ABD'nin Büyük Stratejisi ve Türkiye: Orta Doğu'da Yeni Denge Arayışı

| | 5 dk okuma (804 kelime)
ABD'nin Büyük Stratejisi ve Türkiye: Orta Doğu'da Yeni Denge Arayışı

Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, ABD'nin Irak'tan çekilme sürecini, bölgesel dengeleri ve Türkiye'nin kritik konumunu değerlendirdi. Büyük Strateji'nin boyutları Orta Doğu'da yeni bir dönem başlatabilir.

ABD'nin ikinci Trump dönemi, Orta Doğu'daki en büyük felaketlerin ve Washington'un yeni Büyük Stratejisi'nin başlangıcı olarak görülüyor. İlk dönem emlak ve televizyon dünyasından Beyaz Saray'a geçişte acemi bir profil çizen Trump'ın ikinci dönemi ise, çekilme kararı aldığı Afganistan ve Irak'a rağmen İran'a yönelik doğrudan müdahalelerle şekilleniyor.

Irak'tan Tarihi Çekilme

Bugün ABD, Bağdat'ta dünyanın en büyük büyükelçilik ve Erbil'de konsolosluk binasına sahip olsa da, yaklaşık 23 yıldan sonra Irak'taki askerlerinin tamamını çekiyor. 170 bin kişiden 5 binin altına düşen ve dokuz üste toplanan son askeri birlikler, 30 Eylül 2026 tarihinde askeri teçhizatlarıyla birlikte Ürdün ve diğer üslere naklediliyor.

Bir açıdan bakıldığında bu durum, İngiltere'nin yarım asır önce Orta Doğu'dan çekilmesine benziyor. Ancak ABD, menzili artan akıllı uçak ve füzeler sayesinde uzaktan da olsa vurabilmekte, Irak'ı doğrudan işgalden çok Türkiye üzerinden akan petrol paralarını elinde tutarak ve uzaktan kontrol ederek İran ile arasında tampon olarak tutmaya devam ediyor.

Irak'taki Bölgeler ve Siyasi Durum

Bugün Ulusal Egemenlik Günü olarak kutlayan Irak, kuzeyde Erbil, Dohuk ve Süleymaniye eksenli Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Bağdat-Basra merkezli Şiiler, El Anbar-Felluce merkezli Sünniler ve Şengal-Kandil eksenli PKK/DAİŞ'in yerleştiği boş bir merkez durumundadır. Siyasi yapısı ise aylarca hükümet kurulamayan ve yönetemeyen bir sistemden ibarettir.

ABD Bağdat Büyükelçisinin etkisiyle, Irak anayasasının 140. Maddesi kapsamında Kerkük başta olmak üzere IKBY ile tartışmalı bölgelerde referanduma gidilmesi bekleniyor. ABD'nin çekilmesinin ardından burada yapılacak referandum sonrasında Türkiye'nin de dahil olması mümkün olan bir çatışmanın çıkması kuvvetle muhtemel görülüyor.

DAİŞ'e Bırakılan Silahlar ve Geçmiş Dersler

ABD'nin İkinci Irak Savaşı'nda en az 160 bin askerle Irak'ı işgal ettiği, bu sayının 2011'de birkaç bin kişi azalırken 2014 yılında DAİŞ'in Musul ve Sincar/Şengal'i işgal etmesiyle tekrar on binleri aştığı biliniyor.

Özellikle dikkat çekici bir ayrıntı, ABD'nin Musul'da 60 bin kişiyi donatacak kadar cephaneyi, 200 kişilik ve iki kişilik motosikletli DAİŞ'e kasıtlı olarak bırakmasıydı. DAİŞ bu silahlarla yıllarca Musul ve Rakka gibi kadim şehirleri yıktı. Benzer durum, Suudi Arabistan'ın Husilere 10 milyar dolarlık garnizonları bırakması ve Taliban'a Afganistan'da milyarlarca dolarlık silahların teslim edilmesiyle de tekrarlanmıştı.

ABD Her An Irak'ı Vurabilir

İran korkusu ve trilyon doları aşan masraflarla ABD kara gücünü Irak'tan çekmişse de, uçak gemileri ile Ürdün, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki yakın hava üsleri sayesinde Washington her an Irak'ı vurabilecek konumdadır.

ABD'nin Irak'tan 15 yıl gecikmeli çekilmesiyle birlikte, Hava Savunma Sistemleri konusunda İran saldırılarına maruz kalan IKBY ve onun manevi liderleri Talabani ile Barzaniler, ilk kez 200 bin kişiye ulaşan Peşmergelerini tek çatı altında toplamıştır. Bu süreçte 140. Madde referandumlarına hazırlık yapıldığı görülmektedir.

Türkiye'nin Bölgesel Hamleleri

İşte Türkiye ve bölgesel gelişmelerin öne çıkan noktaları:

  • Türkiye, Musul yakınlarındaki Başika ve Zelika kamplarından çekilirken, PKK'nın Şengal'den çekilmesi için Irak'ın genç Başbakanı yoğun çaba sarf etmektedir.
  • Başkan Trump ve Başkan Erdoğan'ın bu konuda Irak Başbakanı Zeydi'yi desteklediği bilinmektedir.
  • PKK'nın Şengal'den çıkması, örgütün Suriye kolu PYD ile bağının zayıflaması anlamına gelmektedir ki, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge açısından önemli görülmektedir.
  • ABD ambargo kararlarına uygun olarak Türkiye, İran Mahan havayolu ve Mellat Bank'ın faaliyetlerini durdurmuştur.

ABD'nin Yeni Ulusal Güvenlik Konsepti

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Netanyahu'dan hemen sonra BAE'ye yaptığı ziyaret, İsrail ile Washington ve Ankara koridorlarında süren diplomasi trafiği, CATSA'nın kaldırılması, F-35 ve KAAN motorlar için olduğu düşünülen hamleler ABD'nin 4 Aralık 2025'te ilan ettiği ve 35 yıl sonra değişen Ulusal Güvenlik Konsepti ile doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bu konsept, Doğu Akdeniz, Hürmüz ve Bab'ül Mendep eksenli bir Büyük Strateji üzerine kurulmuştur.

Son 10 yılda Pratik, Pragmatik ve Proaktif bir dış politika uygulayan Türkiye'nin kadim komşusu İran'a saldırı yapılırken, ayıyla yürümek zorluğunun da unutulmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

Bölgesel Dengeler ve Mekke Paktı

Suudi Arabistan'ın ABD'den iki kez askeri destek talebine rağmen yanıt alamaması ve Suudi Prens Muhammed Bin Salman'ın Mısır'a gitmek zorunda kalması, krizlerin boyutunu gözler önüne sermektedir. Suudiler, ABD'den İsrail'le savaşamayan 40 adet seyreltilmiş F-35 uçağı daha satın almıştır.

İslam Dünyası'nın boş merkez olarak tanımlanması da önemli bir vurgudur. Mekke Paktı'nın kasası ve ana kumandası henüz boşken, kurumsallaşmanın yıllar alacağı öngörülmektedir. Islam Ülkeleri Adalet Divanı kurulmadığı sürece birkaç bin askerin birleştirilmesinin tek başına bir sonuç getirmeyeceği belirtilmektedir.

Çin ve Küresel Hesaplaşmalar

BM'nin açılışında Çin lideri Şi ile eşi, Trump'ın eğlenceli tavırlarına rağmen asalet ve ciddiyetten taviz vermemiştir. Tayvan karşılığında ABD'nin İran konusunda bazı tavizler kopardığı görülmektedir.

Bu noktada Çin'e bir uyarı da yöneltilmektedir: Hürmüz ve Kızıldeniz'i kontrol eden ABD, Mısır'ın can damarı olan Suveyş Kanalı'nı bypass edecek İsrail'in Akabe-Akdeniz Ben Gurion kanalını aktif edeceği, ayrıca IMEC projesini uygulayacağı görülmektedir. Petrolünün %85'ini Basra Körfezi'nden alan ve Kuşak Yol Projesi'nin ana güzergâhını kaybeden Çin kadar, Türkiye'nin Irak Kalkınma Yolu Projesi'nin de ABD kontrolüne girebileceği söylenebilir.

Sonuç Değerlendirmesi

Irak ve Suriye'den çekilse de Doğu Akdeniz'de kuşatılmaya çalışılan Türkiye için ABD Büyük Stratejisi, İran'a karşı başarılı olursa Türkiye ve Çin'in Doğu-Güney hattı da çökmektedir. Gazze'de yumuşak güç değerlerini kaybeden ABD'nin, Venezüella ve Grönland'ı da bünyesine katan ABD liderliğindeki Batı Dünyası, bir asır daha küresel hâkimiyetini garanti altına almak istediği görülmektedir.

Şam'da ana doğalgaz boru hattına düzenlenen sabotaj ve Etiyopya'da 22 yıl önce Tel Aviv'de ilan edilen Bölünmüş Orta Doğu Projesi'nin uygulanması da bölgedeki yeni riskler arasında yer almaktadır. BM'nin 81. açılış yıl dönümünde ise Trump'ın İran'ı yok etmek veya affetmek çizgisinde olduğunu ifade ettiği görülmüştür.

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Yorumlar (0)

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri