Dünyanın en büyük baroları arasında yer alan İstanbul Barosu'nda heyecan dorukta. 24-25 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek genel kurul öncesi, Avukat Hakları Grubu'nun (AHG) başkan adayı Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Adaylık kararının perde arkasını anlatan Kanadoğlu, akademisyenlik ve avukatlık olmak üzere iki temel mesleki boyuta sahip olduğunu vurguladı. 1990-1991 yıllarında stajyer avukat olarak görev yaptığını, 2016'dan bu yana da aktif olarak avukatlık mesleğini sürdürdüğünü belirten Kanadoğlu'nun ailesi de hukuk camiasında derin köklere sahip. Annesi ve babası uzun yıllar Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde ve yüksek yargıda hâkim ve savcı olarak görev yaptı; kızı ise genç bir avukat olarak mesleğe adım attı.
Kanadoğlu, başkan adayı olmasında üç temel etkenin belirleyici olduğunu şu sözlerle aktardı:
- Mesleki hayatında bizzat yaşadığı sıkıntılar
- Bağını hiç koparmadığı, bugün meslektaşı olan öğrencilerinin karşılaştığı mesleki ve ekonomik zorluklar
- Ülkenin içinden geçtiği hukuksuzluk sürecine karşı baroların etkisiz kalması
"Oy bölme" eleştirilerine de yanıt veren Kanadoğlu, Avukat Hakları Grubu olarak on yıldır ittifak hesaplarından ve dar grupçu yaklaşımlardan uzak, ilkeli ve bağımsız bir mücadele yürüttüklerini söyledi. Her seçimde oylarını artırdıklarını ve son seçimde ittifak yapmadan en yüksek oyu alan grup olduklarını hatırlatan Kanadoğlu, "Bizi diğerlerinden ayıran tam da budur" ifadesini kullandı.
"Biz seçimi kazanmak uğruna ilkelerimizden taviz vermiyoruz" diyen Kanadoğlu, seçimi iki kutba sıkıştırmanın, meslektaşların demokratik tercih hakkını daraltmak anlamına geldiğini belirtti. Cumhuriyetçiliğin hiçbir grubun tekelinde olmadığını vurgulayan Kanadoğlu, kendini "oyları bölen değil, oyları birleştiren aday" olarak gördüğünü dile getirdi.
Baroların güncel etkisizliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kanadoğlu, sorunun temelinde demokratik hukuk devleti çökerken bağımsız ve kararlı bir duruş sergileyememenin yattığını ifade etti. İstanbul Barosu'nun mevcut yönetiminin Anayasa'nın ilk dört maddesi, çerçeve yasa ve yeni anayasa tartışmaları karşısındaki tutumunun büyük bir hayal kırıklığı yarattığını söyledi.
Kanadoğlu'nun öne çıkan değerlendirmeleri şöyle:
- Bugün İstanbul Barosu, 68 bin avukatın gücünü hissettirmesi gereken bir meslek kuruluşu olmaktan çok uzak
- Önceki yönetimlerden miras kalan grupçu anlayış, sürekli değişen ittifaklar ve "koltuk kavgası" görüntüleri kuruma olan inancı sarsıyor
- Baroların etkisini yitirmesinin asıl nedeni, hukuksuzluklar karşısında bağımsız bir duruş ortaya koyamaması
Başkan seçilmesi hâlinde neler yapacağına ilişkin ise iddialı bir vizyon çizen Kanadoğlu, İstanbul Barosu'nu kuru basın açıklamalarıyla yetinen değil, hukuksuzluğa karşı mücadelenin en ön safında yer alan bir kuruma dönüştüreceklerini açıkladı. Şeffaf ve katılımcı bir yönetim anlayışını öncelik olarak belirlediklerini söyleyen Kanadoğlu, hedeflerini "meslektaşların güvendiği, haklarını kararlı biçimde savunan ve Cumhuriyetin kalesi olan bir baro inşa etmek" şeklinde özetledi.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!