Tarım ve Orman Bakanlığı, hayvancılık sektöründe giderek derinleşen krize karşı 2027 yılı için 480 bin baş besilik sığır ithalatı planlıyor. Uzmanlar ise bu rakamdaki gerilemenin bir başarı olmadığını, aksine küçük ölçekli üreticinin iflas ettiğini ve yurttaşın et alamaz hale geldiğini vurguluyor.
Konunun İzmir ve Ege Bölgesi başta olmak üzere ülke genelindeki etkilerini değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, ithalattaki düşüşün arkasında üreticinin yaşadığı mağduriyetin ve yurttaşın eriyen alım gücünün yattığını belirtti.
Serbest piyasa koşulları ortadan kalktı
Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) tekel konumuna gelmesiyle birlikte serbest piyasa koşullarının tamamen ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Karakülçe, son dönemde ithalatın büyük ölçüde kurum üzerinden gerçekleştirildiğini söyledi.
Karakülçe, kurumun uyguladığı gruplama politikalarının özellikle küçük üreticileri ciddi biçimde zor durumda bıraktığını ifade etti:
"Üretici etini ESK dışına satamıyor; kurumun belirlediği fiyata hayvanını vermek zorunda kalıyor. Serbest piyasada kâr etme imkânı tamamen ortadan kalkmış durumda. Geçen yıl 575 binleri bulan hayvan ithalatının bu yıl 480 binde kalması, üreticinin ESK'ya çalışmaktansa bu işi yapmamayı tercih ettiğini açıkça gösteriyor" diyerek üreticinin sistem dışına itildiğini vurguladı.
Et tüketimi alarm veriyor
İthalata bağımlı bir yapıda döviz kurlarındaki dalgalanmanın maliyetleri katladığını belirten Karakülçe, yerli üretimin artırılamaması nedeniyle kendi ürününün ucuza mal edilemediğini dile getirdi.
- Hayvan kilogram fiyatı 6 dolardan 9 dolara yükseldi
- İthalattaki azalmanın ikinci büyük nedeni, iç piyasada tüketicinin ekonomik gücünün erimesi
- Yurttaş artık et tüketemez hale geldi
Tarımsal destekler küçük üreticiyi kapsamıyor
Açıklanan tarımsal destekleme paketlerinin küçük ölçekli işletmelere hiçbir fayda sağlamadığını ifade eden Karakülçe, desteklerin ağırlıklı olarak sermayedarların yararına kurgulandığını söyledi.
"Desteklemelerin sıradan, ufak üreticiyi kalkındıracak hiçbir yanı yok. Sistem tamamen kendi çarkını kurmuş; ekonomisi düzgün olan ve bu işe hobi olarak girmiş sermayedarların yararlanabileceği şekilde konumlanmış" diyen Karakülçe, öncelik verilen uygulamaları şöyle sıraladı:
- Embriyo transferi uygulamalarına öncelik verilmesi
- Cinsiyeti belirlenmiş tohum uygulamalarına ek destek sağlanması
Bu uygulamaların kaliteyi artırmak için önemli olduğunu ancak Türkiye'nin bu aşamada bunu konuşabilecek lüksü olmadığını belirten Karakülçe, asıl hedefin kırsalı kalkındırmak, bölgesine sahip çıkan ve ülke ekonomisine katkı sunan gerçek üreticilerin gelir seviyesini artırmak olduğunu vurguladı. "Asıl çözülmesi gereken sorun ve merhem olunması gereken yara buradadır" ifadelerini kullandı.