Türkiye'de Volkswagen araçlarının distribütörlüğünü yürüten Doğuş Otomotiv, Volkswagen Grubu ile önemli bir adım attı. Şirketten yapılan açıklamada, Volkswagen binek marka otomobillerin Türkiye'de üretilebilmesine yönelik seçeneklerin değerlendirilmesini kapsayan bir niyet mektubu imzalandığı belirtildi.
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde bu gelişmenin önemine işaret etti.
Yalçındağ, "Volkswagen'in Çin'den sonra ikinci kritik üretim tesisini Türkiye'ye kurmak üzere bir adım atması çok kıymetli" diyerek şu ifadeleri kullandı:
"Krizlerden, fabrika kapatarak, çalışanları işten çıkararak, küçülerek ve korkarak çıkılmaz; stratejik hamleler yaparak, cesurca yeni adımlar atarak çıkılır. Bu anlamda bu proje en önemli örnek. Her iki tarafı da tebrik ediyorum."
Türkiye'nin otomotiv sektöründeki güçlü konumu
Yalçındağ, Türkiye'nin Avrupa otomotiv ekosistemiyle derin bir bütünleşme içinde olduğunun altını çizdi. Bugünkü verilere göre, Türkiye'deki araç pazarının %60'tan fazlasını Avrupalı markalar oluşturuyor. AB'ye yönelik yeni araç ihracatının 18,2 milyar avro, AB'den yapılan ithalatın ise 18,8 milyar avro seviyesinde olduğu kaydedildi. Türkiye, AB'nin yeni araç ihracatında üçüncü büyük pazar konumunda yer alıyor.
Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi, gelişmiş tedarik zinciri ve nitelikli istihdam gücü sayesinde Avrupa otomotiv sanayisinin önemli üretim merkezlerinden biri konumunda olduğu vurgulandı.
"Made in EU" tasarısı tartışması
Küresel otomotiv sektöründeki yoğun rekabetin, üreticilerin kapasite ve maliyetlerini yeniden gözden geçirmesine yol açtığını belirten Yalçındağ, bu dönemde Türkiye ile Avrupa arasında yapılacak yeni yatırımların her zamankinden daha kritik olduğunu dile getirdi. Yalçındağ, bu bağlamda yeni teknolojilere odaklı Ar-Ge ve üretim çalışmalarının Türkiye için öncelikli olması gerektiğini ifade etti.
AB'nin sanayi politikalarının, Türkiye-AB arasındaki üretim ve tedarik zinciri entegrasyonunu destekleyecek kapsayıcı bir anlayışla şekillendirilmesinin önemine dikkat çeken Yalçındağ, buna rağmen şu uyarıda bulundu:
"Made in EU kapsamında son dönemde ülkemizi doğrudan ilgilendiren gelişmeler mevcut. Almanya ve Fransa'nın tasarı üzerindeki uzlaşısı, Türkiye'nin ve Türkiye'deki Avrupalı sanayi ekosisteminin AB değer zincirlerine daha çok entegre olmasına karşı olumsuz bir gelişme. Bu hatalı gidişatın düzelmesi bizzat Avrupa'nın küresel rekabet gücü açısından şarttır."
Tasarı üzerinde binlerce değişiklik önergesi bulunmasının, AB nezdinde henüz bir fikir birliğinin olmadığının açık bir göstergesi olduğunu belirten Yalçındağ, mevcut halde veya Almanya-Fransa uzlaşısı doğrultusunda hayata geçecek bir düzenlemenin Avrupa ekonomisine ne kazandıracağı konusunda bir mutabakat bulunmadığını kaydetti.
Vize ve transit geçiş sorunu
Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilerde yaşanan bir diğer soruna da değinen Yalçındağ, ticari vizelerin kolaylaştırılmaması ve transit geçiş belgelerindeki kotaların artırılmamasının kimsenin işine yaramadığını belirtti:
- 230 milyar doları aşan ikili ticaret hacmi denklem dışına atılamaz
- Ticari vizelerin kolaylaştırılmaması, lojistik rötarlara yol açıyor
- Transit geçiş belgelerindeki kısıtlamalar hem Türkiye'ye hem AB'ye zarar veriyor
Yalçındağ, "Resmi ismi 'Sanayi Hızlandırma' olan bir yasa tasarısının mevcut halinin sanayideki momentumu yavaşlatma riski içermesini gerçekten ironik buluyorum" diyerek sözlerini şöyle tamamladı:
"Umarım AB içerisinde Made in EU konusunda oluşan fikir ayrılıkları, değer zincirlerinin vazgeçilmez bir parçası olan Türkiye'nin yeni kurgulanan sistemden uzaklaşmasıyla değil, daha faydalı bir biçimde entegre olmasıyla sonuçlanır."
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!