Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere yönelik yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada, yaşanan skandal "Finansal piyasaların Susurluk'u" olarak tanımlandı.
KESK, günlerdir devam eden ve 1 trilyon liraya ulaşan borsa-fon vurgununa ilişkin gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti. Vurgundan nemalandığı iddia edilen isimlere eski bakanlardan bürokratlara kadar geniş bir yelpazede yeni isimlerin eklendiği kaydedildi.
Açıklamada, yaşananların basit bir piyasa dolandırıcılığı olmadığını, sermaye, siyaset ve bürokrasinin iç içe geçtiği bir çürüme ile karşı karşıya olunduğunu gösteren gelişmeler olduğu vurgulandı. Skandalın Türkiye ekonomisine verdiği zararın yalnızca vurgunun parasal büyüklüğüyle ölçülemeyeceği, yüz binlerce yurttaşın birikimlerinin erimesi, borsada değer kayıpları ve ülkenin finansal risk algısının yükselmesiyle topluma yansıyan maliyetin çok daha ağır olduğu ifade edildi.
"Göz göre göre yapılan vurgunu 1 yılı aşkın süredir izlemekle yetindiler"
KESK, siyasal iktidarın etkili bir soruşturma yürütüleceğine ilişkin hamaset nutukları attığını, vurgunu istifalarla ve etkin pişmanlıkla geçiştirmeye çalıştığını savundu. Bu hamaset nutuklarına daha önce defalarca tanık olunduğu, benzer şekilde üstü kapatılan dosyaların örnek olarak gösterildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
- Göz göre göre yapılan vurgunu 1 yılı aşkın süredir sadece izlemekle yetinenlerin bugün attığı hamaset nutuklarının hiçbir inandırıcılığı yoktur
- Devletin görevi vurgun büyüdükten sonra hasar tespiti yapmak değil, yurttaşın birikimlerinin yağmalanmasını daha başında engellemektir
- Soygunun üstü istifalarla ya da etkin pişmanlık benzeri düzenlemelerle kapatılamaz
- Haksız kazancı iade etmek, işlenen fiilin yok sayılması anlamına gelmez
"En az 1,5 milyon yurttaşımız mağdur edildi"
KESK, şüphelerin ortadan kaldırılmasına yönelik atılacak adımların belli olduğunu belirterek şu soruları gündeme getirdi:
- Kamu kurumları borsadaki olağan dışı işlemleri ne zaman tespit etti?
- SPK ve Borsa İstanbul neden zamanında müdahale etmedi?
- Kimler görevini ihmal etti ve vurguna göz yumdu?
- Siyasi ilişkiler bu servet transferlerinde rol oynadı mı?
Açıklamada, en az 1,5 milyon yurttaşın mağdur edildiği borsa ve fon vurgununa karışan, göz yuman, koruyup kollayan tüm sorumluların ve siyasi uzantılarının hesap vermesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca şu talepler sıralandı:
- Vurgundan elde edilen kazançların tamamı tespit edilmeli
- Haksız kazançlara ve mal varlıklarına derhal el konulmalı
- Vurgunun arkasında örgütlü bir yapı olup olmadığına ilişkin şeffaf bir süreç yürütülmeli
- Denetim görevini zamanında yerine getirmeyenler de kamuoyu önünde hesap vermeli
"Mesele otoriter sistem ve sömürü düzenidir"
KESK, toplumun borsa-fon vurgunundan çok daha derin bir sorunla karşı karşıya olduğunu belirterek, yolsuzlukları ve vurgunculuğu besleyen bir sistemin varlığını ifade etti. Açıklamada, güçler ayrılığını ortadan kaldıran ve denetleme-soruşturma-yargılama kurumlarını kendine bağlayan mevcut otoriter sistemin sorunun temel kaynağı olduğu ifade edildi.
Sermayenin ve yandaşların servetine servet katan sömürü düzeninin, yoksulun cebinden ve sofrasından alıp zengine aktaran yapının karşısında kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceklerini belirten KESK, emekçilere ve halka sefalet dayatan düzene karşı tutumunu sürdürdüğünü kaydetti.