Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Anlaşması, TBMM Genel Kurulu'nda AKP, MHP ve CHP'nin oylarıyla kabul edildi. Anlaşma, onay için 20 Ekim'de Meclis'e sunulmuş, daha önce de Ekim sonunda TBMM Dışişleri Komisyonu'nda yine aynı partilerin oylarıyla geçmişti.
Anlaşma, üç ülke arasındaki savunma işbirliğini çerçeveliyor. Metne göre NATO'nun 5'inci maddesine benzer şekilde, bir üyeye yönelik saldırının tüm ortaklara yapılmış sayılacağı hükmü yer alıyor. Ancak bu, tarafların otomatik olarak savaşa katılacağı anlamına gelmiyor.
Saldırıya uğrayan devletin ortaklarından askeri destek talep etmesi, ardından muhataplarının desteğin niteliğine karar vermesi gerekiyor. Ankara'dan yapılan açıklamalara göre bu destek, şu farklı alanlarda sağlanabilir:
- Lojistik yardım ve saha desteği
- İstihbarat paylaşımı
- Eğitim ve teçhizat temini
- Gerektiğinde doğrudan asker gönderme
Anlaşma aynı zamanda tarafların savunma sanayisine yönelik ortak projeler geliştirmesini de öngörüyor. Böylece üç ülkenin askeri üretim ve teknoloji alanında da işbirliği hedefleniyor.
Muhalefetin Tepkileri
Anlaşmanın hem imzalanmasından TBMM'ye gelmesine kadar geçen sürenin uzunluğu hem de Suudi Arabistan'ın hâlihazırda Yemen'de İran destekli Husilerle aktif bir çatışma içinde olması, muhalefetin sert eleştirilerine yol açıyor.
İyi Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Genel Kurul'da anlaşmanın gecikmesini sert bir dille eleştirdi. Türkoğlu, Meclis onayı alınmadan ittifakın mekanizmalarının işletilmeye başlandığını belirterek şöyle dedi:
"31 Ağustosta İstanbul'da komite toplantısı yapılıyor, Riyad'da sekreterya kuruluyor, Pakistanlı bir general genel sekreter olarak atanıyor, 5 Ekim'de Riyad'da ikinci toplantı gerçekleşiyor. Daha ortada Meclis'in onayı yok ama ittifakın mekanizması çalışıyor. Anayasa'nın 90'ıncı maddesi ortada, uluslararası anlaşmaların onayı mutlaka Mecliste yapılır. Siz daha Meclis karar vermeden hangi yetkiyle bu yapıları işletmeye başladınız?"
İyi Parti Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici de Suudi Arabistan'ın Yemen'deki çatışmasına dikkat çekerek anlaşma ile Türkiye'nin bölgesel gerilimlerin tarafı haline gelebileceği uyarısında bulundu:
"Suudi Arabistan'ın bölgesel rekabetleri nedeniyle ülkemizin başka bölge ülkeleriyle karşı karşıya gelmesine yol açabilecek bir düzenlemeyi millî çıkar olarak açıklamak mümkün değildir. Anlaşmanın onaylanmasının doğrudan asker gönderme kararı olmadığını ifade etseniz bile askeri yükümlülüklerin kabul edilmesiyle gelecekte oluşabilecek siyasi baskıları ve fiili sorumlulukların olası sonuçlarını yok saymak mümkün değildir."
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin ise NATO üyeliğini hatırlatarak yeni bir savunma anlaşmasına neden ihtiyaç duyulduğunu sorguladı:
"Birlikte imza koyduğumuz ülkeler bize hangi konuda savunacak? Ola ki Türkiye'ye bir saldırı olması hâlinde biz NATO'nun bir ferdi değil miyiz, NATO'nun en güçlü 2'nci ordusuna sahip değil miyiz? Eğer Türkiye'ye sağından, solundan, komşularından gelebilecek bir saldırıda Pakistan ve Suudi Arabistan'ın savunma gücüne güvenerek bir anlaşmayı imzaya koyuyorsak vah bizim hâlimize."
DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp de anlaşma ile imzacı ülkelere silah satma hedefinin örtülü biçimde taşındığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
"Ekonomik krizden çıkışı silah ihracatında ve askerî ortaklıklarda aramak yanlış ve tehlikelidir. Halkın geçim sorununu, geleceğini savaş riskine bağlayarak çözemezsiniz. Bugünün ekonomik hesapları uğruna gelecek kuşaklara çatışma, borç ve yıkım mirası bırakamazsınız."
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!