Fransa'da devam eden protesto gösterilerinde polisin orantısız güç kullanımı giderek büyüyen bir skandala dönüşüyor. Ülke genelinde yayılan görüntülerde, polis memurlarının yurttaşlara yönelik sert müdahaleleri dikkat çekiyor.
Bir videoda polislerin bir erkeği yere düşünceye kadar dövdüğü ve ardından bilincini kaybetmiş hâlde sürüklediği görülüyor. Başka bir görüntüde bir polis memuru, görünürde hiçbir gerekçe olmaksızın genç bir erkeği arkadan yakalayıp boynundan tutarak sürüklediği anlar kameralara yansıyor. Ayrıca genç bir kadının kolu bükülmüş hâlde götürülürken acı içinde bağırması da tepkileri artırdı. Bu görüntülerin doğruluğu henüz bağımsız kaynaklarca teyit edilmedi.
Protestolar büyüyor
Fransa genelinde geçen Cumartesi yarım milyondan fazla kişi sokağa döküldü. Gösterilerin ana eksenini kamu sektöründeki kesintiler ve artan hayat pahalılığı oluştururken, öğrencilerin okul koşullarının iyileştirilmesi taleplerine de geniş destek verildi.
Ancak bazı gruplar gösterilerden yararlanarak binaları ateşe verdi, mağazaları yağmaladı ve polise çeşitli cisimler attı. Bu durum güvenlik güçleri ve acil yardım birimlerinin müdahalesini zorlaştırdı.
Hafta sonundaki gösteriler öncesinde lise öğrencileri de bir dizi protesto düzenlemişti. Öğrenciler öğretmen eksikliğini protesto etmek ve bakımsız durumdaki okul binalarının onarılmasını talep etmek için okullara barikat kurmuştu. Bu hafta sonu da yeni gösteriler planlanıyor ve Fransa hükümeti, gösteriler sırasında askeri birliklerin de görevlendirileceğini açıkladı.
Savaş için geliştirilen silahlar mı?
Fransız polisi, birçok Avrupa ülkesindeki emniyet teşkilatına kıyasla daha geniş bir silah ve mühimmat yelpazesine sahip. Bunların başında plastik mermi atmak için kullanılan LBD-40 adlı silah geliyor.
İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde protestolarda plastik mermi kullanımına büyük ölçüde izin verilmiyor. İspanya gibi bazı ülkelerde zaman zaman kullanılsa da Fransa'ya kıyasla çok daha az sayıda yaralanmaya yol açıyor.
Paris-Sud Üniversitesi'nde kriminoloji alanında doçent olarak görev yapan Anastassia Tsoukala, duruma ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Bu yalnızca Fransa'ya özgü bir durum değil. Ancak kurallar var. Belirli bir mesafenin korunması gerekiyor. Kurallara uymaya çalışsanız bile insanlar hareket edebilir ve bir anda birisi gözünü kaybedebilir. Dolayısıyla son derece tehlikeli."
Savaşta yasak olan gaz düzenli olarak kullanılıyor
Fransız polisi, Avrupa'daki diğer birçok ülkede olduğu gibi göz yaşartıcı gazı da düzenli olarak kullanıyor. Oysa bu gazın savaşta kullanılması, Kimyasal Silahlar Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalar kapsamında açıkça yasak.
Fransız polisini diğer ülkelerdeki teşkilatlardan ayıran bir diğer unsur da ses bombalarının yoğun biçimde kullanılması. Tsoukala bu bombaların yüksek miktarda patlayıcı madde içerdiğini ve bu açıdan Fransa'nın benzersiz olduğunu vurguluyor.
Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, polis tarafından kullanılan silahların "öldürücü olmadığında" ısrar ediyor. Ancak polis teşkilatının kullandığı bazı ekipmanlar, Fransa'nın kendi iç güvenlik yasalarında "savaş malzemesi" olarak sınıflandırılıyor.
AB'nin en sert polisi mi?
Polisin bu silahları kullanması, protestolarda yaşanan ağır yaralanmaların ardından yeniden yoğun eleştirilere yol açtı. Bir gözünü kaybeden gencin, yakın mesafeden LBD-40 ile ateşlenen plastik merminin isabet etmesi sonucu yaralandığından şüpheleniliyor.
Polis uzmanı Roche, konuya ilişkin çarpıcı bir değerlendirme yapıyor:
"Toplumsal olayların kontrolüne baktığımızda, polis şiddetinin göstericiler veya kalabalık içindeki kişiler arasında meydana gelen ölümlerle ve kalıcı sakatlanma vakalarının sayısıyla ölçersek, Fransız polisinin Avrupa Birliği'nin tamamındaki en sert polis teşkilatı olduğu açık."
Roche, Fransız polisinin bugün kullandığı ekipmanları ve bunların kullanım biçimini anlayabilmek için siyasi bağlama bakılması gerektiğine dikkat çekiyor:
"LBD'ler Fransız polis teşkilatına ilk kez dahil edildiğinde organize suçla mücadele birimleri gibi özel ekiplerin kullanması amaçlanmıştı. Bugün ise aynı silah toplumsal olayların kontrolünde kullanılıyor. Bu, Fransa'daki siyasetçilerin siyasi protestolarla nasıl başa çıkılması gerektiği konusundaki yaklaşımının nasıl değiştiğine dair bir fikir veriyor."
Çatışma mı, gerilimi düşürme mi?
Fransız polisi ile diğer ülkelerin teşkilatları arasındaki bir başka fark da müdahale yöntemlerinde ortaya çıkıyor. Örneğin Alman polisinin gerilimin tırmanmasını önlemeye çalışması öngörülüyor.
Roche, Almanya'nın Lützerath bölgesinde 2023'te göstericilerin tahliyesi sırasında kullanılan yöntemlerle, Fransa'nın Sainte-Soline bölgesinde uygulanan daha sert yöntemleri karşılaştırıyor. Her iki yerde de çevre protestoları düzenlenmişti:
"Lützerath'ta köpekler kullanıldı, bazı yaralanmalar oldu ancak ağır yaralananların sayısı çok daha azdı. Sainte-Soline'de ise jandarma gönderildi ve yoğun biçimde LBD ile bomba kullanıldı. Hem polisler hem de göstericiler arasında ağır yaralananlar oldu. İki gösterici komaya girdi."
Polis ne zaman güç kullanabilir?
Birleşmiş Milletler standartlarına göre kolluk kuvvetlerinin güç kullanımı, suçun önlenmesi veya yasal bir gözaltı gibi durumlarda istisna olmalı. Güç kullanımında ayrıca "orantılılık" ilkesi gözetilmeli; yani hedefe ulaşmak için gerekli olandan daha fazla güç kullanılmamalı.
Fransa İçişleri Bakanı Nunez, radyo röportajlarında polislerin mevcut protestolar sırasında Fransız hukukunda da yer alan bu ilkeye büyük ölçüde uyduğunu savundu. Ancak insan hakları örgütü Uluslararası Af Örgütü, polisin mevcut protestolara müdahalesini "orantısız" olarak nitelendiriyor ve Fransız makamlara insan hakları yükümlülükleri doğrultusunda hareket etme çağrısında bulunuyor.
İnsan Hakları Birliği'nin Fransa şubesi de lise öğrencilerinin protesto hareketine yönelik şiddetli baskıyı kınıyor. Konuyla ilgili görüş almak üzere iki polis sendikası ve Fransa İçişleri Bakanlığı ile iletişime geçildi ancak yanıt alınamadı.
İçişleri Bakanı Nunez, Marsilya'da şu açıklamayı yaptı:
"Farklı grupların tamamını kontrol altında tutmak son derece karmaşıktı. Polis harika bir iş çıkardı ve gösterdikleri çaba sayesinde çok sayıda suçun işlenmesi önlendi."
Uzmanlar ise polisin müdahalesini eleştirmeye devam ediyor. Tsoukala şu görüşü dile getiriyor:
"Kamu düzeni, insan hayatı ve güvenliğin gerisinde gelir. Bir hukukçu olarak bunun pazarlık konusu yapılamayacak bir değer olduğunu söylemeliyim."
İngiltere ve Danimarka'ya kıyasla daha az denetim
Fransız polisinin bağımsız bir denetim kurumu bulunmuyor. Sorun yaşandığında soruşturma yürütebilen Ulusal Polis Genel Müfettişliği (IGPN), polisin kendi iç denetim birimi olarak faaliyet gösteriyor. IGPN, son protestoların başlamasından bu yana en az 40 soruşturma açtığını bildirdi.
İngiltere ve Danimarka gibi ülkelerde polisle ilgili olaylar bağımsız denetim kurumları tarafından soruşturuluyor. Ancak Tsoukala, polisle ilgili olaylarda Avrupa genelinde hoşgörülü davranıldığını ve şeffaflığın yetersiz kaldığını düşünüyor:
"Ya beraat ediyorlar ya da son derece hafif cezalar alıyorlar. Korkarım Avrupa genelinde polis şiddeti vakalarına yaklaşımın standart yöntemi bu."
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!