Otopsi videosu krizi: Kayıp video 'fethi kabir' kararıyla ortaya çıktı

| | 4 dk okuma (796 kelime)
Otopsi videosu krizi: Kayıp video 'fethi kabir' kararıyla ortaya çıktı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki ölümüne ilişkin soruşturmada 10 yıl sonra çarpıcı bir gelişme yaşandı. 'Yok' denilen otopsi videosu, mezarın açılması kararı alınan gün ortaya çıkarken, ATK görevlileri hakkında dava açıldı.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Yaklaşık 10 yıl sonra hazırlanan iki kritik iddianame ile dosyada çember belirgin biçimde daraldı.

7 kişi hakkında kamu davası açıldı

Soruşturma kapsamında Denizolgun'un ölümünü beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm olarak kayda geçiren kişilerle birlikte özel doktoru, Adli Tıp Kurumu görevlileri ve iki şüpheli olmak üzere toplam 7 kişi hakkında kamu davası açıldı. Şüpheliler hakkında resmi belgede sahtecilik ve delilleri yok etme suçlamaları yöneltildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, bir dosyada İstanbul Adli Tıp Kurumunda görevli İsmail Çoban, Çağdaş Köse ve Samet Çalışkan hakkında "kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği", diğer dosyada ise Denizolgun'un olay tarihinde özel doktoru olduğu belirtilen Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan kamu davası açtı.

Otopsi videosu için üç kez yazışma yapıldı

Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturma yeniden derinleştirilirken Başsavcılık, 24 Şubat 2026'da İstanbul Adli Tıp Kurumuna yazı yazarak otopsi işlemine ait görüntü kaydı bulunup bulunmadığını sordu.

Adli Tıp Kurumu ilk aşamada yalnızca fotoğrafların bulunduğunu bildirdi. Savcılık 1 Haziran'da bu kez video ve fotoğraf kayıtlarının gönderilmesini istedi. Kurumdan gönderilen CD'nin içinde 145 fotoğraf çıktı. Başsavcılık bunun üzerine 14 Temmuz'da üçüncü kez yazı yazarak özellikle video kaydının bulunup bulunmadığının araştırılmasını talep etti.

Önce 'video yok' dendi, fethi kabir günü video ortaya çıktı

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi, 16 Temmuz 2026 tarihli cevabında otopsi işlemine ilişkin video kaydının bulunmadığını bildirdi. Soruşturmanın en çarpıcı gelişmesi 18 Ağustos 2026'da yaşandı: Denizolgun'un mezarının açılarak yeniden inceleme yapılması için fethi kabir kararı alındı.

Aynı gün Adli Tıp Kurumundan Başsavcılığa bambaşka bir cevap geldi: Otopsi videosu vardı. Kurum, video kayıtlarının bulunduğunu ve flash bellek ile CD'ye aktararak Başsavcılığa gönderildiğini bildirdi. Fethi kabir işlemi ise ertesi gün, 19 Ağustos 2026'da gerçekleştirildi.

Savcılık: Video varken 'yok' cevabı verildi

Soruşturma kapsamında Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt kâtibi Çağdaş Köse ve kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhanede görevli Samet Çalışkan'ın ifadeleri alındı.

  • Samet Çalışkan: 145 fotoğrafı teslim ettiğini söyledi.
  • Çağdaş Köse: "Video kaydı yoktur" cevabını verdiğini belirtti.
  • İsmail Çoban: Bu cevabın yer aldığı yazıyı onayladığını ifade etti.

Savcılık, video kaydının bulunduğunun ortaya çıkması ve şüphelilerin de videonun varlığını kabul etmesi üzerine, otopsi videosu mevcut olduğu hâlde Başsavcılığa gerçeğe aykırı biçimde "video yok" cevabı verildiği değerlendirmesinde bulundu.

Üç Adli Tıp çalışanı hakkında TCK 204/2 kapsamında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan dava açıldı. İddianamede ayrıca Kurumun üç görevli hakkında idari soruşturma yürüttüğü ve kınama cezası verdiği bilgisi de yer aldı.

İkinci iddianame özel doktora: Yalan tanıklık suçlaması

Denizolgun soruşturmasındaki ikinci iddianame, olay tarihinde Özel Hisar Hastanesinde dahiliye uzmanı olarak çalışan Nurettin Demirkol hakkında hazırlandı. Demirkol, 26 Ağustos 2026'da Başsavcılıkta yeminli tanık olarak dinlendi.

Demirkol ifadesinde Denizolgun'un özel doktoru olmadığını, ölümü şüpheli değerlendirmediğini, polisi kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini, olay yerinde yalnızca iki kişinin bulunduğunu iddia etti.

155 kayıtları Demirkol'un ifadesini çürüttü

Savcılık tanık ifadesinin ardından HTS kayıtlarını, 155 Acil Çağrı Merkezi kayıtlarını, olay yeri tutanaklarını ve diğer tanık anlatımlarını dosyaya getirtti. Elde edilen bulgular Demirkol'un ifadesini peş peşe çürüttü:

  • 155 ihbar kayıtlarında polisi arayan kişinin Demirkol olduğu, kendisini "ailenin hekimi" olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği tespit edildi.
  • Olay yerine ilk ulaşan polis memuru, arayan kişinin Denizolgun'un özel doktoru olduğunu söylediğini ve ölümü şüpheli değerlendirdiğini anlattı.
  • Olay yeri inceleme görevlisi de Demirkol'un kendisini Denizolgun'un özel doktoru olarak tanıttığını belirtti.

Kan çelişkisi: 2016 tutanağı ile 2026 ifadesi birbiriyle çelişiyor

Demirkol 2026'daki ifadesinde yüzde veya vücutta kan görmediğini söyledi. Ancak 2016 tarihli olay yeri ve ölü muayene tutanağında Demirkol'un, Denizolgun'un ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve kanın yastığı ıslattığını söylediği kayıt altına alınmıştı. Bilirkişi doktor da Denizolgun'un yüzünün kanlı olduğunu ve ağzından kan geldiğini tutanağa geçirmişti.

HTS kayıtları 'Kısıklı'daydım' sözünü de çürüttü

Demirkol, olay günü Kısıklı'daki evinde bulunduğunu söyledi. Ancak savcılık, HTS kayıtlarında o saatlerde Kısıklı bazında bulunmadığını tespit etti.

Ayrıca Demirkol'un çiftlikte yalnızca iki kişinin bulunduğunu söylemesine rağmen, Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş'in de olay yerinde olduğu olay yeri kayıtları, HTS verileri ve tanık beyanlarıyla belirlendi. Ahmet Gökçen'in Adli Tıp Kurumunda olmadığını söyleyen Demirkol'un bu anlatımı da HTS kayıtlarıyla çelişti.

Savcılık: 'Kalem kalem gerçeğe aykırı beyan'

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Demirkol'un yeminli tanık olarak verdiği ifadenin; 155 ihbar kayıtları, HTS verileri, olay yeri inceleme tutanakları, ölü muayene kayıtları ve tanık anlatımlarıyla çok sayıda noktada çeliştiğini değerlendirdi.

Savcılık, Demirkol'un "kalem kalem belirtilen hususlar yönünden gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu" sonucuna vararak hakkında TCK 272/3 kapsamında yalan tanıklık suçundan kamu davası açtı. Demirkol'un 4 Eylül 2026'da tutuklandığı ve iddianamenin düzenlendiği tarih itibarıyla tutukluluğunun sürdüğü de dosyada yer aldı.

10 yıl sonra iki kritik halka davalık

Böylece Denizolgun'un 2016'daki ölümüne ilişkin soruşturmada iki ayrı kritik başlık mahkemeye taşındı:

  • Bir tarafta, Başsavcılığa önce "yok" denilen ancak fethi kabir kararının alındığı gün varlığı ortaya çıkan otopsi videosu ve bu yazışmalardan sorumlu üç Adli Tıp görevlisi.
  • Diğer tarafta ise 2016 kayıtlarıyla 2026'daki yeminli ifadesi arasında çok sayıda çelişki tespit edilen özel doktor Nurettin Demirkol.

Her iki iddianame de 2 Ekim 2026 tarihinde düzenlendi. Adli Tıp görevlileri hakkındaki dosya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine, Demirkol hakkındaki yalan tanıklık dosyası ise Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Yorumlar (0)

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri