Geri Dön

TMMOB'den COP31 raporu: 'Zirveler pazarlama panayırına dönüştü'

Ali Yılmaz

Kıdemli editör, 15 yıllık deneyim

| | 3 dk okuma (475 kelime)
TMMOB'den COP31 raporu: 'Zirveler pazarlama panayırına dönüştü'

TMMOB, Antalya'da düzenlenecek COP31 zirvesine ilişkin hazırladığı raporu Ankara'da kamuoyuyla paylaştı. Raporda karbon piyasaları ve emisyon ticaret sistemleri sert dille eleştirildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya EXPO'da düzenlenecek 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na (COP31) yönelik hazırladığı kapsamlı raporunu Ankara'da gerçekleştirdiği basın toplantısıyla kamuoyunun beğenisine sundu.

'Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31' başlığını taşıyan rapor, küresel iklim politikalarının bugünkü işleyişini kapsamlı biçimde masaya yatırıyor.

Toplantıda ilk olarak konuşan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, basına yönelik artan baskı politikalarına dikkat çekti. Çakar, gazetecilerin haberleri nedeniyle gözaltına alınması ve tutuklanmasının halkın haber alma hakkına yönelik açık bir saldırı olduğunu belirtti.

Çakar, şu ifadeleri kullandı: "Gazetecilik suç değildir. Basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı engellenemez. Hukuksuz biçimde tutuklanan gazeteciler, siyasetçiler, seçilmiş yöneticiler ve tüm yurttaşlar derhal serbest bırakılmalı; demokratik hak ve özgürlüklere yönelik baskılara son verilmelidir."

'İklim politikaları finansal mekanizmaların kurulmasına hizmet ediyor'

Raporun temel bulgularına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çakar, COP31 tartışmasının merkezinde "iklim değişimini gerekçe göstererek oluşturulan politikalardan kimin yarar sağladığı ve kimin bedel ödediği" sorusunun yer aldığını vurguladı.

Çakar, bugün küresel ölçekte yürütülen iklim politikalarının önemli bir bölümünün çevresel sorunların çözümünden çok yeni finansal mekanizmaların kurulmasına hizmet ettiğini kaydetti. Emisyon ticaret sistemi, karbon piyasaları ve net sıfır hedeflerinin bu açıdan değerlendirildiğini belirten Çakar, bütün süreç sonunda küresel emisyonların azalmak yerine arttığına işaret etti.

'Sorunun temeli altyapı eksiklikleri ve denetimsizlik'

Çevresel sorunların katlanarak artmaya devam ettiğini dile getiren Çakar, otuz yıldır uygulanan sistemin gerçekten emisyon azaltmak için mi kurulduğu yoksa karbon üzerinden yeni bir ticari alan oluşturulmasının mı amaçlandığı sorusunu gündeme getirdi.

Çakar, birçok sorunun temelinde şu nedenlerin bulunduğunu hatırlattı:

  • Plansız kentleşme ve yanlış arazi kullanımı
  • Su havzalarının tahribi ve orman alanlarının daraltılması
  • Altyapı eksiklikleri ve denetimsizlik

Çakar, bir dere yatağının yapılaşmaya açılması durumunda meydana gelen taşkının nedeninin iklim değişimi olmadığını belirterek, iklim değişiminin bilimsel bir gerçek olduğunu ancak çevre sorunlarının çözümünün karbon piyasalarının ve finansal araçların insafına bırakılamayacağını söyledi. Çakar, çözümün kamusal yararı esas alan, bilime dayalı, toplumun ve doğanın çıkarlarını birlikte koruyan politikalarda olduğunu ifade etti.

Raporda öne çıkan kritik değerlendirmeler

Raporun COP31 bölümüne ilişkin çarpıcı tespitler ise şöyle sıralanıyor:

  • Küresel kapitalizm tarafından yaratılan bir illüzyon sonucunda devasa bir finansal rant ve bağımlılık mekanizması inşa edilmektedir.
  • Dünyayı asıl kirleten egemen ülkeler, kişi başı emisyon suçlarını örtbas etmek amacıyla ETS ve Net Sıfır gibi araçları dayatmaktadır.
  • COP zirveleri, ekolojik bir kurtuluş alanı olmaktan ziyade, finans tekellerinin kontrolünde doğanın finanslaştırıldığı ve yeşil boyama politikalarının meşrulaştırıldığı birer pazarlama panayırıdır.
  • Rutin doğa olaylarında dahi altyapısı çöken kentlerin gerçeği karşısında, soyut mevzuatlarla direnç vaat etmek bir göz boyamadır.

'Türkiye genel tutarlılık değerlendirmesi yapmalı'

Raporda, kamu politikalarının başarısının belgelerin varlığıyla değil, sahada ürettiği ortak ekolojik sonuçlarla ölçüldüğü belirtildi. Doğanın özelliklerine uyum sağlamanın yolu; kontrolsüz kaynak yağmasını, ranta dayalı kentleşmeyi ve serbest piyasa anarşisini reddeden kamusal planlama, tüketimde küçülme ve üretimde yerelleşme stratejilerinden geçiyor.

Bu doğrultuda Türkiye'nin aşağıdaki adımları içeren genel bir tutarlılık politikası değerlendirmesi yapması gerektiği ifade edildi:

  • Büyük ölçekli yatırım, maden lisansı, imar planları ve tarım teşvik kararlarının erken aşamada hedeflerle uyumunu test etmek
  • Havza bazlı kümülatif etkileri izlemek
  • Çelişen uygulamaların yeniden değerlendirilmesini sağlamak
  • Doğa koruma alan sayısı ve büyüklüğünü artırmak

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri