Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Gazze'de görev yapacak 5 bin Filistinli polisin Mısır'da eğitildiğini ancak İsrail'in bu personelin bölgeye dönüşüne onay vermediğini bildirdi.
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir televizyon kanalına verdiği mülakatta konuşan Abdulati, Gazze'deki son durum, ABD'nin barış planı ve Kızıldeniz'deki kriz hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Mısır'ın Filistin meselesinde en aktif aktör olduğunu belirten Abdulati, "Mısır ordusu neden Gazze'ye girsin? Şu anda Uluslararası İstikrar Gücü'nden söz ediliyor. Bu güç konusunda ABD ile koordinasyon yürütülüyor, son hazırlıklar yapılıyor ve katılacak ülkeler belirleniyor. Biz de bu güce her türlü lojistik ve maddi desteği sağlıyoruz" dedi.
Asıl Sorun İsrail'in İş Birliği Yapmaması
Bakan Abdulati, Trump planının ikinci aşamasıyla ilgili yerine getirilmesi gereken yükümlüklere dikkat çekerek, asıl sorunun İsrail tarafının iş birliği yapmaması olduğunu vurguladı. Abdulati, konuyla ilgili şunları ifade etti:
"Mısır Arap Cumhuriyeti içinde 5 bin Filistinli polis personelinin eğitilmesi konusunda mutabakata varıldı. Şu anda asıl sorun, İsrail'in eğitilecek bu personelin Gazze Şeridi'ne geri dönmesine onay vermesi. Bu henüz gerçekleşmedi."
Gazze'yi 2027'ye Kadar Yönetecek Komite Kahire'de
Filistin yönetiminin yeniden yetkilendirilmesine kadar geçecek sürece değinen Abdulati, Gazze'yi geçici olarak 31 Aralık 2027'ye kadar yönetecek Ulusal Komite'nin bölgeye girmesi gerektiğini aktardı.
- Komiteye dahil yaklaşık 15 kişi şu anda Kahire'de bulunuyor
- ABD'nin görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi ve İsrail tarafına baskı yapması gerekiyor
- Komite üyelerinin Gazze Şeridi'ne girmelerine ve geçici yönetimi üstlenmelerine izin verilmesi için bu baskı şart
İstikrar Gücü'nün silahların toplanması ve Filistin polisine destek sağlanması gibi görevleri üstleneceğini anlatan Abdulati, "Ancak ne yazık ki şu ana kadar İsrail tarafı girişe izin vermeyi reddediyor" diye konuştu.
Süveyş Kanalındaki Net Kayıp 20 Milyar Dolar
Yemen'deki Husilerin Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarının Mısır'a etkilerini değerlendiren Abdulati, seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olduğunu vurguladı.
Hiçbir tarafın deniz ulaşımını engellemesine izin veremeyeceklerinin altını çizen Abdulati, şu tespitlerde bulundu:
- Bölgede, Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının engellenmesinden ve 7 Ekim olayları ile sonuçlarından en fazla zarar gören ülkelerden biri Mısır
- Cumhurbaşkanı'nın yakın zamanda açıkladığına göre Süveyş Kanalı'ndaki net kayıplar 20 milyar dolara ulaştı
- Bu kayıplar, Süveyş Kanalı'ndan kuzey ve güney yönlerinde geçen gemi sayısındaki büyük ve ani düşüşün sonucu
Boğazların siyasi veya maddi kazanım amacıyla kullanılamayacağını belirten Abdulati, Mısır'ın çıkarları ile uluslararası toplumun, kardeş Arap ülkelerinin ve Körfez ülkelerinin çıkarlarının seyrüsefer özgürlüğü ilkesi konusunda doğal olarak örtüştüğünü değerlendirdi.