Belediye başkanları neden üst üste parti değiştiriyor?

Ali Yılmaz

Kıdemli editör, 15 yıllık deneyim

| | 3 dk okuma (418 kelime)
Belediye başkanları neden üst üste parti değiştiriyor?

Son dönemde CHP'den ayrılan belediye başkanlarının sayısı artarken, bu hareketlerin arkasında yatan nedenler de mercek altına alınıyor.

Siyasette bazı fotoğraflar vardır; yalnızca o anı değil, bir dönemin ruhunu da anlatır. Cemil Tugay'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elinden AK Parti rozetini taktığı fotoğraf da bunlardan biri.

İzmir gibi yıllardır CHP'nin siyasi kalesi olarak görülen bir kentte, CHP'nin adayı olarak seçilmiş bir büyükşehir belediye başkanının önce partisinden istifa etmesi, ardından bağımsız devam etmesi ve sonunda AK Parti'ye katılması, sıradan bir parti değişikliğinden fazlasını anlatıyor.

Asıl mesele tek bir isimle sınırlı değil. CHP neden belediye başkanlarını kaybediyor? Bu soru giderek daha fazla gündeme geliyor.

Tugay örneği tek başına durmuyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa ederek bağımsız yolunu seçmesi de aynı tablonun başka bir yüzünü gösteriyor. Yavaş, kararını açıklarken CHP'de yaşanan siyasi ve hukuki tartışmaların geldiği noktaya dikkat çekmişti.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun CHP'den ayrılarak AK Parti'ye geçmesi de bu tabloya eklenen bir başka dikkat çekici gelişme oldu.

Başkanların önünde çözülecek şehirler var

Bir belediye başkanı neden partisinden ayrılır? Bu sorunun cevabını yalnızca "siyasi hesap" diyerek vermek kolay. Fakat mesele bundan daha büyük.

Çünkü belediye başkanlarının önünde çözülmesi gereken somut gündemler var:

  • Ulaşım sorunları
  • Altyapı yatırımları
  • Kentsel dönüşüm projeleri
  • Deprem gerçeği
  • Yatırım çekme çabası
  • Vatandaşın basit beklentisi: "Bana hizmet et."

Bir belediye başkanı seçildiği şehir için proje üretmek, kaynak bulmak, merkezi yönetimle koordinasyon kurmak ve sorunları çözmek istiyor. Buna karşılık siyasi enerjisini sürekli parti içi tartışmalara, kongre hesaplarına, liderlik mücadelelerine ve bitmeyen polemiklere harcamak zorunda kalıyorsa, sonunda yolunu ayırma kararı verebiliyor.

Belediye başkanları sadece seçim zamanı hatırlanacak isimler değil. Onlar aynı zamanda partinin sahadaki yüzü. Eğer o yüz partiyle arasına mesafe koyuyorsa, burada yalnızca kişisel tercihlerden değil, siyasi yapının kendisinden de söz etmek gerekiyor.

Kritik kavram: Hizmet

Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişinde verdiği mesajlardan biri de merkezi hükümetle iş birliği ve İzmir'e hizmet vurgusu oldu. Burada kritik kavram hizmet.

Çünkü belediyecilikte siyasi kimlik elbette önemlidir. Ama vatandaşın hayatına dokunan şey sonunda yapılan iştir. Bir yolun yapılıp yapılmadığı, altyapı sorununun çözülüp çözülmediği, yatırımın gelip gelmediği belirleyici olur. Şehrin merkezi yönetimle kavga ederek mi, koordinasyon içinde mi yönetildiği de bu denklemin önemli bir parçası.

Belki de bazı belediye başkanları için mesele tam olarak budur: Siyasi tartışmaların dışında kalıp doğrudan hizmet üretmeye daha fazla alan açabilecekleri bir zemin aramak.

Muhalefet ne yapmalı?

CHP'nin "Giden gider" diyerek meseleyi kapatması işin kolay tarafı. "Neden gidiyorlar?" diye sorulması gerekiyor.

Çünkü bir kişi ayrılıyorsa kişisel bir tercih olabilir. Ama farklı şehirlerde seçilmiş belediye başkanları art arda partileriyle yollarını ayırıyorsa, artık bunun siyasi bir muhasebeye dönüşmesi gerekir.

Muhalefetin bugün yapması gereken de tam olarak bu: Belediye başkanlarını kaybetmenin sorumluluğunu yalnızca gidenlere yüklemek yerine, kendi yönetim anlayışını ve yerel yönetimlerle kurduğu ilişkiyi sorgulamak.

Çünkü siyasetçiyi partisinden ayrılmaya götüren şey sadece vardığı yer değildir. Bazen asıl hikâye, ayrıldığı yerde başlar.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri