ABD'de seçmenler 3 Kasım'da Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun bir bölümü için sandık başına gidecek. Demokratların Kongre'nin iki kanadından birinde çoğunluğu elde etmesi, Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump'ın politikalarının daha yakından denetlenmesini sağlayabilecek. Bu nedenle ara seçim Türkiye-ABD ilişkileri açısından da büyük önem taşıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki yakın diyalog, iki ülke arasındaki sorunların çözümünde şimdiye kadar öne çıkmıştı. Ancak S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle Türkiye'ye uygulanan yaptırımlar ve Ankara'nın yeniden F-35 programına dönüşü gibi kritik konularda iki kanatlı Kongre'nin tutumu da belirleyici görülüyor.
ABD'de Kongre'nin etkisi ne?
George W. Bush döneminde Beyaz Saray'da stratejik iletişim ve küresel ilişkilerden sorumlu ulusal güvenlik danışman yardımcılığı yapan Mark Pfeifle, ABD'de dış politikayı başkanın yürüttüğünü, ancak yasalar, bütçe ve denetim konusunda Kongre'nin yetki sahibi olduğunu vurguluyor. Pfeifle, Erdoğan'ın Trump ile anlaşsa bile Kongre'de ciddi bir dirençle karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.
Pfeifle'a göre Demokratların çoğunluğu ele geçirmesi şu alanlarda denetimi artırabilir:
- Silah satışları
- Yaptırımlar
- Demokrasi ve insan hakları konuları
- Türkiye'nin Rusya ile ilişkileri
Cumhuriyetçilerin kontrolü sürdürmesi durumunda ise Trump'ın daha geniş bir siyasi hareket alanına sahip olabileceğini belirten Pfeifle, ancak Cumhuriyetçi komite başkanlarının da yönetimin önerilerini geciktirebileceğini veya bunlara karşı çıkabileceğini ifade ediyor. Kongre, yaptırımlar ve savunma malzemelerinin transferine ilişkin yasaları yaptığını, bütçeyi belirlediğini ve büyük silah satışlarına itiraz edebiliyor.
Alman Marshall Fonu Ankara Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı ise ABD'de ara seçimlerin genellikle muhalefete avantaj sağladığına ve seçmenlerin yönetime uyarısı olarak görülebileceğine işaret ediyor. Ünlühisarcıklı'ya göre Demokratlar seçimlere avantajlı giriyor ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elde etmeleri güçlü olasılık; ancak birkaç ay önce öngörüldüğü kadar geniş bir çoğunluk da kazanamayabilirler.
F-35'lerin önündeki S-400 engeli
İlişkilerin önemli sorunlarından biri savunma alanındaki anlaşmazlıklar. ABD, Türkiye'yi Rusya'dan S-400 alması nedeniyle 2019'da F-35 programından çıkarmış, 2020'de de CAATSA kapsamında yaptırım uygulamıştı. CAATSA yaptırımlarından çıkmak Türk savunma sanayisi için kritik önem taşıyor.
Pfeifle, Türkiye'ye F-35 transferine ilişkin yasal düzenlemenin, Ankara'nın S-400 sistemlerine ve ilgili ekipmana artık sahip olmadığının ABD yönetimi tarafından Kongre'ye bildirilmesini gerektirdiğine işaret ediyor. Düzenleme, Türkiye'nin gelecekte de bu sistemi edinmeyeceğine dair güvence vermesi gibi başka koşullar da içeriyor. Pfeifle, S-400'lerin kapatılmasının, depoya kaldırılmasının veya ABD sistemleriyle birlikte kullanılmayacağı yönünde söz verilmesinin bu koşulu karşılamayacağını belirtiyor.
Trump temmuz ayında Ankara'daki NATO zirvesi sırasında yaptırımların kaldırılması yönünde konuşmuş ve Türkiye'ye F-35 satışını değerlendirebileceklerini söylemişti. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı aynı ay Kongre'ye gönderdiği bir yanıtta, Ankara'nın F-35 transferi için yasal koşulları henüz karşılamadığını bildirdi.
Ünlühisarcıklı da F-35'lerde belirleyici unsurun S-400'lerin aktif kullanımı değil, Türkiye'nin mülkiyetinde bulunması olduğunu vurguluyor. Sistemlerin başka yerde konuşlandırılması veya hiç konuşlandırılmaması, satışın önündeki yasal engeli kaldırmıyor.
Ünlühisarcıklı'ya göre F-35 satışı için iki yol var:
- ABD'deki yasanın değişmesi
- Türkiye'nin S-400 mülkiyetinin sona ermesi
Ara seçim sonrası Kongre dengeleri nedeniyle yasa değişikliğine şans tanımayan Ünlühisarcıklı, "Bence o yol kapalı" diyor. Sistemlerin üçüncü bir tarafa devri veya imhası halinde Kongre'deki çoğunluktan bağımsız olarak başkanın satış için adım atabileceğini belirten Ünlühisarcıklı, medyaya yansıyan devir seçeneklerinde Birleşik Arap Emirlikleri'nin öne çıktığını anımsatıyor.
Ünlühisarcıklı, Kongre'nin yine de satışa karşı çıkabileceğini, ancak Temsilciler Meclisi ile Senato'nun ortak bir yasal girişimini başkanın veto edebileceğini belirtiyor. Süreç Beyaz Saray ile Kongre arasında bir hukuk mücadelesine dönüşse de satışta Beyaz Saray'ın iradesinin önemli olacağını söylüyor.
Kongre'deki görüş ayrılıklarının önemi ne?
Pfeifle'a göre Kongre'de S-400'lerle ilgili görüş ayrılıklarını sadece iki parti arasındaki bölünmeyle açıklamak doğru değil. Sadece Demokratlardan değil Cumhuriyetçilerden de bazı Kongre üyelerinin Rusya, Yunanistan, Kıbrıs, İsrail ve Türkiye iç politikasına ilişkin itirazları olduğunu belirten Pfeifle, bazı üyelerin ise S-400 kaynaklı güvenlik sorununun çözülmesi halinde F-35 iş birliğini desteklediğini söylüyor.
S-400'ler Türkiye'nin elinde kaldığı sürece herhangi bir ABD yönetiminin bu sorunu görmezden gelmesine şaşıracağını ifade eden Pfeifle, durumu şöyle özetliyor: "F-35 kapısı siyasi olarak açılıyor. Ama S-400 hâlâ yasal olarak bu kapının önünü kapatıyor."
F-35 satışından ayrı bir süreç olan CAATSA yaptırımlarında ise Ünlühisarcıklı, başkanın mevcut yetkileriyle adım atabileceğini savunuyor. Kongre'nin yasayı çıkardığını, uygulamayı ise başkana bıraktığını belirten Ünlühisarcıklı'ya göre Trump, Amerikan ulusal güvenlik çıkarlarını gerekçe göstererek Türkiye'ye yönelik yaptırımları askıya alabilir. Ünlühisarcıklı, Trump'ın bugüne kadar bu seçeneği kullanmamasını Kongre ile karşı karşıya gelmek istememiş olabileceği şeklinde yorumluyor.
Demokrasi ve insan hakları gündemi
Ara seçimlerin ardından Türkiye'deki demokrasi ve insan hakları konuları da Kongre'nin gündeminde daha fazla yer alabilir. Pfeifle, Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanması halinde Erdoğan yönetiminin siyasi muhalefetlere, gazetecilere ve demokratik kurumlara yaklaşımına daha fazla dikkat gösterileceğini düşünüyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ve muhalefet partili belediye başkanları üzerindeki yargı baskısının Washington'da kaygı yarattığını belirten Pfeifle, Demokrat komite başkanlarının oturumlar düzenleyebileceğini ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerine yönetimin bu konulardaki yaklaşımını sorabileceğini söylüyor.
Ünlühisarcıklı da Demokratların güç kazanmasıyla Kongre'de Türkiye aleyhindeki girişimlerin ilerleyebileceği görüşünde ve Doğu Akdeniz konusunda sunulan, ancak Senato Dış İlişkiler Komisyonu'nda gündeme alınmayan bazı tasarıların yeni dengeler altında Senato'dan geçebileceğini söylüyor. Ünlühisarcıklı'ya göre somut sonuç üretmese bile Kongre'den çıkabilecek kararlar Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilim yaratabilir.
Bununla birlikte Pfeifle'a göre Türkiye'nin NATO üyeliği, askeri gücü, savunma sanayisi ve bölgesel konumu, seçimlerin ardından da Washington açısından önemini koruyacak. Bu nedenle Pfeifle, Kongre'nin demokratik haklar konusunda Ankara'ya baskı yaparken NATO ve bölgesel güvenlik alanlarında iş birliğini destekleyebileceğini belirtiyor.
"Ankara iki partiyle de ilişkilere yatırım yapmalı"
Erdoğan'ın Trump ile ilişkisine büyük yatırım yaptığını söyleyen Pfeifle, Ankara'nın Kongre'deki her iki partiyle ilişkilerine aynı ciddiyetle yatırım yapması gerektiği görüşünde. Pfeifle, "Bu ilişkiler Trump Beyaz Saray'dan ayrıldıktan çok sonra da varlığını sürdürecek" diyor.
Türkiye'nin öneminin Washington'da uzun yıllar yeterince takdir edilmediğini, kimi zaman göz ardı edildiğini söyleyen Pfeifle, ABD'nin güvenilir bir Türkiye'ye, Türkiye'nin de güvenilir bir Amerikan güvenlik iş birliğine ihtiyacı olduğunu kaydediyor.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!