Çözüm sürecinde PKK'nın silah bırakma süreci kapsamında dağdan dönüşlerin ne zaman başlayacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, yeni yasama yılı öncesinde gazetecilerle bir araya gelerek sürecin işleyişine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Basın toplantısında, iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürece ilişkin çerçeve yasanın uygulanması, Meclis'te kurulması beklenen izleme komisyonu, cezaevlerinden tahliyeler ve seçim tartışmaları başlıca gündem maddeleri olarak öne çıktı. Ayrıca PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki koşullarında herhangi bir değişiklik bulunmadığı da vurgulandı.
Dağdan dönüşlerin başlaması neye bağlı?
PKK mensuplarının kış başlamadan dönüş yapıp yapamayacağına ilişkin soruya yanıt veren Koçyiğit, Ağustos ayında kabul edilen çerçeve yasanın uygulanmasının "teyit ve tespit" koşulunun Milli Güvenlik Kurulu onayına bağlı olduğunu hatırlattı. Örgüt ile devletin güvenlik bürokrasisi arasında bu konuda bir çalışma yürütüldüğünü belirten Koçyiğit, ancak kesin bir takvimin şu aşamada verilemeyeceğini ifade etti:
"Kesin bir takvim vermek şu aşamada mümkün değil. Bir ay sonra mı olur, iki ay sonra mı olur? Açıkçası buna kesin bir takvim vermek mümkün değil."
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan daha önce yaptığı açıklamalarda, saha bilgilerine göre PKK'nın 27 Kasım'a kadar silah bırakma sürecini tamamlayabileceğini öngördüğünü ve Kasım ayındaki MGK toplantısına işaret ettiğini belirtti.
Koçyiğit, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yapılan görüşmede kurulların işleyişinin, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşmede ise Meclis'te kurulacak izleme komisyonunun ve izlenecek yol haritasının ele alındığını aktardı.
Yasanın uygulanmasının ardından Avrupa'da ve sürgünde bulunanların da dönüşlerini beklediklerini dile getiren Koçyiğit, silah bırakanların dönüşünün yanı sıra cezaevlerindekilerin durumunun da ayrıca düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Meclis komisyonundan beklenti ne?
Temelli, çerçeve yasayı bir "ilk adım yasası" olarak tanımlarken uygulanmasının MGK kararına bağlanmasını eleştirdi:
"Bu yasanın yoluna devam edebilmesi için her şeyden önce MGK vesayetinden kurtulunmalıdır."
Temelli bunun için Meclis'in daha çok siyasi inisiyatif alması gerektiğini de ifade etti. DEM Parti'ye göre TBMM'de oluşturulacak izleme komisyonunun görevi yalnızca mevcut yasanın uygulanmasını takip etmekle sınırlı kalmamalı. Komisyonun, uygulamanın önündeki engelleri kaldıracak ve yeni düzenlemelerin hazırlanmasını sağlayacak bir işlev üstlenmesi talep ediliyor.
Temelli, komisyonun üye sayısının henüz netleşmediğini, Meclis Başkanı'ndan görüşme takvimine ilişkin bir bildirim de gelmediğini belirtti. Komisyonda yalnızca Meclis'te grubu bulunan partilerin temsil edilmesiyle yetinilmemesini isteyen Temelli, üye sayısının komisyonun etkin çalışmasını zorlaştıracak düzeye ulaşmaması gerektiğini de kaydetti.
Abdullah Öcalan'ın koşullarında değişiklik var mı?
Öcalan'ın yaşam ve çalışma koşullarının değişip değişmediği yönündeki soruya Koçyiğit, "Hali hazırda bir değişiklik yok" yanıtını verdi. İmralı'da çalışma ofisi olarak inşa edilen yapının "villa" olarak sunulmasını eleştiren Koçyiğit, Öcalan'ın eski yerinde bulunduğunu söyledi.
Koçyiğit, taleplerinin bir konfor tartışması olmadığını, Öcalan'ın süreci yürütebilmesi için çalışma ve iletişim koşullarının değiştirilmesini istediklerini belirtti. Öcalan'ın koordinatör olarak görev üstlenmesinin de süreci hızlandıracağını sözlerine ekledi.
Gazetecilerin ve farklı kesimlerin İmralı'ya gidişi ile ilgili hazırlıkların sorulması üzerine grup başkanvekilleri, bu ziyaretlerin ne zaman gerçekleşeceğine dair bilgi bulunmadığını açıkladı. Temelli, toplumun birçok kesimi ve siyasi partilerin İmralı Adası'na gitme taleplerine rağmen herhangi bir adım atılmadığını ve adadaki tecridin devam ettiğini belirtti.
Koçyiğit ise Öcalan'ın gazetecilerle görüşmek ve sorularını yanıtlamak istediğini söyleyerek İmralı heyetinin görüşmeler sonrasında yaptığı bilgilendirmeleri yeterli bulmadığını ifade etti. Gazetecilerin başvuru adresinin Adalet Bakanlığı olduğunu hatırlatan Koçyiğit, ilk etapta kimlerin gideceği ve kaç kişiye izin verileceğinin de belli olmadığını kaydetti.
Tahliyeler başladı mı, infaz düzenlemesi gelecek mi?
Çerçeve yasa kapsamında cezaevlerinden tahliyelerin başlayıp başlamadığı sorusuna karşılık Koçyiğit, "Cezaevinden otomatik çıkış diye bir şey söz konusu değil" diyerek çerçeve yasaya ek olarak ayrıca bir infaz düzenlemesine ihtiyaç olunduğunu bildirdi.
Koçyiğit'e göre mevcut sorunlar, çözüm süreci kapsamındaki mahpuslarla sınırlı değil. Cezasını tamamlayan bazı kişilerin tahliyelerinin idare ve gözlem kurullarının kararlarıyla ertelendiğini belirten Koçyiğit, bu kararları "keyfi" olarak nitelendirdi.
Partinin talebinin "cezada adalet, infazda eşitlik" ilkesine dayanan kapsamlı bir düzenleme olduğunu söyleyen Koçyiğit, infaz hukukunun hem eşitsizlikler hem de süreler bakımından yeniden ele alınması gerektiğini kaydetti.
Bu arada DEM Parti, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın durumunun çerçeve yasadan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına işaret eden grup başkanvekilleri, iki eski eş başkanın ve onun durumundaki tutukluların tahliyelerinin yeni bir düzenleme ya da çözüm sürecinde atılacak adımlara bağlanmasına karşı çıktı. Temelli, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın yanı sıra Can Atalay'ın durumunu da gündeme getirerek, mevcut mahkeme kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı.
Süreç ve demokratikleşme beraber yürür mü?
Çözüm süreci devam ederken Türkiye'de genel olarak demokraside geriye gidişin hızlı sürdüğüne ilişkin soruya Temelli, çözüm sürecinin sadece iktidarla değil toplumun tüm kesimleriyle yürütülmesi gerektiğini belirterek "Kürt sorununun çözümü, Türkiye'nin demokratikleşmesinin merkezinde yer alıyor" diye konuştu.
Koçyiğit ise Kürt sorunu demokratik biçimde çözülmeden Türkiye'nin demokratikleşemeyeceğini savunarak şimdiye kadar Kürt sorununun güvenlik odaklı bir yaklaşımla ele alındığını, baskı ve şiddetin sadece Kürtlere değil artık tüm topluma yayıldığını belirtti.
Koçyiğit, Mersin'deki belediyeye yönelik operasyonlara, fon gasplarına ve kadın cinayetlerine sessiz kalmayacaklarını söyleyerek şunları ifade etti:
"Biz bu sürecin demokratikleştirilmesinin asli öznesiyiz. Elbette barış için de ısrarcıyız ve barışın gerçekleşmesi için irade gösteriyoruz. İki yıldır kimse hayatını kaybetmiyor. Tek başına bu bile bizim için çok önemli."
Seçim ittifakı gündemde mi?
Seçimlerin Meclis kararıyla yenilenmesi ve Cumhurbaşkanı'nın yeniden adaylığına ilişkin açıklamalara da değinen Temelli, DEM Parti'nin gündeminde bir seçim tartışması bulunmadığını söyledi. Önceliklerinin seçimlere hangi koşullarda gidileceği ve demokratikleşme için gerekli düzenlemeler olduğunu belirten Temelli, yeni anayasa konusunda ise toplumun anayasa yapabilecek bir iklimine kavuşması gerektiğini ifade etti.
Koçyiğit ise MHP liderinin Cumhur İttifakı içindeki görev paylaşımına ilişkin sözlerinin DEM Parti'yi bağlamadığını belirterek, Cumhurbaşkanlığı, milletvekili ve yerel seçimlerde kendi iddialarıyla yer alacaklarını kaydetti. CHP ile seçim ittifakı yapılacağı iddialarına da Koçyiğit, parti kurullarında seçim bağlamında yürütülen bir tartışma olmadığını belirterek "Bir seçim ittifakı tartışması da gündemimizde yok" yanıtını verdi.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!