Eylül ayında patlak veren ve yüzbinlerce yatırımcıyı doğrudan etkileyen fon krizi, iktidar tabanında benzeri görülmemiş bir tepki dalgası başlattı. Muhafazakâr sivil toplum kuruluşları yazılı açıklamalar yaparak dolaylı biçimde iktidarın tutumunu eleştirdi ve sorumluların hesap vermesi için açık çağrıda bulundu.
Kriz, iktidara yakın gazeteci ve yazarlar arasında da sert tartışmaların önünü açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim'de TBMM'de yaptığı konuşmada "Meselenin üzerine tavizsiz bir şekilde gidiyoruz" ifadelerini kullandı. Eleştirilere ise "Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var" diyerek yanıt verdi.
Sorumluların üzerine gidilmesi konusunda ortak anlayış var
Uzmanlar, fon krizinin iktidar tabanında son dönemin en büyük tepkilerinden birine neden olduğunu belirtiyor. Sosyolog Prof. Dr. Ergün Yıldırım, "Muhafazakârlar ilk defa ciddi anlamda bu krize yönelik olumsuz duygular taşıyorlar" diyor. Yıldırım, tüm sorumluların ayrım gözetmeksizin üzerine gidilmesi konusunda ortak bir anlayışın oluştuğunu vurguluyor.
Aksaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. İrfan Özet ise muhafazakârların tamamını kapsayan tek bir tutumdan söz etmenin zor olduğunu ifade ediyor. Özet'e göre sisteme bağımlılık ilişkileri daha az olan kesimler ve belirli kültürel sermayeye sahip muhafazakâr entelektüeller daha sert eleştiriler yapabiliyor. Siyasetin doğrudan çekirdeğinde olan aktörlerin ise daha savunmacı bir tutum sergilediğini kaydediyor.
Serbestiyet yazarı Şule Demirtaş ise iktidara yakınlıktan istifade eden bazı çevreler ile iktidarı destekleyen diğer muhafazakârlar arasındaki uçuruma dikkat çekiyor:
"Bir yanda milyonlar geçim derdiyle boğuşurken diğer yanda kanaat ve haram lokma üzerine konuşan çevrelerin devasa servetler ve nüfuz ilişkileri ile anılması kolay hazmedilecek bir durum mu? İnsanlar ister istemez 'Biz bunun için mi bedel ödedik?' diye soruyor."
Muhafazakâr STK'lardan üst üste sert açıklamalar
Muhafazakârlardan gelen tepkiler arasında Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı ve İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin açıklamaları özellikle dikkat çekti.
Hüdayi Vakfı, 13 Ekim'de "Toplumsal çürümeyi kabullenmiyoruz" başlıklı yazılı açıklama yayınladı. Açıklamanın "bir rica değil bir ikaz" olduğu vurgulanırken fon krizine dair şu ifadeler kullanıldı:
- "Bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur."
- "Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez."
- "Hiç kimsenin şahsi hırsı, menfaati ve sorumsuzluğu, bu yürüyüşün mimarlarının sırtlarına yük olmamalıdır."
İnsan ve Medeniyet Hareketi ise 8 Ekim'de yayınladığı açıklamada "Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz" diyerek net bir tavır ortaya koydu.
Ergün Yıldırım, bugüne kadar iktidar ile uyumlu hareket eden sivil toplum kuruluşlarının bu açıklamalar yapmasının "ciddi bir rahatsızlığın" yansıması olduğunu belirtiyor. Ancak bu açıklamaların siyasi bir tepki niteliğinde olmadığını savunarak, "Bunlar doğrudan siyasi pratiğin içinde yer alan kişiler değil. Ortaya koyulan muhalefet aslında sivil bir muhalefettir" diyor.
Tarık Çelenk, Hüdayi Vakfı'nın açıklamasını Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "samimi bir ikaz" olarak değerlendiriyor. Çelenk, "Erenköy cemaati iktidar kaynaklarıyla yeni zengin olan bir yapı değil. Köklü bir esnaf geleneğine sahip bir yapı. Camia bunu yaparak her türlü riskleri göze aldı" ifadelerini kullanıyor.
Demirtaş ise bu açıklamaları "önemli fakat gecikmiş ve iktidarı incitmemeye özen gösteren bir itiraz" olarak nitelendiriyor. Bildiriler yayımlayarak bu soruların üzerinden geçilemeyeceğini, isimlere ve siyasi yakınlıklara bakılmaksızın hesap sorulması gerektiğini vurguluyor.
İktidara yakın isimlerden uyarı niteliğinde paylaşımlar
Sosyal medya tartışmaları ve iktidara yakın kanaat önderlerinin paylaşımları, tepkinin büyüklüğüne dair önemli ipuçları veriyor:
- Eski AKP milletvekili Şamil Tayyar, 20 Ekim'de "AK Parti ve bürokrasinin arınması gerektiğini ifade ettikçe içerideki düzenbazlar sosyal medyadaki çakallarını üzerimize salıyor" paylaşımını yaptı. Tayyar, AKP tabanında gelişen "itiraz kültüründen" memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
- Eski AKP milletvekili Metin Külünk ise 18 Ekim'de "Milletimiz hukukun ve beklentilerin karşılanmasına odaklanan bir modelle sürecin yönetilmesini beklerken, birilerinin birbirini koruyup kollamaya dayalı bir modelle toparlamaya çalıştığı görüntüsünün sokakta karşılığı olmadığını bilin" uyarısında bulundu.
Soruşturma ve görevden almalar sürüyor
Yürütülen soruşturma kapsamında yüze yakın kişi tutuklandı. Ekonomi yönetiminden ve kurumlardan yöneticiler görevden alındı. Aralarında gözaltına alınanlar oldu.
- Adalet Bakanı Akın Gürlek, 21 Ekim itibarıyla 404 kişi hakkında işlem yapıldığını açıkladı.
- Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütcü ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül görevden alındı.
- Tasfiye edilen fonlardan haksız kazanç sağladığı iddia edilen AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya istifa etti. Kaya ve eşinin malvarlıklarına el kondu.
Güven kaybı sandığa nasıl yansıyacak?
Tarık Çelenk, iktidarın bu krizi güven kaybı olarak gördüğünü belirtiyor. Fon krizini iktidarın sermaye ve yeni zenginler üretme tarzının neden olduğu yapısal bir sorun olarak değerlendiren Çelenk, itirazlara karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hâlâ "kurtarıcı" olarak görüldüğünü ifade ediyor.
"Muhafazakâr kesimin 'Erdoğan dürüst ve hassasiyetlerimizi anlar ancak çevresinde artık bizden olmayan insanlar oluştu' tarzında bir bakışı var" diyen Çelenk, güveni sarsılan iktidar seçmeninin sandığa gitmeyerek protesto edebileceğini de sözlerine ekliyor.
İrfan Özet, muhafazakâr siyasetin özellikle son yıllarda rıza üretiminde kendi kitlesinde bir tıkanma yaşadığını, bunun üzerine fon krizi gibi ahlaki çürüme içeren krizlerin ciddi bir açmaza yol açtığını söylüyor.
Demirtaş ise fon krizinin yalnızca ekonomik kaybın telafisi üzerinden ele alınmaması gerektiğini vurguluyor:
"Bu defa dikkat çekici olan, insanların doğrudan kul hakkını, alın terini ve kendilerine anlatılanlarla yapılanlar arasındaki farkı sorgulaması. Yıllarca başkalarına karşı savundukları kadrolardan hesap bekliyorlar. Bunun ağırlığını görmek lazım."
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!