Çatışma ve kırılganlıktan etkilenen ekonomilerde çalışma koşullarındaki derin farklar, güncel veri setiyle bir kez daha gözler önüne serildi. 2025 yılı verilerine göre bu ekonomilerde çalışanların yalnızca yüzde 23'ü ücretli veya maaşlı bir işte yer alırken, desteklenen tüm ekonomilerde bu oran yüzde 47'ye çıkıyor.
Maaşlı işlerin düşük oranı, nüfusun işsiz olduğu anlamına gelmiyor; çalışanların önemli bir bölümü kendi hesabına veya aile işletmelerinde faaliyet gösteriyor. Ancak bu işlerde düzenli ücret güvencesi bulunmayabiliyor, bu da istihdam biçimlerindeki yapısal farklılığı vurguluyor.
Maaşlı çalışan oranı yüzde 23'te kaldı
Düzenli maaşlı işlerin yaygınlığı, ekonomilerin gelir yapısı için kritik bir gösterge oluşturuyor. Krizden etkilenen ülkeler arasında bile belirgin farklılıklar mevcut. Orta gelirli kırılgan ekonomileri kapsayan IBRD ülkelerinde maaşlı çalışan oranı yüzde 61'e ulaşırken, daha düşük gelirli IDA ülkelerinde bu oran yalnızca yüzde 19.
Bu uçurum, çatışma ve ekonomik kırılganlık yaşayan ülkelerin çalışma hayatında aynı koşullara sahip olmadığını ortaya koyuyor.
Yoksulluk oranı dünya ortalamasının dört katı
2024 yılı yoksulluk verileri, gelir yetersizliğinin boyutunu net biçimde gösteriyor. Satın alma gücü paritesine göre günlük 3 doların altında yaşayanların oranı, kriz ekonomilerinde yüzde 38,9 iken dünya genelinde yalnızca yüzde 10,1.
Son 23 yılda her iki grupta da yoksulluk azaldı; ancak kriz ekonomilerinde oran 2001'deki yüzde 48,7'den 38,9'a gerilerken, dünya genelinde 35,3'ten 10,1'e düştü. Bu durum, küresel ilerlemenin kriz bölgelerine aynı ölçüde yansımadığını ve gruplar arasındaki farkın daralmak yerine büyüdüğünü gösteriyor.
Daha yüksek bir eşiği olan günlük 8,30 dolar baz alındığında tablo daha da ağırlaşıyor:
- Kriz ekonomilerinde nüfusun yüzde 81,1'i bu sınırın altında kalıyor
- Dünya genelinde bu oran yüzde 46,2 seviyesinde
- Çatışma bölgelerinde her beş kişiden yaklaşık dördü yoksulluk sınırının altında yaşıyor
Her üç çocuktan biri büyüme geriliği yaşıyor
Ekonomik kırılganlığın en ağır sonuçlarından biri çocukların beslenmesinde görülüyor. Desteklenen ekonomilerde beş yaş altı çocuklarda büyüme geriliği oranı 2020'de yüzde 24,5 iken 2024'te yüzde 25,3'e yükseldi. Çatışma ve kırılganlık yaşayan ekonomilerde ise yaklaşık her üç çocuktan biri bu sorunla karşı karşıya. Dünya genelinde büyüme geriliği yaşayan yaklaşık 150 milyon çocuğun yüzde 99'u bu ekonomilerde yaşıyor.
Ülke bazlı veriler, sorunun bazı bölgelerde çok daha ağır olduğunu gösteriyor:
- Nijer: Beş yaş altı çocukların yüzde 48,3'ünde büyüme geriliği görülüyor
- Papua Yeni Gine: Oran yüzde 47,6 seviyesinde
- Yemen: Yüzde 47,4 ile benzer bir tablo söz konusu
Bu üç ülkede neredeyse her iki çocuktan biri yaşına göre beklenen boya ulaşamıyor. Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Etiyopya'da ise büyüme geriliği yaşayan çocukların toplam sayısı 27 milyona ulaşıyor.
Temel su ve sanitasyona erişim düşük
Temiz suya erişim de kriz ekonomilerinde kritik bir sorun olmayı sürdürüyor. 2024 verilerine göre desteklenen ekonomilerde nüfusun yüzde 90'ı temel içme suyu hizmetlerine ulaşabilirken, çatışma ve kırılganlıktan etkilenen ekonomilerde bu oran yüzde 71'de kaldı.
Sorun, temel temizlik koşullarında daha da belirginleşiyor:
- Krizden etkilenen ekonomilerde nüfusun yalnızca yüzde 47'si temel sanitasyon hizmetlerine ulaşabiliyor
- Evinde sabun ve su bulunan el yıkama imkânına sahip nüfusun oranı ise yüzde 39
- Buna karşılık orta gelirli kırılgan ekonomilerin küçük bir bölümünde su, sanitasyon ve el yıkama erişimi yüzde 96'yı aşıyor
Yerinden edilen kişi sayısı hâlâ 2010'un 3,7 katı
Çatışmalar ve istikrarsızlık nedeniyle zorla yerinden edilen kişi sayısı da kriz tablosunun önemli bir göstergesi. Krizden etkilenen ekonomilerde bu sayı 2024'te 69,7 milyonken, 2025'te 61,9 milyona geriledi. Ancak bu düşüşe rağmen rakam, 2010 yılındaki 16,8 milyonun yaklaşık 3,7 katı seviyesinde bulunuyor.
Sudan, Suriye, Afganistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Ukrayna, uzun dönemli artışın öne çıktığı ülkeler arasında yer alıyor. Veriler, son yıldaki gerilemeye rağmen insani krizin boyutlarının hâlâ büyük olduğunu gösteriyor.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!