Serbest gazeteci Tuğba Tekerek, yaklaşık üç haftadır Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutuluyor. Ülkenin önde gelen LGBTİ+ hak savunuculuğu platformlarından Kaos GL'ye yönelik yürütülen 'Ailem Güvende' operasyonu kapsamında 15 Eylül'de gözaltına alınan Tekerek, Ankara'da aynı gün çıkarıldığı mahkemede derneğin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan yedi asil üyeyle birlikte tutuklandı.
Tutuklama kararı; Dernekler Kanunu'na muhalefet, müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek ve çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik suçlamalarına dayandırıldı. Tekerek, 2024 yılında derneğin internet sitesinde yayımlanan telifli bir haber nedeniyle tutuklandığını belirterek, 'Instagram sorumlusu olmakla' suçlandığını ifade etti. Dernekle kurumsal bir bağı bulunmadığını, yalnızca gazetecilik faaliyeti kapsamında haber hazırladığını vurgulayan Tekerek, iddiaları 'akla ziyan suçlamalar' olarak nitelendirdi.
Adli koğuşta 43 kişi kalıyor
Tekerek, kaldığı Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nden avukatı aracılığıyla soruları yanıtladı. Cezaevi koşullarını sert biçimde eleştiren Tekerek, özgürlüğünden koparılan bir insanın karşılaştığı muamelenin onur kırıcı boyutlara ulaştığını söyledi.
Bir avlunun etrafındaki iki katlı yapıda bulunan 12 odada toplam 43 kişinin kaldığını anlatan Tekerek, odaların aslında iki kişilik olmasına rağmen üç dört kişilik kullanıldığını belirtti. Yere yatak konduğunda odada adım atacak yer kalmadığını dile getiren gazeteci, ilk gece tuvalet önünde yattığını, şimdi ise yatağının yarısını ranzanın altına uzattığını ve bacaklarını 10 santimlik bir alanda döndürmeye çalıştığını anlattı.
Yemekler çamaşır leğeninden dağıtılıyor
En rahatsız edici durumlardan birinin yemeklerin plastik çamaşır leğeni üzerinden servis edilmesi olduğunu belirten Tekerek, çorbadan bezelyeye kadar tüm yemeklerin bu leğene konduğunu ve koğuşta kalanlara oradan dağıtıldığını söyledi. Yemeklerin yağlı olmakla birlikte çeşitli ve protein miktarı yüksek olduğunu belirten Tekerek, yine de en lezzetli yemeğin bile plastik leğenden sunulmasının ne kadar rahatsız edici olduğunu vurguladı.
Diğer rahatsız edici durumları ise şöyle sıraladı:
- Gece tuvalet önünde yatarken kapı açılınca gelen tuvalet kokusunun uykusunu bölemesi
- Adliyeye götürülürken veya cezaevine getirilirken kelepçelenmek
- İnfaz memurlarının sürekli emir kipiyle konuşması: "Şuraya gel", "Tek sıra yürü!", "Çorabını çıkar!"
- Kadınların pembe çorapları için yapılan cinsiyetçi yorumlar
- Sabah sayımında "Bir bitmediniz" diyerek karşılanmak
Morali bozulmadığını belirten Tekerek, 'Bana bunu yaşatanlar utansın' dedi.
Oda arkadaşları da cezalandırılıyor
Deneyimlediği en çarpıcı durumlardan biri ise disiplin suçu oluşturabilecek bir olaya karışan tutukluların odaya kilitlenmesi uygulaması. Kapının günde yalnızca dört saat açıldığını, yemeğin demirler arasından uzatıldığını anlatan Tekerek, bu uygulamada asıl acayipliğin oda arkadaşlarının yaşadıkları olduğunu vurguladı.
Oda arkadaşlarının ya kendilerinin de odaya kilitlendiğini, ya da günde dört saat dışında odalarını kullanamadığını; duş almak, tuvalete gitmek için başka odaları ricat etmek zorunda kaldıklarını, geceleri koridorda yatmak durumunda kaldıklarını anlattı. Bu kilitlenme sürecinin soruşturma bitene kadar sürdüğünü, sürenin ise belirsiz olduğunu belirten Tekerek, koğuşundaki tutukluların 21 gün kilitlendikten sonra başka koğuşlara gönderildiğini aktardı.
"Hiç mi vicdanları yok?"
Gazetecilik hayatı boyunca insanlığın karanlık yüzüyle ilgili birçok şey gördüğünü, ancak bu kadar derinlemesine maruz kalmadığını söyleyen Tekerek, şu ifadeleri kullandı:
"Ortada hiçbir delil, teknik rapor, en ufak bir dayanak yokken beni tutukladılar. Bunu nasıl yapabiliyorlar? Böyle ağır bir kararı nasıl bu kadar rahat verebiliyorlar? İnsanların hayatına nasıl bu kadar hoyratça dalabiliyorlar? Vicdanlarının sesini nasıl susturabiliyorlar?"
Bu kişilerden oluşan koca bir sistemin ve bu sistemi besleyen topluluğun varlığına da dikkat çeken Tekerek, 'Hiç mi vicdanları yok? Hiç mi duymuyorlar, hiç mi görmüyoryorlar?' sorusunu yöneltti. Soruların cezaevinde daha da köklenmeye başladığını belirtti.
Desteğin kendisini yalnız bırakmadığını belirtiyor
Tüm bunlara rağmen iyi olduğunu vurgulayan Tekerek, avukatlarının, siyasi parti vekillerinin, meslektaşlarının, arkadaşlarının ve ailesinin desteğini hep yanında hissettiğini kaydetti. Önümüzdeki günlerde ayda bir yapılan tutukluluk incelemesi olacağını belirten Tekerek, "Yine mi görmeyecekler, duymayacaklar? Yoksa bu kez farklı olacak mı?" diye sordu.
Tuğba Tekerek kimdir?
Gazeteciliğe 2006 yılında başlayan Tuğba Tekerek, 2014'ten bu yana serbest gazeteci olarak çalışmalarını sürdürüyor. Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından iki kez Yılın Başarılı Gazetecisi Ödülü'ne layık görülen Tekerek'in 2023 yılında yayımlanan "Taşra Üniversiteleri: AK Parti'nin Arka Kampüsü" adlı kitabı, Sedat Simavi Ödülleri'nde övgüye değer bulundu.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!