Gar Katliamı Davası'nda Tutuklu Şüpheli: 90'a Yakın Kişiyi Teşhis Ettim

Ali Yılmaz

Kıdemli editör, 15 yıllık deneyim

| | 5 dk okuma (824 kelime)
Gar Katliamı Davası'nda Tutuklu Şüpheli: 90'a Yakın Kişiyi Teşhis Ettim

10 Ekim Gar Katliamı davasında ifade veren tutuklu IŞİD sanığı, etkin pişmanlık kapsamında örgüte ilişkin bildiklerini anlattı. '21 kişi değil 90'a yakın kişiyi teşhis ettim' diyen sanık, duruşma salonunda gergin anlar yaşandı.

Ankara Gar Katliamı'na ilişkin açılan davanın görülmesine Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 10 Ekim 2015'te Ankara Tren Garı önünde düzenlenen ve 103 kişinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin duruşmaya katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları, yaralananlar ve taraf avukatları katıldı. Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan, 'Ammar' kod adlı IŞİD sanığı Ömer Deniz Dündar da duruşmada hazır edilirken salonda yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Duruşmanın başında Mahkeme Başkanı'nın salondakilerin yüksek sesle konuşmaması yönündeki uyarısı kısa süreli bir gerginliğe yol açtı. Başkan, hastalığını gerekçe göstererek "Ben hastayım, sesim bu kadar çıkıyor. Benimle tartışmaya girmeyin" diyerek heyetle izleyiciler arasında yaşanan kısa süreli tartışma nedeniyle duruşma salonundan geçici olarak ayrıldı.

Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren sanık 90'a yakın kişiyi teşhis ettiğini söyledi

Mahkeme Başkanı, sanığın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade verdiği sırada 21 kişiyi teşhis ettiğini belirtti. Bunun üzerine söz alan Dündar, bu sayının eksik olduğunu savunarak tüm bildiklerini samimiyetle anlattığını ve "21 kişi değil 90'a yakın kişiyi teşhis ettim" ifadelerini kullandı.

Dündar'a ayrıca Hatay'da 2017 yılında eylem hazırlığındayken yakalanan iki IŞİD üyesinin üzerinden çıkan bomba düzeneğinin bandında parmak izinin bulunması da soruldu. Sanık bu suçlamayı reddederken, avukatların ısrarlı soruları üzerine şu açıklamayı yaptı:

"O bombalı yeleği Ahmet Güneş kendisi için hazırlıyordu. Ben misafir olarak yanında bulunuyordum. Benden yardım istedi. Ben de kemeri tutarken parmak izim bulaşmış olabilir. Patlayıcı eğitimi almış birisi. Ahmet Güneş, ABD veya koalisyon güçlerinin saldırısına karşı bu yeleği kendine hazırlamıştı."

Patlayıcı eğitimi almadığını savundu

Dündar, örgütte patlayıcı eğitimi almadığını belirterek spor dersleri vermekle görevli olduğunu, Yunus Durmaz'dan eğitim aldığını ve örgüte Mustafa Dokumacı aracılığıyla katıldığını anlattı. 2014'te örgüte katıldığında iki aylık spor ve hafif silah eğitimi aldığını, A47 silahıyla eğitim gördüğünü ve küçük çatışmalara girdiğini söyledi.

Örgütün Türkiye'deki saldırılarına ilişkin soruları yanıtlayan Dündar, eylemlerin Ahmet Güneş, Mustafa Dokumacı ve Nusret Yılmaz tarafından planlandığını iddia etti. Ayrıca Savaş Yıldız'ın HDP'nin Adana ve Mersin il binalarına yönelik bombalı saldırılarını gerçekleştiren kişi olduğunu öne sürdü.

MİT tarafından Türkiye'ye getirildiğini anlattı

Dündar, HTŞ'nin hapishanelerinde 5 yıl 1 ay kaldığını, İdlib Cezaevi'ndeyken MİT tarafından Türkiye'ye getirildiğini söyledi. Bir operasyonla yakalanmadığını belirten sanık, 14 kişiyle birlikte gözleri bağlı şekilde Ankara'ya getirildiğini ve gruptaki iki kişi dışındakileri tanımadığını ileri sürdü.

Örgütün Türkiye yapılanmasına ilişkin detaylar

Avukatların soruları üzerine örgütün yapılanması hakkında bilgi veren Dündar, şu iddialarda bulundu:

  • 2017 yılında örgüt bünyesinde "Türkiye vilayeti"nin oluşturulduğunu söyledi.
  • 2019 yılında "Mekteb-i Faruk" yapılanmasının kurulduğunu anlattı.
  • 10 Ekim Gar Katliamı'nın planlayıcısı olarak belirlenen Yunus Durmaz'ın o dönemde örgütün Türkiye sorumlusu olduğunu ve "Ebu Zeynep" kod adlı emire bağlı olduğunu ifade etti.
  • Örgüte katıldıktan kısa süre sonra Yunus Durmaz tarafından "özel ekibe" seçildiğini öne sürdü.

2013 yılında Adıyaman'da Mustafa Dokumacı'nın sohbetlerine katıldığını anlatan Dündar, örgüte katılma sürecini ayrıntılarıyla aktardı. Ağustos 2014'te IŞİD'e katıldığını belirterek Türkiye ile Suriye arasındaki örgütsel yazışmaların şifrelenmesinde görev aldığını, firari sanık Hasan Hüseyin Uğur'un ise örgüt adına iki ülke arasında patlayıcı dahil lojistik taşımacılığı yürüttüğünü iddia etti.

"Doğrudan bilgim yok"

Ankara Gar Katliamı'na ilişkin doğrudan bilgi sahibi olmadığını savunan Dündar, "Doğrudan bilgim yok. Eylemlerden Yunus Durmaz sorumlu. O gereken bilgileri Suriye'den alıp Türkiye'ye gelmiş" dedi. Sanık, HDP Adana ve Mersin il binalarına yönelik saldırılar, Diyarbakır HDP mitingi bombalaması ve Suruç Katliamı hakkında da bilgisinin olmadığını ileri sürdü.

Dündar, Ankara Gar Katliamı'nın faili Yunus Emre Alagöz, Suruç Katliamı'nın faili Şeyh Abdurrahman Alagöz ve Diyarbakır HDP mitingine bombayı bırakan Orhan Gönder'i tanıdığını belirtti. Mustafa Dokumacı'nın 2020 yılında hava saldırısında öldüğünü, ardından geçici olarak emirlik görevini üstlendiğini de iddia etti.

Ekrem İmamoğlu'na yönelik eylem planlandığını iddia etti

Dündar'a 15 Ekim 2015'te Gaziantep'te Yunus Durmaz'ın hücre evinde ele geçirilen el bombasıyla aynı seri numarasını taşıyan bombada parmak izinin bulunduğu hatırlatıldığında "Bilgim yok" demekle yetindi.

Rahip Andrew Brunson'a yönelik eylem kararının Mustafa Dokumacı tarafından alındığını öne süren Dündar, Ekrem İmamoğlu'na yönelik de o dönemde eylem planlandığını iddia etti. Sanığın ifadesine göre örgüt, Türkiye siyasetini takip edip ona göre eylem planlıyordu.

Katliamda eşini kaybeden kadının tepkisi

Katliamda eşi avukat Uygar Coşkun'u kaybeden Mehtap Sakinci, duruşma salonunda sanığa "Bu mahkeme sizi 11 yıldır bekliyor. Sürekli IŞİD'in Türkiye değil Suriye yapılanmasında görev aldığınızı söylüyorsunuz. Katliamın kimliği hâlâ belirlenemeyen Suriyeli canlı bombacısıyla ilgili bilginiz var mı?" diye sordu.

Dündar yalnızca canlı bombacının Suriyeli olduğunu bildiğini öne sürerek "Karşınızda hatasını anlayan ve girdiği yoldan dönen, pişman olan biri var. Zalim olarak ölmektense mazlum olarak ölmeyi tercih ederim" dedi.

Sanığın bu sözleri üzerine müşteki aileleri "Bizim çocuklarımız ne olacak? Onlar toprağın altında. 8 yaşındaki çocuğumuz büyümedi" diyerek tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı, tepki gösteren ailelerin salondan çıkarılmasını istedi ve duruşmaya beş dakika ara verildi.

Aranın ardından Mahkeme Başkanı, duruşma düzeninin yeniden bozulması halinde celseyi erteleyeceğini söyledi. Söz alan müşteki avukatlarından İlke Işık ise "Biz 11 yıldır adalet bekliyoruz. Bu sanığı sorgulayabilmek için 11 yıldır bekledik. Tüm sanıklar yargılanıp ceza alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Aileler alkışlarla duruşma salonundan ayrılırken mahkeme duruşmayı 25 Eylül'e erteledi.

Adliye önünde açıklama

Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapan 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, 11 yıldır her duruşma sonrasında rencide edildiklerini belirterek "Ne yaparlarsa yapsınlar bizi adalet mücadelesinden vazgeçiremeyecekler" dedi.

Avukat İlke Işık da 11 yıldır süren davada bugüne kadar dördüncü mahkeme heyetinin görev yaptığını hatırlatarak "11 yıl sonra ilk kez bir duruşmadan yeni duruşma tarihini öğrenmeden ayrıldık. Hiç kimse 11 yıldır davamızı takip eden aileleri duruşma salonundan çıkaramaz" diye konuştu.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri