Sena Nur Çelik Kanat: Avrupa'daki Çifte Standartlar Kalkmalı

| | 5 dk okuma (943 kelime)
Sena Nur Çelik Kanat: Avrupa'daki Çifte Standartlar Kalkmalı

AKPM genel kurulunda konuşan Sena Nur Çelik Kanat, Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine yönelik baskılarını ve mültecilere karşı sergilediği insan hakları ihlallerini sert bir dille eleştirdi.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin sonbahar genel kurulunda gerçekleştirilen Yunanistan oturumunda söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine yönelik yıllardır süren baskı ve hak ihlallerini Meclis gündemine taşıdı.

Avrupa kurumlarının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda sergilediği çifte standarta dikkat çeken Çelik Kanat, yıllardır sonuç üretmeyen yaklaşımın artık terk edilmesi gerektiğini vurguladı. Yunanistan'ın AİHM kararlarını uygulaması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için Avrupa kurumlarına somut adımlar atmaya çağırdı.

Batı Trakya Türklerinin kimlik, eğitim ve din özgürlüğüne yönelik ihlallerin yanı sıra Yunanistan'ın göçmen ve mültecilere yönelik ağır insan hakları ihlallerine de dikkat çeken Çelik Kanat, Avrupa kurumlarına şu mesajı verdi:

"Çifte standartlar kalkmalı. Her üye devlet için aynı yükümlülükler geçerli olmalıdır."

Batı Trakya Türkleri için karar var, uygulama yok

Konuşmanın merkezinde, Batı Trakya Türklerinin kendi kimlikleriyle örgütlenmesinin önündeki engelleri gözler önüne seren Bekir Usta dava grubu yer aldı. Dava dosyası, İskeçe Türk Birliğinin feshedilmesi ile Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Meriç İli Azınlık Gençlik Derneğinin tescil edilmemesini kapsıyor. Çelik Kanat, AİHM'nin dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmesinin üzerinden neredeyse yirmi yıl geçmesine rağmen Yunanistan'ın kararları hâlâ uygulamadığını vurguladı.

Bekir Usta davasındaki ilk AİHM kararı 2007'de verilmişti. Dosyanın Haziran 2026'da hâlâ Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin uygulama denetimi gündeminde bulunması, Batı Trakya Türklerinin hak arayışındaki uzun bekleyişi ortaya koyuyor.

Çelik Kanat, "Yunanistan AİHM kararlarını uygulamayarak hak ihlallerine devam etmektedir" diyerek meselenin yalnızca geçmişte yaşanmış ihlallerden ibaret olmadığını vurguladı.

Sorunun yakın tarihli bir örneği ise İskeçe İli Türk Kadınları Kültür Derneği oldu. Derneğin tescil başvurusunun reddedilmesini inceleyen AİHM, 24 Haziran 2025 tarihli Sağır ve diğerleri/Yunanistan kararında dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, tanınan "Müslüman azınlık" ile tanınmayan "Türk azınlık" arasında ayrım yapılmasının tescili reddetmek için yeterli olmadığını, somut bir kamu düzeni tehdidi gösterilemediğini belirtti.

Türk azınlık ilkokullarının sayısı 194'ten 76'ya geriledi

Çelik Kanat, Yunanistan'ın Batı Trakya'daki Türk azınlık okullarını kapatmasını ve iki dilli anaokullarının açılmasına izin vermemesini AKPM kürsüsünden eleştirdi. Eğitim hakkının ciddi biçimde ihlal edildiğini belirten Çelik Kanat, sorunların azınlık temsilcileriyle istişare edilerek çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bölgedeki azınlık okulu sayılarına ilişkin verilere göre durum şöyle gelişiyor:

  • 2008: Bölgede 194 azınlık ilkokulu bulunuyordu
  • 2026: Sekiz ilkokulun daha kapatılmasıyla sayı 76'ya düştü

Dışişleri Bakanlığı, okulların kapatılması ve İskeçe 1. Türk Azınlık İlkokulunun birinci sınıf kayıtlarında çıkarılan yeni engellerin azınlığın eğitim hakkını ve Lozan Barış Antlaşması hükümlerini ihlal ettiğini belirtiyor.

Sorun ilkokullarla da sınırlı değil. Türkçe ve Yunanca eğitim verecek iki dilli azınlık anaokullarının açılması için 2011'den beri yapılan başvuruların sonuçsuz kalması, Yunanistan'ın baskıcı uygulamalarının Batı Trakya Türkü çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini gösteriyor.

Seçilmiş müftüler tanınmıyor

Çelik Kanat, Yunanistan'ın yıllardır Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerini tanımamasının din özgürlüğünün ağır bir ihlali olduğunu vurguladı. Bakanlık açıklamasında, Yunanistan'ın seçilen müftüleri tanımayarak Lozan Barış Antlaşması'yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı sürdürdüğü belirtiliyor.

Dimetoka'daki müftü belirleme sürecinin azınlığın temsilci ve kurumlarıyla istişare edilmeden yürütüldüğü, Rodop ve İskeçe'de de benzer uygulamalara başvurulduğu kaydediliyor.

Yunanistan daha önce Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri dini faaliyet yürüttükleri için "makam gaspı" suçlamasıyla cezalandırmıştı. AİHM, Şerif/Yunanistan ve Aga/Yunanistan davalarında bu cezalandırmaların din özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti.

Lozan, Türk kimliğinin inkârına gerekçe olamaz

Çelik Kanat, Yunan makamlarının Batı Trakya Türklerinin etnik kimliğini tanımamaya gerekçe olarak Lozan Antlaşması'nda "Türk azınlığı" değil, "Müslüman azınlığı" ifadesinin yer almasını öne sürmesine de karşı çıktı.

Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesinin konu hakkındaki raporuna atıfta bulunan Çelik Kanat, Lozan'ın başka azınlıkların tanınmasını veya insanların kendi etnik kimliklerini ifade etmesini engellemediğini belirtti. Türk etnik kimliğinin tanınmamasının dil, kültür, din ve dernek kurma haklarını da kısıtladığını vurgulayarak "Yunan vatandaşlığı ile Türk etnik kimliği birbirini dışlayan kavramlar değildir" dedi.

Yunanistan'daki Türk toplumunun sorunları Batı Trakya ile sınırlı değil

Yunanistan'daki Türk toplumunun hak sorunları Batı Trakya ile sınırlı değil:

  • Rodos ve İstanköy: Yaklaşık 6 bin Türk azınlık statüsünden yararlanamıyor, adalarda Türkçe eğitim veren okul bulunmuyor
  • Selanik: Türk toplumu ibadet yeri ve mezarlık sorunlarıyla karşı karşıya

Türkiye'ye yaptırım çağrısı, Yunanistan'a somut yaptırımsız rapor

Çelik Kanat'ın Avrupa kurumlarına yönelttiği çifte standart eleştirisinin arka planında, AKPM'nin AİHM kararlarının uygulanmasında ülkelere göre değişen siyasi tutumu bulunuyor. AKPM, Türkiye hakkında kabul ettiği 2023 tarihli kararda yaptırım çağrısında bulunurken, 29 Eylül 2026'da kabul edilen Yunanistan kararında Batı Trakya Türklerine yönelik baskıları sona erdirecek somut bir siyasi tedbir ortaya koymadı.

AİHM kararlarının bağlayıcılığı ülkeye göre değişmiyor. AKPM Yunanistan raporu, göçmenlere yönelik şiddeti, ırkçı polis uygulamalarını ve uygulanmayan AİHM kararlarını kayda geçirmesine rağmen Yunanistan'ın ağır hak ihlallerine karşı hiçbir yaptırım çağrısında bulunmuyor.

Ege'deki mülteci ölümleri ve geri itmeler

Çelik Kanat, Yunanistan'ın göçmen ve mültecilere yönelik ağır insan hakları ihlallerini ve yıllardır devam eden cezasızlık sorununu da AKPM gündemine taşıdı. Ege'de yaşanan önemli olaylar şöyle:

  • 2014 - Farmakonisi: 11 kadın ve çocuğun hayatını kaybettiği faciada AİHM, Yunanistan'ın yaşamı koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti
  • 2023 - Pylos: Adriana teknesinin batması sonucu 600'den fazla insan hayatını kaybetti, yalnızca 104 kişi kurtuldu
  • 3 Şubat 2026 - Sakız Adası: Yunan sahil güvenlik gemisi ile göçmen teknesinin çarpışması sonucu 15 kişi yaşamını yitirdi

Çelik Kanat, AİHM'nin Ocak 2025 tarihli A.R.E./Yunanistan kararını da hatırlattı. Mahkeme, Meriç bölgesinden Türkiye'ye sistematik geri itmeler yapıldığına ilişkin güçlü göstergelerin bulunduğunu tespit etti.

Cezasızlık tablosu da çarpıcı: 2019-2025 döneminde Yunan sahil güvenliği hakkında temel hak ihlalleri nedeniyle yürütülen 42 idari soruşturmanın hiçbiri disiplin yaptırımıyla sonuçlanmadı. Polis görevlilerinin geri itmelerdeki sorumluluğuna ilişkin dosyalarda da aynı dönemde herhangi bir disiplin yaptırımı uygulanmadı.

Çelik Kanat, göç yönetiminin yarattığı baskıların insan hayatını tehlikeye atan uygulamaları, hukuka aykırı geri itmeleri ve temel hak ihlallerini meşrulaştıramayacağını vurguladı.

Avrupa kurumlarına çağrı

Konuşmanın sonunda Çelik Kanat, AKPM'nin AİHM kararlarının tam uygulanması ve Yunanistan'ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için net bir takvim belirlenmesinde ısrarcı olması gerektiğini söyledi.

Batı Trakya Türklerinin yaklaşık yirmi yıldır uygulanmayan AİHM kararlarına rağmen haklarına kavuşamaması ve Yunanistan'ın göçmenlere yönelik ağır ihlalleri karşısında Avrupa kurumlarının sonuç üretmeyen tutumu ciddi bir ikilemi gözler önüne seriyor. İhlalleri raporlamak, ihlaller devam ettiği ve mağduriyetler giderilmediği sürece yeterli bir adım sayılmıyor.

Çelik Kanat konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Çifte standartlar kalkmalı. Her üye devlet için aynı yükümlülükler geçerli olmalıdır."

Benzer Haberler

Yorumlar (0)

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri