YENİ Parti İzmir İl Örgütü, Bayraklı Tepekule Kongre Merkezi'nde düzenlenen 1. Olağan İl Kongresi'nde bir araya geldi. Kongrede söz alan İl Başkanı Çağatay Güç, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni eleştiren Güç, devlet kurumlarının zayıflatıldığını, yargı bağımsızlığının ciddi biçimde zarar gördüğünü ve basın özgürlüğünün yok olma noktasına geldiğini söyledi. Türkiye'nin yeniden demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olması için mücadele edeceklerini vurgulayan Güç, YENİ Parti'nin değişim ve umut iddiasıyla yola çıktığını belirtti.
Kongrede konuya ilişkin öne çıkan başlıklar ise şöyle:
Cumhuriyet tarihinin en ağır krizlerinden biri
Parti örgütüne teşekkür ederek konuşmasına başlayan Güç, YENİ Parti'nin kuruluş amacına dikkat çekti. Güç, "Adımız YENİ! Çünkü yeni olmak; değişimin, gelişimin, umudun ve daha iyi bir geleceğin iddiasını taşımaktır" dedi. Türkiye'nin geleceğinin, geçmişin doğru anlaşılması ve bugünün sorunlarıyla yüzleşilmesiyle inşa edilebileceğini dile getirdi.
Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinin en ağır siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerinden birini yaşadığını savunan Güç, dünyada ekonomik ve siyasal dönüşümün emeği, üretimi, dayanışmayı ve toplumsal adaleti geri plana iten bir düzen ortaya çıkardığını ifade etti. Hakça bölüşümün yerini ayrıcalıklı kesimlerin zenginleşmesinin, sosyal devletin yerini derin yoksulluğun aldığını belirten Güç, "Ülkemiz, bu düzenin en ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri haline geldi" şeklinde konuştu.
Yargı bağımsızlığı ağır yara aldı
Güç, iktidarın 25 yıldır devletin kurumlarını güçlendirmek yerine zayıflattığını, kuralları uygulamak yerine kendisine göre değiştirdiğini öne sürdü. 2017 Anayasa değişikliğiyle hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin güçler ayrılığı ilkesini ve denge-denetim mekanizmalarını büyük ölçüde ortadan kaldırdığını söyleyen Güç, yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin bozulduğunu vurguladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin etkisinin bilinçli olarak azaltıldığını savunan Güç, şu tespitlerde bulundu:
- Yargı bağımsızlığı ağır yara aldı.
- Basın özgürlüğü yok edilme noktasına geldi.
- Örgütlü toplumsal hareketleri yok etme anlayışı devlet politikası haline geldi.
Üretenin değil, ayrıcalıklı olanın kazandığı bir düzen
Ekonomik krizin faturasının emekçilere, emeklilere, çiftçilere ve dar gelirlilere çıkarıldığını belirten Güç, kamu kaynaklarının kullanımına tepki gösterdi. Güç, "Bir tarafta kamu kaynaklarından beslenen ayrıcalıklı bir kesim, diğer tarafta emeğinin karşılığını alamayan milyonlar var. Emekliye gelince kaynak bulamayanlar, çiftçiye destek veremeyenler, asgari ücretliyi açlık sınırına mahkûm edenler; belirli çevrelere kaynak aktarmakta hiçbir sakınca görmüyor" ifadelerini kullandı.
Üretenin değil, ayrıcalıklı olanın kazandığı; çalışanın değil, iktidara yakın olanın korunduğu bir düzenin kurulduğunu dile getiren Güç, bu düzenin bedelini işçiler, emekliler, çiftçiler, esnaf, gençler ve kadınların ödediğini belirtti. Türkiye'de yaşanan sorunların yalnızca ekonomik boyutla sınırlı olmadığını söyleyen Güç; iş cinayetleri, kadın cinayetleri, çocuklara yönelik şiddet, denetimsizlik nedeniyle ağırlaşan afetler ve gençlerin gelecek kaygısının toplumsal krizi derinleştirdiğini vurguladı.
Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir
Hukukun üstünlüğü ve millet iradesine ilişkin açıklamalarda bulunan Güç, seçilmiş siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar ve düşüncelerini açıklayan yurttaşların yargı süreçleri üzerinden baskı altında tutulduğunu öne sürdü. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasına tepki gösteren Güç, "Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir düzende, hukukun üstünlüğünden söz etmek mümkün değildir" dedi.
Demokratik hukuk devletinin temelinin millet iradesi olduğunu vurgulayan Güç, şunları kaydetti:
"Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Ancak bugün, sandıktan çıkan millet iradesi dahi yok sayılmaktadır. Milletin oyuyla kazanılamayan siyasi mücadelelerin yargı eliyle kazanılmaya çalışılması, demokratik hukuk devleti anlayışına ağır bir darbedir."
Bu toplumun mücadele gücü hâlâ dimdik ayakta
Türkiye'de yaşanan sorunlara rağmen mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyleyen Güç, Gezi Direnişi, 19 Mart süreci, doğa mücadeleleri ve işçi direnişlerine dikkat çekti. Güç, "Bu karanlık tablo ne bizi bir umutsuzluğa sürükler, ne de mücadelemizden tek bir geri adım attırır" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gezi'de özgürlüklerine sahip çıkanlar, 19 Mart sürecinde demokrasi ve millet iradesi için meydanları dolduranlar, toprağını ve doğasını korumak için mücadele eden köylüler, emeğinin hakkını arayan işçiler ve adalet isteyen milyonlar bize çok önemli bir gerçeği göstermektedir: Bu toplumun vicdanı da mücadele gücü de hâlâ dimdik ayaktadır!"
Siyaseti makam kavgalarının alanı olmaktan çıkarmalıyız
YENİ Parti'nin kuruluş hedeflerini anlatan Güç, yalnızca mevcut iktidara karşı çıkan bir siyasi hareket olmak için yola çıkmadıklarını belirtti. Güç, ülkenin bozulan kurumlarını yeniden ayağa kaldırmak, adaleti tesis etmek, emeğin hakkını korumak, üretimi güçlendirmek ve Cumhuriyet'in kazanımlarını geleceğe taşımak için yola çıktıklarını ifade etti.
Siyasette değişim çağrısı yapan Güç, "Siyaseti kişisel hesapların, makam kavgalarının ve dar çıkar ilişkilerinin alanı olmaktan çıkarmak zorundayız. Bu ülkenin artık kavgaya değil dayanışmaya, ayrışmaya değil birleşmeye, korkuya değil umuda ihtiyacı var" dedi. Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasının bağımsız yargı, güçlü parlamento, özgür basın, liyakatli kamu yönetimi ve hakça bölüşüm ilkelerinin hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını söyledi.
Hiçbir iktidar milletin iradesinden büyük değildir
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in öncülüğünde başlatılan siyasi mücadeleye değinen Güç, partinin gerçek sahibinin millet olduğunu vurguladı. Güç, "Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in öncülüğünde başlayan bu büyük yürüyüşün gerçek sahibi millettir! Çünkü biz biliyoruz ki millet seçer, millet değiştirir, millet karar verir! Hiçbir iktidar milletin iradesinden büyük değildir!" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin geçmişte çok daha ağır koşullardan geçerek bağımsızlığını kazandığını ve Cumhuriyet'i kurduğunu hatırlatan Güç, Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da başlattığı mücadeleyi örnek gösterdi. Güç, "O gün bir milletin kaderini değiştiren şey, koşulların ağırlığı değil; o koşullara teslim olmayan irade, cesaret ve kararlılıktı" dedi.
Biz YENİ'yiz, biz umuduz, biz Cumhuriyet'iz
Konuşmasının sonunda Cumhuriyet'in temel değerlerine bağlılık mesajı veren Güç, Türkiye'nin geleceğine ilişkin umutlu olduklarını söyledi. Güç, güçlerini milletten aldıklarını belirterek, "Biz umudumuzu bir kişiye değil, Cumhuriyet'e, demokrasiye ve halkımızın iradesine bağlıyoruz. Türkiye'nin geleceği, bu karanlık düzene teslim olmayacak kadar güçlüdür" şeklinde konuştu.
Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında adaletin, demokrasinin, üretimin ve refahın yüzyılını yapmakta kararlı olduklarını vurgulayan Güç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Çünkü biz YENİ'yiz! Biz umuduz! Biz Cumhuriyet'iz! Biz Mustafa Kemal Atatürk'ün evlatlarıyız! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın demokrasi! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!"
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!