Geri Dön

IMF'den yapay zeka uyarısı: 'Hem saldırıyı hem savunmayı hızlandırabilir'

Ayşe Demir

Editör, ekonomi ve finans uzmanı

| | 3 dk okuma (567 kelime)
IMF'den yapay zeka uyarısı: 'Hem saldırıyı hem savunmayı hızlandırabilir'

IMF, siber saldırıların kritik finansal hizmetleri durma noktasına getirebileceğini belirterek yapay zeka, tahvil faizleri ve siber risklerin küresel finansal istikrarı tehdit ettiğine işaret etti.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun Ekim 2026 sayısını yayımladı. "Dayanıklılık, Risk ve Dönüşüm" başlıklı rapor, küresel finansal piyasaların mevcut durumunu ve yaklaşan riskleri kapsamlı biçimde ele alıyor.

Rapora göre, güçlü ekonomik büyüme ve şirket karlılıklarının desteğiyle küresel finansal piyasalar dayanıklılığını korumayı sürdürüyor. Finansal koşullar da görece elverişli bir seyir izliyor. Ancak üç temel riskin giderek arttığı dikkat çekiyor:

  • Yapay zeka kaynaklı piyasa düzeltmesi
  • Devlet tahvili faizlerinde sert yükseliş
  • Siber saldırı tehditleri

Bu risklerin finansal sistemdeki mevcut kırılganlıklarla birleşmesi halinde daha geniş çaplı bir finansal stres yaratabileceğine dikkat çekiliyor. Yüksek borçlanma, likidite kıtlığı ve piyasalar arasındaki güçlü bağlantılar, olası şokların etkisini daha kapsamlı bir finansal baskıya dönüştürebilir.

Yapay zeka yatırımlarında döngüsel finansman riski

Yapay zekaya yönelik yatırımların küresel ekonomik faaliyetleri desteklediği ve bu alandaki şirketlerin güçlü kar artışları kaydettiği vurgulanıyor. Yatırımların ve karlılığın beklentilerin altında kalması durumunda yapay zeka sektörüyle bağlantılı varlık fiyatlarında bir düzeltme meydana gelebilir.

Özellikle hiper ölçekli şirketlerin giderek daha fazla borçlandığı, yatırımcıların ise yapay zeka hisselerine yatırım yapmak için kaldıraç kullanımını artırdığı belirtiliyor. Ayrıca yapay zeka şirketleri arasında hisse ve borç akışlarına dayanan döngüsel finansman anlaşmalarının da risk oluşturduğu ifade ediliyor.

2023'ten bu yana gerçekleşen 14 döngüsel finansman işlemine yönelik incelemeye göre, gelecekteki 1,4 trilyon dolarlık gelir taahhüdü karşılığında yaklaşık 300 milyar dolarlık öz sermaye yatırımı ve 650 milyar dolarlık borçlanma yapıldığı tespit edildi.

'Gelişmiş yapay zeka modelleri hem saldırıyı hem savunmayı hızlandırabilir'

Finans sektörünün dijitalleşmesi ve birbirine daha fazla bağlanmasıyla siber saldırılar sistemik risklerin büyüyen bir kaynağı haline geldi. Büyük bir saldırının ödeme sistemlerini, alım satım işlemlerini, mevduatlara erişimi ve diğer kritik finansal hizmetleri durma noktasına getirebileceği vurgulanıyor.

Bir saldırının büyük bir finans kuruluşunu, ödeme sistemini, bulut sağlayıcısını veya yazılım platformunu hedef alması durumunda tehlikenin daha da belirginleştiği, aksamanın giderek daha entegre hale gelen finansal sistem geneline yayılmasına zemin hazırladığı ifade ediliyor.

Bu yıl bildirilen siber saldırı vakalarının %70'inden fazlasında, saldırganların güvenlik açıklarından yararlanmasından önce yazılım sağlayıcıların bu açıkları gidermek için neredeyse hiç zamana sahip olmadığı belirtiliyor. Gelişmiş yapay zeka modellerinin hem saldırıları hem de savunmaları hızlandırabileceği altı çiziliyor.

Devlet tahvili faizlerinde yükseliş riski

Artan enerji fiyatlarının yol açtığı enflasyon baskıları, mali kaygılar ve bazı ekonomilerde beklenenden güçlü büyüme, devlet tahvili faizlerini yukarı çekiyor. Tahvil faizlerinin küresel finansal kriz öncesindeki seviyelere dönmesi muhtemel olarak değerlendiriliyor.

Yüksek mali dengesizlikler ve tahvil piyasalarındaki kaldıraçlı işlemlerle bağlantılı olumsuz geri besleme döngüleri risk oluşturuyor. Merkez bankalarının bilançolarını küçültmesiyle piyasalarda fiyat değişimlerine duyarlı yatırımcılara bağımlılığın artması, tahvil faizlerindeki yükselişin diğer varlıkların değerini düşürebileceği ve finansal işlemlerde teminat olarak kullanılan tahvillerin değerini azaltabileceği anlamına geliyor.

Küresel bankacılık sisteminde kırılgan halkalar

Küresel bankacılık sistemi genel olarak dayanıklılığını koruyor ancak zayıf halkalar mevcut. Olumsuz bir stres senaryosunda küresel bankacılık varlıklarının %22'sini temsil eden bankaların sermaye yeterlilik oranlarının yasal sınırların altına düşebileceği tespit edildi. Bu oran bir yıl önce %18 düzeyindeydi.

Bu bankaların banka dışı finansal aracılarla bağlarının giderek derinleşmesi, stresin yayılması için ek kanallar yaratıyor. Banka dışı finansal kuruluşların likit olmayan varlıklara ve türev ürünlere yönelmesi ve aynı varlık yöneticilerine daha fazla bağımlı hale gelmesi, finansal şokları büyütebilecek bir yapı oluşturuyor.

Korunmaya yönelik politikalar

Yüksek kamu borcu, yeniden ortaya çıkan enflasyon baskıları ve artan borçlanma maliyetleri nedeniyle politika yapıcıların olası şoklar karşısında ekonomiyi desteklemek için geçmişe kıyasla daha dar hareket alanına sahip olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda öncelikli üç alan sıralanıyor:

  1. Kamu borcunun sürdürülebilir bir patikaya oturtulması
  2. Yapay zeka, özel kredi ve banka dışı finans sektörlerinde kaldıraç ile likidite uyumsuzluklarının sınırlandırılması
  3. Siber savunma kapasitesinin güçlendirilmesi

Gelişmekte olan ekonomilerin de finansal koşullar elverişli seyrederken ekonomik tamponlarını yeniden oluşturması gerektiği ifade ediliyor. Riskler artarken proaktif politikaların olası şoklara karşı hazırlıklı olmanın en iyi yolu olduğu vurgulanıyor.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri