TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Berlin'de gerçekleştirilen bir yuvarlak masa toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Türk-Alman ilişkileri ve Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik yaklaşımı konusunda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
TBMM heyetinin katıldığı "Türkiye-Almanya İlişkilerinde Ortak Bir Dış Politika Gündeminin Güçlendirilmesi: Parlamenter Diplomasinin Rolü" başlıklı toplantıda Oktay, uluslararası düzenin derin ve hızlı bir dönüşümden geçtiğine dikkati çekti.
Uluslararası düzende ahlak ve tutarlılık krizi
Oktay, 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan çok taraflı kurumların sistemik yetersizliklerinin her geçen gün daha fazla ifşa olduğunu belirtti. Kaba kuvvetin uluslararası hukuku ve diplomatik normları giderek daha fazla çiğnediğini, kuralsız bir çok kutupluluğun ciddi riskleriyle karşı karşıya kalındığını ifade eden Oktay, yapay zeka ve yeni teknolojilerin bu belirsizliği daha da hızlandırdığını söyledi.
Küresel sahnede derin bir ahlak ve tutarlılık krizi yaşandığını, çifte standartların bir norm haline geldiğini dile getiren Oktay, Gazze'deki insani trajedinin bu küresel ahlaki çöküşün en acı kanıtı olduğunu vurguladı. Uluslararası hukukun, mağdurun veya failin kimliğine göre uygulandığı anda inandırıcılığını kaybettiğinin altını çizdi.
Bölgesel sahiplenme ilkesi öne çıkıyor
Türk dış politikasının barış, güvenlik, istikrar ve refahı artırmayı amaçlayan ilkeli ve yapıcı bir yaklaşıma dayandığını vurgulayan Oktay, dış müdahaleler yerine "bölgesel sahiplenme" ilkesine inandıklarını söyledi. Bölgesel zorlukların, yerel aktörlerin kalıcı çözümler için birincil sorumluluk üstlenmesiyle çözüleceğine inandıklarını belirtti.
Karadeniz dengesi ve Zengezur Koridoru vurgusu
Rusya-Ukrayna savaşına değinen Oktay, Türkiye'nin Karadeniz'deki hassas dengeleri ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi rejimini kararlılıkla korurken, Ukrayna'nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü en güçlü şekilde desteklediğini vurguladı. İstanbul Süreci, Tahıl Koridoru ve üst düzey esir takaslarının Türkiye'ye duyulan küresel güvenin somut göstergeleri olduğunu ifade etti.
Oktay, Çin'den Avrupa'ya uzanan Orta Koridor yatırımlarına büyük önem verdiklerini, Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu Projesi gibi projelerle bu hattın güçlendirildiğini anlattı. Bölgesel refah için Zengezur Koridoru'nun açılması ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesi adına yoğun diplomasi yürütüldüğünü aktardı.
Orta Doğu'daki gerilimden Netanyahu hükümeti besleniyor
ABD seçimleri sonrası küresel tablonun değiştiğine işaret eden Oktay, Orta Doğu'daki gerilime ve İsrail-İran eksenindeki çatışma riskine değindi. Bölgedeki istikrarsızlığın en çok İsrail'deki Netanyahu hükümetinin agresif politikalarına alan açtığını belirten Oktay, "Bölgedeki çatışmaların uzaması, sınırlarını olabildiğince genişletmek isteyen İsrail'in işine yaramaktadır" dedi. Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve bölge ülkelerinin diyalog masasına dönmesi için Türkiye'nin aktif rol üstlendiğini söyledi.
Avrupa'ya stratejik işbirliği çağrısı
NATO müttefikleri olarak Avrupa'nın güvenliğinde ortak sorumluluk paylaşıldığını kaydeden Oktay, Türkiye'nin güçlü askeri yeteneklerinin ve gelişmiş savunma sanayisinin Almanya için büyük fırsatlar sunduğunu anlattı. Almanya'nın Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu hatırlatan Oktay, ekonomik politikanın da stratejik netliği yansıtması gerektiğini vurguladı.
Oktay, şu önemli noktalara değindi:
- Avrupa, Türkiye'yi bir tampon bölge olarak değil, hayati ve stratejik bir Avrupa ortağı olarak görmelidir.
- Gümrük Birliği'nin güncellenmesi yapısal dengesizlikleri giderir ve her iki tarafın rekabet gücünü artırır.
- Savunma ve güvenlik alanında işbirliği aranırken ekonomik entegrasyonda çifte standart uygulanması mantıklı değildir.
- Avrupa Birliği, sadece Türkiye'ye karşı değil tüm dünyaya karşı stratejik körlüğünden kurtulmalıdır.
"Tehdit anında vazgeçilmez, fırsat zamanında mesafeli"
Oktay, dikkat çeken şu uyarıyı yaptı: "Tehditler ortaya çıktığında Türkiye'yi vazgeçilmez görmek ancak kararlar ve fırsatlar paylaşılacağı zaman mesafeli durmak karşılıklı güveni zedeler ve Avrupa'nın kendi uzun vadeli çıkarlarına ters düşer. Berlin'den bu stratejik zihniyet değişimine aktif liderlik etmesini bekliyoruz."
Parlamenter diplomasinin bu süreçteki rolünün kritik olduğunu vurgulayan Oktay, meclislerin ve dışişleri komisyonlarının bürokratik engelleri aşarak yanlış algıları gidermede ve ortak çıkarları kalıcı politikalara dönüştürmede eşsiz bir sorumluluğu olduğunu kaydetti.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!