Petrol ve petrol ürünlerindeki yükseliş trendi kesintisiz devam ediyor. Özellikle dizel fiyatlarındaki artışın etkilerini toplumun her kesimi hissediyor. Benzin esas olarak otomobillerde kullanılan bir yakıt türü. Dizel ise ekonominin işleyişini sağlayan temel yakıt olarak öne çıkıyor; kamyonları, tarım makinelerini, inşaat araçlarını ve sanayi tesislerini çalıştırıyor.
Dolayısıyla dizel kıtlığı, ekonomiyi benzin fiyat artışlarından çok daha sert şekilde etkiliyor. Nakliye maliyetleri yükseliyor, makinelerin işletme giderleri artıyor. Şirketler bu maliyetleri tüketicilere yansıtıyor. Sonuçta enflasyon tırmanıyor ve yaşam maliyetlerindeki baskı güçleniyor.
ABD hükümeti, 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde küresel fiyatları düşürmek amacıyla Avrupa Birliği ülkelerini dizel rezervlerini serbest bırakmaya çağırıyor. Washington'un aksi halde Avrupa'yı dizel ihracatına yasak getirmekle tehdit ettiği belirtiliyor. Avrupa ülkeleri bu adıma yanaşmasa da kulislerde 50 milyon varil dizel yakıtın serbest bırakılması üzerinde duruluyor.
Peki dizel fiyatlarında bu noktaya gelindi? Avrupa stoklarını kullanıma açarsa sonuçları ne olur? Gelin bu soruları birlikte ele alalım.
ABD, sorumluluğu Ukrayna'ya atıyor
ABD ve Çin, dünyanın en büyük dizel üreticileri arasında yer alıyor. Çin üretilen dizelin büyük bölümünü kendi içinde tüketiyor. ABD ise dünyanın en büyük dizel ihracatçısı konumunda.
ABD'de de dizel fiyatları yükselme eğiliminde. Haftalık ortalama fiyat şu anda galon başına 6,52 dolar seviyesinde. Bir yıl önce 3,74 dolar, iki yıl önce ise 3,53 dolar düzeyindeydi.
ABD Başkanı Donald Trump, bu artışta Ukrayna'yı da sorumlu tutuyor. Trump kısa süre önce Ukrayna'ya Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması çağrısında bulundu ve bunun dizel kıtlığını tetiklediğine dikkat çekti.
Rusya, ABD'nin yanı sıra dünyanın en büyük dizel tedarikçilerinden biri. Rus rafinerilerinin 2022'den bu yana toplam 15 kez saldırıya uğradığı bildiriliyor.
- Rusya'nın dizel üretimi 2025 seviyesinin yaklaşık yüzde 30 altında kaldı.
- Moskova, iç arzı güvence altına almak için ihracat kısıtlamaları uyguluyor.
- ABD bu açığı kapatmaya çalıştı ancak yeterli olmadı.
Trump, 22 Eylül'de ABD'nin kendi dizel ihracatını durdurmayı değerlendirdiğini açıkladı. Bunun arkasında siyasi nedenler yatıyor: ABD, Kasım'daki Kongre seçimleri öncesinde ülke içinde fiyatları düşürmek istiyor. Enerji fiyatları zaten seçim kampanyasının önemli konularından biri.
Ancak enerji sektörünün büyük lobi kuruluşları planlara sert biçimde karşı çıkıyor. Birçok uzman, olası bir ihracat yasağının fiyatları kısa sürede düşürmeyeceğini; dahası, böyle bir adım ABD'deki rafinerilerin üretimini azaltmasına yol açabileceğini ve fiyatların daha da tırmanabileceğini uyarıyor.
Avrupa en kırılgan bölge
ABD'nin dizel ihracatını durdurması Avrupa açısından ağır sonuçlar doğurabilir. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel'in enerji uzmanı Georg Zachmann bunun nedenini şöyle açıklıyor:
"On yıllar boyunca uygulanan vergi avantajları, Avrupa'daki araç filosunu örneğin ABD'dekinden çok daha fazla dizele bağımlı hale getirdi."
Zachmann şöyle devam ediyor: "Bu nedenle AB'de benzin fazlası var ve bunu ihraç ediyor. Dizelde ise durum tam tersi: AB dizel ithal etmek zorunda."
Rakamlar bu durumu net biçimde ortaya koyuyor:
- AB'deki binek otomobillerin yüzde 38'inden fazlası dizel motorlu.
- Yük taşımacılığı da dahil olmak üzere karayolu ulaşımı, toplam dizel tüketiminin yüzde 77'sini oluşturuyor.
Araştırmanın yazarı Juliette Egal, dizele olan güçlü bağımlılığın sürücüleri ve şirketleri fiyat şoklarına karşı oldukça savunmasız hale getirdiğini vurguluyor.
Rakamlar çarpıcı:
- AB'deki sürücüler bugün 50 litrelik bir depo için ortalama 30 euro daha fazla ödüyor.
- Almanya'daki ortalama bir kamyonun haftalık yakıt maliyeti 236 euro arttı.
- Fiyat artışının AB ekonomisine toplam maliyeti günde 270 milyon euro. Bunun 203 milyon eurosunu yalnızca dizel oluşturuyor.
- Savaşın başlamasından bu yana karayolunda kullanılan dizelden kaynaklanan ek maliyetler 40 milyar euroyu aştı.
Dizel neden petrolden daha hızlı yükseliyor?
Enerji uzmanı Skip York'a göre kısa vadede belirleyici olan bir faktör var: Rusya'nın ham petrol işleme kapasitesi. York'un değerlendirmesi şöyle:
"Ukrayna'nın her yeni saldırı dalgası birkaç gün içinde dizel fiyatlarına yansıyor."
York, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun ise farklı olduğunu belirterek "Burada arz kısıtlanmış ancak aylardır görece istikrarlı seyrediyor" diyor. Benzin ve dizelin hammaddesi olan ham petrol üretimi artık en büyük sorun değil. York bunu şöyle açıklıyor:
"Darboğazın yeri değişti. Mart ve Nisan ayında ham petrol eksikti. Ağustos'tan bu yana ise rafineri kapasitesi yetersiz."
Bunun nedeni, hem Ukrayna'nın Rusya'ya yönelik İHA saldırılarının hem de Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmanın rafineri kapasitesini, yerine yenisi konulabileceğinden daha hızlı biçimde devre dışı bırakması. York'a göre uzun vadede Hürmüz Boğazı, dizel fiyatları açısından "daha büyük yapısal risk" olmaya devam ediyor.
Bruegel'den Zachmann da dünya genelinde rafineri kapasitesinin belirgin biçimde azaldığını ve bundan özellikle dizelin etkilendiğini vurguluyor.
Bundan sonra ne olacak?
Ortadoğu ya da Rusya'daki savaşın uzun sürmesi, Avrupa ve dizel kullanan diğer bölgeler açısından durumu daha da ağırlaştırabilir. ABD'nin ihracatı durdurması ise sorunu katlayarak büyütebilir.
Zachmann, ABD'nin dizel ihracatını gerçekten durdurmasının büyük bir şok olacağı uyarısında bulunuyor. Bu durumda dizel fiyatları daha da yükselecek. AB'nin buna karşı önlem alıp almayacağı ise belirsiz.
Transatlantik yakıt ticareti şimdiye kadar şu şekilde işliyordu: ABD Avrupa'ya dizel satıyor, Avrupalılar da ABD'ye benzin ihraç ediyor. Avrupa, ABD'nin dizel ihracatını durdurmasına karşılık ABD'ye daha az benzin satarsa ABD'de benzin fiyatları, Avrupa'da ise dizel fiyatları yükselir. Böyle bir durumda her iki taraf da kaybeder.
Üstelik kış da yaklaşıyor. Rafinerilerin bu dönemde hem kalorifer yakıtı hem de dizel üretmesi gerekiyor. Bu da arz sıkıntısını daha da artırıyor.
Bir başka etken de rafineri sayısındaki düşüş. York'a göre 2019'dan bu yana Avrupa ve ABD'de çok sayıda rafineri kapandı. Bu durum dizel piyasasını şoklara karşı daha hassas hale getirdi. Geçmişte krizlerin etkisini hafifletebilen yedek kapasite önemli ölçüde azaldı.
York durumu şu cümleyle özetliyor:
"Piyasada artık neredeyse hiç tampon kalmadı. Kaybedilen her litre bugün arzı geçmişe kıyasla çok daha doğrudan etkiliyor."