İstanbul Finans Merkezi'nde (İFM) 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi gerçekleştiriliyor. Zirve, 5-11 Ekim tarihlerinde kutlanan Sigorta Haftası kapsamında düzenleniyor.
Zirvenin açılışında konuşan TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Sigorta Haftası'nı bu yıl "Dört Element. Tek Güvence." mesajıyla kutladıklarını söyledi. Toprak, su, hava ve ateşin hayatın ve üretimin temel unsurlarının yanı sıra deprem, sel, fırtına, kuraklık ve yangın gibi büyük riskleri de hatırlattığını belirten Yaşar, risklerin değiştiğini, birbirini etkilediğini ve daha karmaşık hale geldiğini vurguladı.
Yaşar, artık yalnızca hasar gerçekleştikten sonra ödeme yapan bir sektör olarak tanımlanamayacaklarını, riski önceden gören, ölçen, azaltan, paylaşan ve toplumun dayanıklılığını artıran bir sektör olmaları gerektiğini ifade etti.
RİSKTEN DAYANIKLILIĞA GEÇİLMELİ
"Hasarı ödemekten riski yönetmeye, riskten dayanıklılığa geçmek zorundayız" diyen Yaşar, Türkiye sigorta sektörünün hızlı büyüdüğünün altını çizdi:
- 2026 yılının ilk 8 ayında prim üretimi 972 milyar liraya ulaştı
- Sigorta ve emeklilik sektörünün ekonomiye sağladığı fon 3,6 trilyon lira düzeyinde
- 2030 yılında 50 milyar dolarlık prim üretimine ulaşma hedefi bulunuyor
Yaşar, bu rakamların önemli olduğunu ancak asıl hedefin prim üretimini artırmak değil, Türkiye'nin koruma açığını azaltmak olduğunu belirtti. 2030 hedefinin yalnızca bir büyüklük hedefi olmadığını, daha fazla insanın, işletmenin ve ekonomik değerin güvence altına alınması anlamına geldiğini vurguladı.
SÖYLENTİLERE DEĞİL RESMİ AÇIKLAMALARA BAKILMALI
Son günlerde bazı şirketlerle ilgili yaşanan gelişmelere değinen Yaşar, bu durumların şirketlerin yönetimine, mali yapısına veya sigortacılık faaliyetlerine ilişkin olmadığının doğru anlaşılması gerektiğini söyledi. Düzenleyici otoritenin resmi açıklamalarının sürecin kapsamını ortaya koyduğunu hatırlattı.
Yaşar, bu açıklamaların kapsamı dışında başka şirketlere teşmil edilmesinin veya sektörün geneline ilişkin sonuçlar çıkarılmasının vatandaşın sigortacılığa duyduğu güvene zarar vereceğinin altını çizdi. "Söylentileri veya ticari kaygıları değil, yetkili kurumların resmi açıklamalarını esas almalıyız" diyerek sektörün ortak itibarının hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Atılan adımların etkilerinin görülmeye başlandığını belirten Yaşar, Eylül 2026'da Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruların geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 azaldığını kaydetti. Bu veriyi önemli bir öncü gösterge olarak nitelendirdi.
HAKSIZ KAZANÇ YAPILARINA MÜDAHALE
Güçlü bir sektörün yalnızca sağlam bilançolarla değil sağlıklı işleyen süreçlerle de mümkün olduğuna işaret eden Yaşar, hasar üzerinden yetkisiz ve haksız kazanç sağlamaya çalışan yapılara müdahaleyi bu anlayışın önemli bir parçası olduğunu belirtti. TSB olarak SEDDK'nin mali sağlamlığı, piyasa disiplinini ve vatandaşların haklarını korumaya yönelik bütüncül yaklaşımının tam arkasında olduklarını ifade etti.
BES EN GÜVENLİ LİMAN
Dayanıklılığın yalnızca afetlere karşı olmadığını, vatandaşın geleceğe karşı finansal dayanıklılığının da güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, Bireysel Emeklilik Sistemi'nin 2,7 trilyon liraya yaklaşan devasa fon büyüklüğüne sahip olduğunu söyledi.
Son yaşananların Bireysel Emeklilik Sistemi'nin vatandaşlar ve bireysel tasarruf sahipleri için en güvenli liman olduğunu gösterdiğini belirten Yaşar, temel meselemenin yalnızca fon büyüklüğü değil, katılımcının birikiminin ve haklarının korunması, sisteme duyulan güvenin güçlendirilmesi ve uzun vadeli tasarrufun teşvik edilmesi olduğunu kaydetti.
SEDDK: PLANLANAN ŞEKİLDE İLERLİYORUZ
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş ise yıl sonu tahminlerine ilişkin 5,5 trilyon liraya varan aktif büyüklüğe dikkati çekti. Sektörün finans kesiminin 2 numaralı oyuncusu olduğunu, bunun 4 trilyon liraya yakını da likit pozisyonlardan oluştuğunu bildirdi. Menteş'in öne çıkan yıl sonu beklentileri şu şekilde:
- Yüzde 41'e yakın büyüme bekleniyor
- Prim üretiminde yüzde 40'a yakın artışla 1,7 trilyon liraya ulaşılması öngörülüyor
- Öz kaynakların 660 milyar liraya yaklaşması bekleniyor
- Bireysel Emeklilik Sistemi'nin 3 trilyon lirayı aşması öngörülüyor
- Öz kaynak karlılığının yüzde 45 seviyelerinde gerçekleşmesi hedefleniyor
- Hasar prim oranında yüzde 67 gibi bir iyileşme bekleniyor
Menteş, geçen yılın denetim açısından hayli yoğun olduğunu ancak sonuçlar yönünden memnuniyet verici olduğunu belirtti. Hasar süreçlerine müdahil olan illegal yapılanmalara karşı verilen mücadelenin en önemli denetim faaliyetlerinden biri olduğunu vurguladı. Sigortacılığın bir güven sektörü olduğunu, güven mekanizmasının test edildiği en önemli sürecin de hasar olduğuna dikkati çekti.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE FİNANSAL SİSTEM
İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, sigortacılığın finansal sistemin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Güçlü ve gelişmiş finansal sistemin riskleri doğru şekilde ölçen ve yöneten bir sigorta piyasasına ihtiyaç duyduğunu belirten Erdem, iklim değişikliğinin etkilerinin artık çevresel sonuçlarla sınırlı kalmadığını, ekonomik faaliyetleri, yatırımları, altyapıyı, varlıkları ve finansal kararları doğrudan etkilediğini vurguladı.
Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapacağı bir dönemde sigorta sektörünün iklim dayanıklılığı ve finansmanı konusundaki deneyiminin farklı paydaşlarla paylaşılmasının değerli bir fırsat sunduğunu kaydeden Erdem, İstanbul Finans Merkezi'nin bankalar, katılım finans kuruluşları, düzenleyici kurumlar, fintech şirketleri, sigorta şirketleri ve profesyonel hizmet sağlayıcılarının faaliyet gösterdiği bütünleşik bir finansal ekosistem olduğunu ifade etti.