Norveç Nobel Komitesi, 2026 Nobel Barış Ödülü'nü Güney Afrikalı hukukçu ve eski Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem "Navi" Pillay'a vermeye karar verdi. Başkent Oslo'da yapılan açıklamada, 85 yaşındaki Pillay'ın barış, uluslararası hukuk ve insan hakları alanındaki yaşam boyu çalışmaları nedeniyle bu ödüle layık görüldüğü bildirildi.
Ödül kapsamında verilecek altın madalya, diploma ve 12 milyon İsveç kronu (yaklaşık 1,2 milyon dolar) değerindeki nakit ödül, Alfred Nobel'in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık'ta Oslo'da düzenlenecek resmi törenle sahibine takdim edilecek.
APARTHEID REJİMİNE KARŞI HUKUK MÜCADELESİ
Güney Afrika'da ırk ayrımcılığına dayalı apartheid rejimine karşı hukuk sahasında öncülük eden Pillay, 1967 yılında Natal eyaletinde hukuk bürosu açan ilk beyaz olmayan kadın unvanını taşımaktadır. Demokratik yönetime geçişin ardından 1995 yılında Güney Afrika Yüksek Mahkemesine atanan ilk beyaz olmayan kadın yargıç olarak tarihe geçti.
Uluslararası yargı alanında kurucu roller üstlenen Pillay, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargıçlık ve mahkeme başkanlığı yaptı. Bu süreçte tecahüz ve cinsel şiddet eylemlerinin savaş suçu ve soykırım unsuru sayıldığı ilk küresel emsal kararların hukuk literatürüne girmesini sağladı.
Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargıç olarak görev alan Pillay, 2008-2014 döneminde BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği görevini yürüttü. Yakın dönemde ise BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonunun başkanlığını üstlendi.
KOMİTENİN AÇIKLAMASI: KÜRESEL DÜZENDEKİ KIRILMALAR
Beş üyeli komitenin dosya hazırlıklarını yürüten Norveç Nobel Komitesi Sekreteri Kristian Berg Harpviken, karar öncesinde uluslararası düzendeki kırılmaları yakından izlediklerini belirtti. Dünyanın ciddi bir çalkantıdan geçtiğini ifade eden Harpviken, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Neyi geride bıraktığımızı biliyoruz ancak bunun ne kadarının ve hangi biçimde hayatta kalacağını, gelecekte neyin ortaya çıkacağını kestiremiyoruz. Uluslararası alanda gördüğümüz bazı eğilimler, Nobel Barış Ödülü'nün tarihi boyunca savunduğu değerleri tehdit ediyor."
Harpviken, komitenin Alfred Nobel'in 1895 tarihli vasiyetinde yer alan uluslar arasında kardeşliğin ilerletilmesi, daimi orduların azaltılması veya kaldırılması ile barış kongrelerinin düzenlenmesi ilkelerine bağlı kaldığını vurguladı.
TRUMP'A BU SENE DE ÖDÜL YOK
Ödül tercihi, uluslararası diplomaside artan kutuplaşmanın ve ABD yönetiminin baskı iddialarının gündemde olduğu bir dönemde geldi. Uzmanlar, bir önceki yıl ödülü kazanan Venezuelalı Maria Corina Machado'nun altın madalyasını ABD Başkanı Donald Trump'a vermesi ve Trump'ın ödülü alma yönündeki açık lobi faaliyetlerinin komite üzerinde ciddi baskı yarattığını anımsattı.
Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü Direktör Vekili Haakon Gjerloew, komitenin karar aşamasında Trump'ın oluşturabileceği baskılara karşı direnç gösterebilecek isimleri değerlendirdiğini ifade etti. Gjerloew, Trump'ın Kamboçya, İsrail ve Pakistan liderlerince aday gösterilmesine karşın ödülü alma şansının zayıf görüldüğünü belirtti.
Nobel Barış Ödülü sahibi Filipinli gazeteci Maria Ressa ise Trump'ın komite üzerindeki baskı girişimlerini dehşetle karşıladığını belirterek, "Zorbalar dünyayı yönetemez. Yaşamımızı belirleyen kurallar var ve güç haklılık doğurmaz" değerlendirmesini yaptı.
NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ TARİHÇESİ: TARTIŞMALARLA DOLU GEÇMİŞ
Nobel Barış Ödülü tarihi, hem tarihi uzlaşılarla hem de sert eleştirilerle anılan kararlara sahne oldu:
- Martin Luther King, 1964'te 35 yaşındayken ödülü alan en genç isim olarak kayıtlara geçti; bu unvan daha sonra 2014'te 17 yaşındayken ödülü alan Pakistanlı Malala Yusufzay'a geçti.
- Güney Afrika'da apartheid rejiminin sonlandırılmasında 1993 yılı ödülü Nelson Mandela ile dönemin son beyaz lideri Frederik Willem de Klerk'e ortak verildi.
- 1973 yılında Vietnam barış görüşmeleri nedeniyle Henry Kissinger ile Le Duc Tho'ya verilen ödül, kurum tarihinin en tartışmalı kararlarından biri oldu. Le Duc Tho ödülü reddederken komitenin iki üyesi istifa etti.
- Myanmar'da askeri diktatörlüğe karşı mücadelesiyle 1991'de ödüllendirilen Aung San Suu Kyi, yıllar sonra Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamlara sessiz kalması sebebiyle ağır eleştiriler aldı.
- Şiddet karşıtı direnişin simgesi Mahatma Gandhi ise beş kez aday listesine girmesine rağmen hiçbir zaman Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmedi. Komitenin eski sekreteri Geir Lundestad, Gandhi'nin ödülsüz bırakılmasını komite tarihinin en büyük eksikliği olarak nitelendirmişti.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!