Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın yankıları sürerken, yeni bir adım da Doha'dan geldi. Türkiye, Endonezya, Pakistan ve Katar, başkent Doha'da savunma iş birliğini güçlendirmeye yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı.
Müslüman ülkeler arasında son dönemde artan savunma iş birliği hamleleri, bir dönüm noktasına işaret ediyor. Bu tablo, ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk görev döneminde gündeme gelen "Arap NATO'su" projesini yeniden akıllara getirdi.
Trump'ın 2017 Planı: MESA
Kamuoyunda "Arap NATO'su" olarak bilinen projenin resmî adı Ortadoğu Stratejik İttifakı (MESA) idi. Plan, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri olan Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin yanı sıra Ürdün ile Mısır'ı da kapsıyordu. Plan ilk kez Mayıs 2017'de kamuoyuna duyurulmuştu.
Trump'ın ilk başkanlık dönemine denk gelen bu tasarım, temelde İran tehdidine karşı oluşturulmuştu. İran kaynaklı olası saldırılara karşı hava, deniz ve siber güvenlik alanlarında eşgüdümün güçlendirilmesi, ayrıca enerji ve ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi öngörülüyordu.
Dönemin Ortadoğu'dan sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Mick P. Mulroy, MESA'nın bir "Arap NATO'su" olmadığını savunmuş ve "Bunu, savunma yükümlülüğü getiren 'beşinci madde' türü bir düzenlemeye dönüştürmek gibi bir niyetimiz yok" demişti. Ancak Katar krizi ve ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar, bu planın hayata geçmesini engelledi.
"NATO-ME" Fikri de Hayata Geçmedi
Ardından Ocak 2020'de Trump, NATO'yu Ortadoğu'ya genişletme fikrini gündeme getirdi. İran tehdidine ve Suriye ile Irak'taki IŞİD varlığına atıfta bulunan Trump, NATO'nun ABS'nin bölgedeki yükünü paylaşması gerektiğini savundu.
ABD Başkanı, "NATO'yu genişletmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ortadoğu'yu da almalıyız" dedi ve ardından sözlerini espriyle tamamladı: "İttifak'ın adını da NATO-ME yaparız." Kamuoyuna "NATO-ME" olarak yansıyan bu öneri, Avrupalı müttefiklerde soğuk duş etkisi yarattı. Ortadoğu'nun karmaşasını Batı'ya taşımaktan çekinen Avrupalılar bu fikre mesafeli yaklaşınca Trump'ın bu planı da tutmadı.
Mekke Anlaşması: NATO'nun 5. Maddesi Ortadoğu'da
Şimdi ise bölgede Türkiye'nin de katılımıyla, NATO'nun 5. maddesini kendisine uyarlayan ve çok daha geniş bir coğrafyaya uzanan yeni bir oluşum şekilleniyor. Bu oluşum sembolik açıdan da dikkat çekici:
- NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip üyesi Türkiye
- Müslüman ülkeler arasındaki tek nükleer güç Pakistan
- Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan
Anlaşma İslam'ın en kutsal kenti Mekke'de imzalandı ve 7 Ağustos'ta taraflara sunuldu. Uzun süre kamuoyundan saklanan anlaşma, TBMM'ye sunulduğu Çarşamba günü basına sızdı. Medyaya yansıyan bilgilere göre anlaşmanın en can alıcı maddeleri şunlar:
- NATO'nun 5. maddesine benzer bir karşılıklı savunma taahhüdü
- İstihbarat paylaşımı
- Teknoloji transferi
- 10 yıllık bağlayıcılık koşulu
Anlaşma süresiz olarak geçerliliğini koruyacak ve taraflar 10 yıl dolmadan anlaşmadan çekilemeyecek. Tadil edilmesi ise yalnızca "çekirdek taraflar" arasında istişare ve oybirliği koşuluyla mümkün olabilecek. Yürürlüğe girebilmesi için tarafların ulusal meclislerinde onay süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.
Sırada Mısır, Katar ve Suriye mi Var?
Mekke Anlaşması şu an üç "çekirdek taraf"tan oluşsa da genişleme potansiyeli oldukça yüksek. Türkiye anlaşma sürecinde Mısır'ı gündeme getirmiş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan "Mısır bizim doğal ortağımız, inşallah resmî ortağımız da olur" demişti.
Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah Sisi'den bu hafta dikkat çekici bir adım geldi. Sisi, Yemen'deki Husilerin saldırılarına hedef olan Suudi Arabistan'a askerî destek sağlamak için meclisten yetki istedi. Mısır askerlerinin sınır dışı görevlere gönderilmesi için mecliste üçte ikilik çoğunluk gerekiyor. Oylama, istişarelere imkân tanımak üzere 26 Ekim'e ertelendi.
Mısır'ın yanı sıra Katar, Kuveyt, Ürdün ve Suriye gibi ülkeler de potansiyel üye olarak adı geçiyor.
Türkiye'nin Son Adımı: Bedir Mutabakat Zaptı
Türkiye'nin Doha'da Endonezya, Pakistan ve Katar ile imzaladığı Bedir Mutabakat Zaptı da bu tabloyu derinleştiren bir adım oldu. Anlaşma şunları kapsıyor:
- Askerî üretim alanında iş birliğinin teşvik edilmesi
- Dört ülkenin askerî kabiliyetlerinin güçlendirilmesi
- Teknik askerî eğitim, araştırma ve geliştirme konularında iş birliği
Türk Milli Savunma Bakanlığı açıklamasında anlaşmanın adına dair şu ifadelere yer verildi: "Mutabakata, dolunay anlamına gelen 'Bedir' ismi verilmiştir; zira bu mutabakat sayesinde dört ülke birbirini tamamlamakta olup anlaşma büyük bir askerî ve ekonomik önem taşımaktadır."
Bu ülkelerle mevcut savunma iş birliği zaten var:
- Katar: Ordusunda Türk üretimi Bayraktar TB2 SİHA'lar, zırhlı araçlar ve hücumbotlar bulunuyor. Barzan Holding ile ASELSAN, STM ve MKE arasında çeşitli projeler yürütülüyor.
- Pakistan: PN MİLGEM (Babur Sınıfı) korvet projesi kapsamında Karaçi Tersanesi'nin modernizasyonuna katkı sağlanıyor.
- Endonezya: Kaplan MT Orta Sınıf Tank Geliştirme Projesi çerçevesinde ortak üretim gerçekleştiriliyor.
"İslamî NATO" Trump'ın İşine Yarar mı?
"Müslüman NATO'su" ya da "İslamî NATO" gibi isimlerle anılan Mekke Anlaşması ve Müslüman ülkeler arasındaki savunma iş birliği, küresel dengeler açısından ne anlama geliyor? Bu konudaki değerlendirmeler ikiye bölünmüş durumda.
İlk kesim, ABD Başkanı Trump'ın istediği bir Ortadoğu modelinin oluştuğunu savunuyor. Trump'ın ilk başkanlık döneminden beri bilinen fiziki çekilme isteğine dikkat çeken bu görüşe göre, binlerce kilometre ötedeki müttefiklere asker göndermek ve kaynak ayırmak istemeyen Trump, Avrupa'ya yaptığı gibi Ortadoğu'ya da "Kendi işinizi kendiniz görün" mesajı veriyordu. Nitekim Mekke Anlaşması'na ilk tepkisini "Ülkelerin kendilerini nihayet daha anlamlı bir şekilde savunabileceklerinin göstergesi" ifadeleriyle verdi. Ayrıca bu oluşumun "Sünnî Müslüman ittifakı" görünümü vermesi nedeniyle Şii İran'a karşı ABD ve İsrail'in işine yaracağını düşünenler de bulunuyor.
İkinci kesim ise Trump'ın İsrail ile birlikte giriştiği İran savaşının hüsranla sonuçlandığını, ABD'nin zayıflayarak geri çekilmek zorunda kaldığını ifade ediyor. ABD'nin beklemediği kayıplar vermesi, enerji fiyatlarındaki patlamanın dünya ekonomisini vurması ve İran'ın misilleme olarak Körfez ülkelerini haftalarca füze yağmuruna tutması, ABD'nin bölgedeki koruyucu gücü konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.
Bu kesim, bölgede ABD'nin ötesinde bir düzen kurulduğunu, hatta İsrail'in artan yayılmacılığına karşı Müslüman ülkelerin kendi kaderlerini kendi ellerine alarak bir set oluşturduğu görüşünde.
Dünyada ve bölgede dengelerin kökten değiştiği, hatta 77 yıllık NATO'nun geleceğinin sorgulandığı bu dönemde "İslam NATO'su"nun akıbetini zaman gösterecek.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!