Geri Dön

Yeşilay'dan çarpıcı rapor: Bağımlılığın çevre üzerindeki görünmeyen yükü raporlandı

Ayşe Demir

Editör, ekonomi ve finans uzmanı

| | 3 dk okuma (477 kelime)
Yeşilay'dan çarpıcı rapor: Bağımlılığın çevre üzerindeki görünmeyen yükü raporlandı

COP31 öncesinde açıklanan iki kapsamlı araştırma, bağımlılık yapıcı ürünlerin çevreye ve ekosistemlere verdiği zararın boyutlarını gözler önüne serdi.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti öncülüğünde hazırlanan "Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu" ile "Yeşilay Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması"nın sonuçları, Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde kamuoyuyla paylaşıldı.

Bağımlılık sadece insanı değil, doğayı da etkiliyor

Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılıkla mücadeleye ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bağımlılığın bir insanın başına gelebilecek en kötü şey olduğuna dikkat çeken Dinç, bu sorunun yalnızca bireyi değil, tüm toplumu ve doğal yaşamı da doğrudan etkilediğini vurguladı.

Dinç, "Bağımlılık sadece insana zarar vermiyor, topluma zarar vermiyor. Aynı zamanda tabiataya, çevreye, dünyaya da zarar veriyor. Uçan kuşu, yüzen balığı, ormandaki ağacı, kırdaki çiçeği ilgilendiriyor" ifadelerini kullandı.

Bağımlılık endüstrisinin karbon ayak izinden su tüketimine, atık üretimine kadar düzenli raporlamalar yapması gerektiğini belirten Dinç, şu maddelerin hayata geçirilmesinin elzem olduğunu dile getirdi:

  • Bağımlılık yapıcı ürünlerden kaynaklanan çevresel zararların giderilme maliyetlerinin endüstrinin sorumluluğunda olması
  • Atık su, çevre ve sağlık verilerine dayalı bir izleme ve erken uyarı sisteminin oluşturulması
  • İleri biyolojik arıtma tesislerinin yaygınlaştırılması
  • Bağımlılıkların önlenmesinin çevre ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına entegre edilmesi
  • Bağımlılık kaynaklı çevresel zararların mevzuatta tam ve net biçimde tanımlanması
  • Talebi azaltan politikalarla çevresel zararların kaynağında önlenmesi

"Dirençli toplum ile dirençli iklim arasında doğru ilişki var"

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, toplumun dirençliliği ile iklim değişikliği arasındaki bağı ele aldı. Kiraz, bağımlı toplumların iklim kaynaklı afetler ve acil durumlar karşısında daha fazla risk altında olduğunu, kişinin tedaviye ve destek mekanizmalarına erişiminin azalması durumunda bu duyarlılığın daha da artacağını ifade etti.

Bununla birlikte Kiraz, her iklim olayının doğrudan bağımlılığa yol açtığının söylenemeyeceğini ve tek yönlü bir ilişki kurmanın bilimsel olarak doğru olmadığını da sözlerine ekledi.

Bağımlılığın görünmeyen yüzü: Sağlık masrafları ve çevre etkisi

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Seval Palteki, bağımlılığın çevre üzerindeki iki temel mekanizmasını anlattı. Palteki, üretim aşamasında tarım arazilerinin kullanılmasından ham madde üretimine, su ve enerji kullanımına kadar tüm süreçlerin ciddi bir çevresel ayak izi bıraktığını belirtti. Talebi azaltmanın, bu gereksiz enerji ve su kullanımının önüne geçmek anlamına geldiğine dikkat çekti.

İkinci mekanizmanın ise bağımlılığın daha görünmeyen ve dolaylı yüzü olduğunu kaydeden Palteki, tütün ve alkol kaynaklı hastalıkların sağlık hizmetleri üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu vurguladı:

  • Tütün bağımlılığı kanser taramalarını, tanı teknolojilerini ve bunların enerji tüketimini artırıyor
  • KOAH gibi hastalıklar hastaların sürekli ventilasyon cihazı kullanmasını gerektiriyor
  • Alkol kanserojen etkisiyle sosyal içicilikte bile sağlık sistemine yük bindiriyor

Atık sulardaki psikoaktif maddeler ölçüldü

Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evşen Güzel, atık su arıtma tesislerinde yürütülen bilimsel çalışmanın detaylarını aktardı. Çukurova Üniversitesi, Cerrahpaşa Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü'nün yürüttüğü ortak çalışmada, farklı illerdeki tesislerden eş zamanlı olarak yedi gün boyunca kompozit örnek toplandı.

Örneklerin ileri teknoloji cihazlarla analiz edilmesinin ardından çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı:

  • Biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin %82 ile %100'ü giderildi
  • Yalnızca ön arıtma olan tesislerde giderim oranı neredeyse yok seviyesinde kaldı

Güzel, bu durumun son derece kritik bir soruna işaret ettiğini belirterek, atık su arıtılmadan çevreye verilmesi halinde su ekosistemlerinde ve çevrede toksik etkiler oluşabileceğini, bağımlılık yapıcı kirleticilerin canlılarla temasında ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade etti.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri