Pasifik Okyanusu'nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının olağan dışı artışıyla tetiklenen ve meteoroloji uzmanlarının "şimdiye kadar görülen her şeyi gölgede bırakacak" diyerek uyardığı Mega El Niño iklim fenomeni, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası iklim ajanslarının peş peşe yayımladığı raporlar, Pasifik'teki sıcaklık artışının mevsim normallerinin 2 ila 4 derece üzerine çıkarak tarihi bir rekora ulaştığını gösteriyor. En son 1877 yılında bu büyüklükte kaydedilen ve bilim insanları tarafından Mega El Niño olarak adlandırılan bu atmosferik süreç, küresel hava koridorlarını altüst ederek çoktan sınırları aşmaya başladı.
Küresel çapta gıda arzını tehdit eden ve 2027 yılında yeni bir sıcaklık rekoru kırılmasına kesin gözüyle bakılan El Niño sürecinin, Türkiye eksenindeki 3 kritik faturası ise şöyle sıralanıyor:
1. Sonbahar ve Kış Aylarında Agresif Yağış ve Sel Riski
Meteoroloji uzmanlarının tahminlerine göre, Mega El Niño'nun atmosferde yarattığı yoğun buharlaşma dalgası, Türkiye genelinde sonbaharın ikinci yarısı ve kış aylarında kendisini hissettirecek. Ülke genelinde hava sıcaklıklarının kış aylarında normalden daha ılık geçmesi beklenirken, yağışların normallerin üzerine çıkacağı ve özellikle sağanakların ani sel, taşkın ve altyapı krizlerine yol açabileceği öngörülüyor.
2. İthal Gıda Ürünlerinde Enflasyon Kapıda
Küresel raporlar, El Niño kaynaklı kuraklık ve don olaylarının Tayland, Vietnam ve Brezilya gibi ülkelerde pirinç, kahve ve kakao rekoltesini ciddi oranda düşürdüğünü ortaya koyuyor. Bu ürünlerde küresel tedarik zincirinin kırılması, ithalata bağımlı olan Türkiye iç piyasasında kahve ve çikolata gibi ürün gruplarında yeni bir fiyat artışı dalgasını tetikleme riski barındırıyor.
3. 2027 Yılı İçin Ekstrem Sıcaklık ve Yangın Tehdidi
Uzmanlar, El Niño'nun asıl yıkıcı sıcaklık etkisinin zirve noktasını önümüzdeki yıllarda göstereceğini belirtiyor. Akdeniz havzasında yer alan Türkiye'nin, bu küresel ısınma dalgası nedeniyle gelecekte çok daha agresif yaz sıcaklıkları, hidrolojik kuraklık ve uzayan orman yangını sezonlarıyla mücadele etmek zorunda kalabileceği vurgulanıyor.
Uluslararası kuruluşlar ve yerel otoriteler, binlerce kilometre uzaktaki bu okyanus hareketliliğinin tarımdan enerjiye kadar geniş bir yelpazede sosyo-ekonomik etkileri olacağını belirterek, erken uyarı ve hazırlık çalışmalarının önemine dikkat çekiyor.