Eğitim ve Bilim İş Görenleri Sendikası, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu'nda yer alan düzenlemelere karşı Danıştay'da yürütmenin durdurulması ve iptal istemiyle dava açtı. Sendikanın açıklamasına göre kılavuzdaki kurallar, öğretmenlerin soru hazırlama yetkisini sınırlıyor ve puanların e-Okul'a girilmesini angaryaya dönüştürüyor.
Dava konusu hükümlerle, okul zümrelerinin hazırlayacağı soruların iki soruyla sınırlandırıldığı, diğer soruların ise merkezi soru havuzuna bağlandığı ifade edildi. Havuz sorularının öğretmenlere yalnızca sınavdan dört gün önce açıldığı belirtilerek, öğrencisini tanıyan, öğrenme sürecini izleyen ve ihtiyaçlarını belirleyen öğretmenin ölçme-değerlendirmedeki belirleyici rolünün bu uygulama nedeniyle daraltıldığı vurgulandı.
Öğretmenin merkezden gönderilen soruları uygulayan ve sonuçları sisteme aktaran bir görevliye indirgenemeyeceği kaydedildi. Öğrencinin hazırbulunuşluğunu, gelişimini ve öğrenme güçlüklerini doğrudan gözlemleyen öğretmenin mesleki birikiminin sınavın hazırlanmasına yansıyabilmesi gerektiği, öğretmenin akademik özgürlüğünün ve pedagojik takdir alanının korunmasının önemi dile getirildi.
Merkezi model eşitsizliği derinleştirebilir
Sendikanın açıklamasında, okulların koşulları, sınıf mevcutları ve öğrencilerin eğitim olanaklarının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekilerek şu değerlendirmeler yapıldı:
- 40 kişilik sınıf ile 15 kişilik sınıf arasında aynı öğrenme koşullarının bulunmadığı, bu farklılıkları yeterince gözetmeyen merkezi bir modelin eğitimde eşitliği sağlayamayacağı vurgulandı.
- Öğrencilerin farklı öğrenme süreçlerini yok sayan standartlaştırmanın mevcut eşitsizlikleri derinleştireceğinin altı çizildi.
- Kılavuzdaki soru bazında puan girişi zorunluluğunun öğretmenlere ağır bir idari iş yükü yüklediği belirtildi.
Sınavların okunması ve değerlendirilmesine eklenen bu yükün, yeterli bilgisayar, internet ve çalışma imkânı sağlanmadan öğretmenlerin üzerine bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. Öğretmenin öğrenciye ve ders hazırlığına ayıracağı zamanın binlerce verinin girişine harcanmaması gerektiği, Bakanlığın görevinin öğretmenin mesleki yetkisini daraltmak ve emeğini angarya niteliğindeki yüklerle kuşatmak değil, okulların ihtiyaçlarını karşılamak, eşitsizlikleri gidermek ve öğretmenin eğitim sürecindeki rolünü güçlendirmek olduğu kaydedildi.
Açıklamanın sonunda, söz konusu düzenlemelere karşı Danıştay nezdinde dava açıldığı belirtilirken, öğretmenlerin mesleki haklarının ve her çocuğun laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız, karma ve nitelikli eğitim hakkının savunulmaya devam edileceği vurgulandı.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!