İstanbul'un Maltepe ilçesinde 1987 yılında inşa edilen 7 katlı bir binanın 3 katı, sabah erken saatlerde büyük bir gürültüyle çöktü. Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'ta 05.40 sıralarında meydana gelen olayın ardından bölgeye AFAD, UMKE, itfaiye, sağlık ve emniyet ekipleri sevk edildi.
Yapının zemin katının iş yeri, üst katlarındaki 12 dairesinin ise ikametgah olarak kullanıldığı belirlendi. Binanın zemin üzerine 6 kat olarak inşa edildiği tespit edilirken, arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Bina düşey yükler altında kendiliğinden çöktü
Yüksek İnşaat Mühendisi Cevdet Şentürk, olayın nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şentürk, binanın yıkımında deprem veya hafriyat çalışması gibi bir dış etken bulunmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bina, düşey yükler altında kendiliğinden çöktü. Genellikle depremlerde bina çökmelerine alışığız ancak düşey yükler altında çökme vakalarına çok sık rastlamıyoruz. Bu durum da binanın yeterince kaliteli olmadığını gösteriyor."
2000 öncesi yapıların ortak sorunları
Marmara Bölgesi'nde 1999 yılında yaşanan depremin ardından 2000 yılının inşaat sektörü için bir milat olduğunu vurgulayan Şentürk, 2000 yılı öncesi binaların şu ortak özelliklere sahip olduğunu aktardı:
- Beton geçirgen
- Donatı alanları yetersiz
- Dizayn son derece sorunlu
- Deprem parametreleri göz önüne alınmamış
- Zemin etüdü ve zeminle ilgili herhangi bir bilgi yok
- Projeye uygun inşa edilmemiş
Şentürk, bu tür binaların yapı stoklarında hâlâ yer aldığını belirterek, İstanbul'da her iki binadan birinde bu sorunun görüldüğünü ifade etti. Bununla birlikte, "2000 öncesi inşa edilen her bina çökecek" diyemeyeceklerini ancak ciddi bir riskin söz konusu olduğunu dile getirdi.
"Korozyon kanser gibi yukarıya doğru ilerliyor"
Çöken binada 2 kat kaçak yapılaşma bulunduğunu ve yapının bu yükü 39 yıl boyunca taşıdığını belirten Şentürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla bizim için bardağı taşıran bir damlanın olması gerekiyordu. Söz konusu yapıya dikkatle bakıldığında ciddi bir korozyon olduğunu gözlemliyoruz. Özellikle bodrum katlardaki kolonlarda boyuna çatlaklar ve donatıların açığa çıktığını görüyoruz. Donatı eriyor, zamanla çapı ciddi şekilde azalıyor ve artık betonarme özelliğini kaybederek başka bir yapıya dönüşüyor. Bu durum zaman içerisinde kanser gibi yukarıya doğru ilerliyor."
"Daha öncesinde bazı sinyaller veriyordu"
Zemin kattaki hasarın zamanla tüm yapıyı sardığını ve bu durumun önemsenmediğini belirten Şentürk, bu tür binaların çökmeden önce çatlak sesleri, patlamalar veya çatlakların ilerlemesiyle uyarı verdiğini aktardı.
Daha önce Zeytinburnu, Bakırköy, Bahçelievler, Küçükçekmece gibi bölgelerde benzer binaların ortak paydasının önceden bir işaret ya da ses vermesi olduğunu ifade eden Şentürk, gece saatlerinde yaşanan çökme sebebiyle sesin belki duyulmadığını söyledi.
Yapıdaki korozyon oranlarının düşündürücü seviyede olduğunu dile getiren Şentürk, "Buna dikkat edilmesi gerekirdi, ayrıntılı inceleme yapılması gerekirdi. Gerekli önlemler alınması gerekirdi. Maalesef bunlar görülmemiş, görmemezlikten gelinmiş" diyerek üzüntüsünü dile getirdi.