzlerce okul bizzat öğrenciler tarafından ablukaya alındı.
Öğrencilerin talep listesi netti
Protestoları başlatan liselilerin talepleri aslında oldukça somut ve netti:
- Okullardaki altyapının iyileştirilmesi
- Aşırı kalabalık sınıfların bölünmesi
- Ders programlarının seyreltilmesi
- Öğretmen ve personel eksikliği olan okullara atama yapılması
- Yetersiz ödeneğe çözüm bulunması
- Üniversite kabul platformlarının yeniden düzenlenmesi
Son sınıf öğrencileri, yükseköğretim kabul sistemini adil bulmadıklarını ve seçici davrandığını savunarak bu listenin baş sırasına üniversite yerleştirme sisteminin reformunu ekletti.
Protestolar ülke çapına yayıldı
17 Eylül'de çağrılara yanıt alamayan öğrenciler, ülke genelinde eylem çağrısı yaptı. Bu süreçte 24 okulda öğrencilerin neden olduğu yangın çıktı. Yavaş yavaş ulusal ve uluslararası medyada yer bulan eyleme önce öğretmenler, ardından üniversite öğrencileri destek verdi. Sendikalar ve çiftçilerin de sahaya çıkmasıyla protestolar genişledi.
Talepler yalnızca eğitim reformuyla sınırlı kalmadı. Halk kesimlerinin de katıldığı hareket, hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatlarına karşı büyük bir gösteriye dönüştü. Hafta sonu bu dalganın zirvesi yaşandı.
Hafta sonu 500 binden fazla kişi sokağa indi
Ülkenin resmi verilerine göre hafta sonunda tam 110 ayrı yürüyüşe 500 binden fazla kişi katıldı. Sendikalar ise katılımcı sayısını 800 bin olarak açıkladı.
Eylemciler arasında bu kez sarı yelekliler de vardı. Yaklaşık 10 yıl önce benzin fiyatlarındaki artışa karşı sarı yelek giyerek protesto başlatanlar, bugün benzer bir isyanın içinde.
Benzin fiyatları 2,4 Euro'yu gördü
Ukrayna-Rusya savaşının tetiklediği enerji maliyetleri, İran-ABD savaşının ardından Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla doruk noktasına ulaştı. Hem arz hem de fiyat tarafında ciddi sorunlar yaşayan Avrupa'da akaryakıt fiyatları yüzde 30'un üzerinde artış kaydetti. Fransa genelinde benzin litresi 2,4 Euro seviyesine çıktı.
Çalışanların harcamaları enflasyon ve akaryakıt kriziyle artarken maaşların çoğu zaman yerinde sayması, geçim sıkıntısını daha da derinleştirdi. Büyük şehirler dışında toplu taşıma altyapısının zayıf olduğu ülkede bir depo benzin artık 100-150 Euro tutuyor.
Uzmanlar, sorunun yalnızca petrol krizi değil, doğrudan bir akaryakıt krizi olduğunu vurguluyor.
Avrupa genelinde yayıldı
Geçim sıkıntısının tetiklediği tepki yalnızca Fransa'da değil, hafta sonu İtalya, İspanya ve Arnavutluk'ta da benzer eylemler düzenlendi. Trump yönetiminin Avrupa'nın kendi savunma bütçesini artırmasını istemesi nedeniyle halk üzerindeki kemer sıkma baskıları da protestoları besleyen bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Macron'un 8 dakikalık konuşması yetersiz kaldı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kameralar karşısına geçti ancak sadece 8 dakika süren konuşması beklentilerin çok uzağında kaldı. Geçmişte çok daha küçük çaplı gösterilerde olağanüstü hâl uygulaması devreye sokan yönetim, bu kez aynı adımı atamadı.
Macron, içişleri bakanının istifasını geri çevirdi. Valilere, şiddet ve vandalizmi bastırma konusunda ek yetki vermekle yetinildi. Siyasi parti ve sendika liderlerine her türlü şiddeti kınamaları yönünde çağrı yapan Macron, Birleşik Arap Emirlikleri ziyaretini de iptal etmedi.
Yükün büyük bölümü başbakanın omuzlarına devredildi. Önümüzdeki günlerde parti, sendika ve öğrenci temsilcileri başbakan tarafından ayrı ayrı kabul edilecek.
2 bin 400 kişi gözaltına alındı
Yalnızca hafta sonunda yaşanan vandalizm görüntüleri kapsamında 2 bin 400 kişi gözaltına alındı. Yetkililer, gözaltına alınanların yarısının yağma ve yakma eylemlerini teşvik eden veya örgütleyen kişiler olduğunu açıkladı.
Hükümet ve aşırı sağ partiler, şiddet olaylarının arkasında aşırı sol Boyun Eğmeyen Fransa Partisi üyelerinin bulunduğunu öne sürüyor. Parti bu iddiayı reddederek asıl sorumlunun hükümetin başarısız bütçe yönetimi olduğunu vurguluyor.
Macron artık 'topal ördek' muamelesi görüyor
Bir dönem parlak fikirleri, gençliği ve enerjisiyle Fransa'nın değil Avrupa Birliği'nin ufkunu genişletecek lider olarak görülen Macron, bugün tam tersi bir tabloyla karşı karşıya. Fikirlerinin artık fazla ciddiye alınmadığı, 'görev süresi bitse de gitse' denilen bir 'topal ördek' olarak değerlendiriliyor.
Bu siyasi çöküş, yalnızca Fransa'yı değil tüm Avrupa'yı etkiliyor. Halkın beklentilerini karşılayamayan liderlerin yerine aşırı sağ partilerin yükselişini kolaylaştırdığı gözlemleniyor.
Aşırı sağcı Marine Le Pen, bahar aylarında yapılacak seçimde daha önce üç kez girdiği ve kaybettiği cumhurbaşkanlığı yarışında bu kez zafere ulaşabilir. Tabii hakkında kamu kaynaklarını usulsüz kullanma davasında bir mahkeme engeliyle karşılaşmazsa...
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!