Geri Dön

İsrail Tartışması Türkiye-Azerbaycan İlişkilerini Nasıl Etkiliyor?

Ali Yılmaz

Kıdemli editör, 15 yıllık deneyim

| | 6 dk okuma (1,038 kelime)
İsrail Tartışması Türkiye-Azerbaycan İlişkilerini Nasıl Etkiliyor?

Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri Türkiye'de sert eleştirilere hâne olurken, Bakü'den gelen karşılıklar ilişkilerde gerilim yarattı. Aliyev'den çarpıcı çıkış: 'Bizim işlerimize burnunuzu sokmayın.'

"Sevgili kardeşim"... Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan genellikle birbirlerine bu şekilde hitap ediyor. "Tek millet, iki devlet" söylemi her iki ülkede de yalnızca duygusal yakınlığı değil, stratejik ortaklığı da simgeliyor. Ancak son yıllarda medyada çizilen tablo giderek farklılaşıyor.

İsrail-Filistin meselesinde iki ülkenin üst düzey platformlarda kullandığı dil belirgin biçimde ayrışıyor. Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Adolf Hitler'e benzetiyor; onun için "Gazze kasabı", "kanla beslenen vampir" ve "kan ve nefretle kör oldu" ifadelerini kullanıyor. Bakü'den ise bu tür sert ifadeler yükselmiyor; aksine İsrail ile ilişkilerin derin köklere sahip olduğu vurgulanıyor. Hatta Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a Azerbaycan için "Onlar iyi insanlar" dediği biliniyor.

Türkiye'de Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerine yönelik eleştiriler artarken, bu tepkiler Bakü'de ciddi bir rahatsızlıkla karşılanıyor. Aliyev, Yeni Azerbaycan Partisi Kurultayı'ndaki konuşmasında "Bizim işlerimize burnunuzu sokmayın" dedi. Her ne kadar herhangi bir ülkenin adını anmasa da, bu sözlerin hedefinin Türkiye olduğu yönünde yorumlar yapıldı.

BM'de Netanyahu'nun konuşması ve Azerbaycan temsilcisinin tavrı

Gerilimin tırmanış noktası, 24 Eylül 2026'da Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşması oldu. Konuşma sırasında Genel Kurul salonunu terk etmeyenlerden biri, Azerbaycan'ın BM Daimi Temsilciliği'nde görevli diplomat Maksad Hüseynov'du. Bu kararın büyük olasılıkla kişisel değil, Azerbaycan'ın dış politikasını yansıtan bir tercih olduğu değerlendiriliyor. Konu dünya medyasında geniş yankı buldu; ancak en dikkat çekici tepkiler Türkiye'den geldi. Kimi yorumcular Azerbaycan'ı "Müslüman dünyasına ihanetle" suçlarken, kimi de Aliyev'i "İsrail'in dostu" olarak nitelendirdi.

İkinci Karabağ Savaşı sonrası yakınlaşmadan bugüne

İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından Azerbaycan-Türkiye ilişkileri büyük bir ivme kazanmıştı. Aliyev, 2020 yılında bir Türk televizyon kanalına verdiği röportajda şu ifadeleri kullanmıştı:

  • "Sadece Türkiye üretimi İHA ve SİHA'larla değeri 1 milyar dolar olan Ermeni askeri teçhizatı imha edildi. Kalan 1 milyar dolarlık kısmı da bizim askeri imkanlarımızla yok edildi. Bu durum savaşın gidişatını önemli ölçüde değiştirdi."
  • "Çatışmaların ilk saatlerinde Türkiye'den bu net mesajlar gelmeseydi, belki başkaları müdahil olabilirdi. Türkiye'nin verdiği mesajlar herkese 'Dur' dedi. Azerbaycan yalnız değil. Türkiye sonuna kadar Azerbaycan'ın yanındadır."

Ancak geçen hafta Aliyev, Azerbaycan'ın kimsenin himayesine ihtiyaç duymadığını ve silahlarını "son mermiye kadar" kendi gücüyle satın aldığını söyledi. Bu açıklama, iki ülke arasında yarım milyar dolarlık yeni bir silah anlaşmasının imzalanmasının ertesi günü geldi. Aliyev ayrıca "Dış politikamızı öyle kuruyoruz ve bundan sonra da öyle kurmalıyız ki kimse işlerimize müdahale etmesin. Ne kimsenin yardımına ne de himayesine ihtiyacımız var" dedi.

Oysa daha önce iki ülkenin yetkilileri dış politikada "koordinasyon" ve "eşgüdüm"den sıkça söz ediyordu. 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi'nde taraflar dış politika alanında düzenli istişarelerin önemini vurgulamıştı. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 2024'te "İki devlet artık birçok konuda tek devlet gibi çalışıyor. İnanılmaz derecede güçlü bir koordinasyon var" derken, Aliyev de Ocak 2025'te "Türkiye'nin çıkarına olan her şey bizim de çıkarımızadır. Güvenliğimiz de birdir, çıkarlarımız da birdir, geleceğimiz de birdir" açıklamasını yapmıştı. Hakan Fidan, geçen yıl ağustos ayında ise Azerbaycanlı mevkidaşıyla iletişim yoğunluğunu "Neredeyse her sabah mutlaka telefonda görüşüyoruz" sözleriyle anlatmıştı.

Netanyahu'nun BM'de konuştuğu sabah iki bakanın görüşüp görüşmediği bilinmiyor. Ancak Türkiye heyetinin salonu terk etmesi, Azerbaycan temsilcisinin salonda kalması, iki ülkenin dış politikalarının farklı çizgilerde ilerlediğini ortaya koydu.

Bakü'den gelen mesaj: 'Önce kendi ilişkilerinize bakın'

Azerbaycan'da hükümete yakın bir televizyon kanalının hazırladığı yaklaşık 15 dakikalık program, görüntüde Türkiye ile İsrail arasındaki deniz taşımacılığını ele alsa da siyasi mesajının Ankara'ya yönelik olduğu izlenimi veriyordu. Program, Türkiye'de Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerine yönelik eleştirilerle başlıyor, ardından izleyicinin dikkatini Türkiye limanlarından İsrail'e giden gemilere çekiyordu. Açık kaynaklar, gemi takip sistemleri ve denizcilik veri tabanlarına dayanarak Türkiye bağlantılı bazı yabancı bayraklı gemilerin İsrail limanlarında görüldüğünü göstermeye çalışıyordu.

Programın temel sorusu şuydu: Türkiye'nin İsrail ile belirli ekonomik ilişkileri sürerken, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri nedeniyle eleştirilmesi ne kadar haklı? Verilen mesaj özetle şöyleydi: "Azerbaycan'ı İsrail ile ilişkileri nedeniyle suçlamayın. Önce kendi ilişkilerinize bakın." Bu durum, Azerbaycan'daki şu atasözünü hatırlatıyor: "Tahta kapımı vurma ki demir kapını vurmayayım."

İlginç olan bir diğer nokta ise programın akıbeti oldu. Yayından birkaç saat sonra söz konusu içeriğin kanalın platformlarından kaldırıldığı tespit edildi. Kanal bu konuda açıklama yapmadı. Dolayısıyla yayının sonradan silinmek üzere mi hazırlandığı, yoksa yanlışlıkla erken mi yayımlandığı bilinmiyor.

Türkiye'deki rahatsızlığın kaynağı ne?

Azerbaycan yıllardır enerji alanında İsrail'in önemli ortaklarından biri. İki ülke savunma ve güvenlik alanlarında da iş birliği yürütüyor. İsrail, uzun zamandır Azerbaycan'ın başlıca silah tedarikçilerinden biri olarak kabul ediliyor. Gazze savaşının ardından Türkiye'de toplumda Filistin'le dayanışma duygusu daha da güçlenince, Bakü'nün İsrail ile yakın ilişkileri daha fazla dikkat çekmeye başladı.

Azerbaycan ise bu eleştirileri kabul etmiyor. Bakü, Filistin devletini ve iki devletli çözüm modelini desteklediğini defalarca açıkladı. Aliyev, Temmuz 2026'da başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını desteklediğini söylemişti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev ise Mayıs 2025'teki Türkiye-Azerbaycan Medya Forumu'nda şu görüşü savunmuştu:

  • "Azerbaycan, işgal yıllarında İsrail'den diplomatik destek gördü; Yahudi lobisi de ABD'de Ermeni lobisine karşı Bakü'ye yardımcı oldu."

Bu gerçekten bir soğuma mı?

Şimdilik kesin bir yanıt vermek zor. Ancak her iki ülkenin medyasında karşılıklı eleştirilerin var olduğu açık. Bu tartışmalar, Azerbaycan'da öğrenci ve öğretmen kıyafetlerinin laiklik ilkesi temelinde düzenlenmesine ilişkin yeni kuralların açıklanmasının ardından daha da tırmandı. Bazı çevreler bu düzenlemeleri okullarda başörtüsü yasağı olarak yorumladı ve başörtülü kız öğrencilerin bazı okullara alınmadığı yönünde iddialar ortaya atıldı.

Buna rağmen devletler arası ilişkilerde ciddi bir değişim işareti bulunmuyor. İki ülkenin üst düzey yetkilileri de ilişkilerde soğuma olduğu yönündeki iddialara doğrudan yanıt vermedi. Ankara'dan ise ilişkilerin sağlam olduğu yönünde mesajlar geldi.ktidar partisi Sözcüsü Ömer Çelik, bazı ülkeler ve sosyal medya çevrelerinin Ankara ile Bakü arasında görüş ayrılığı yaratmaya çalıştığını belirterek "Türkiye ile Azerbaycan'ın arasına girmeye çalışan bazı ülkeler var. Buna asla izin vermeyeceğiz" dedi.

Askeri iş birliği sürüyor, enerji projeleri devam ediyor, bölgesel konularda koordinasyon korunuyor ve liderler düzeyindeki ilişkiler resmi olarak stratejik müttefiklik şeklinde tanımlanıyor. Bu nedenle mevcut durumu şimdiden diplomatik kriz olarak nitelendirmek erken görünüyor.

Savaş sonrası yeni dönem

Bu tartışmaların ortaya çıkması tesadüf gibi görünmüyor. 2020'den sonra Azerbaycan, bölgede kendisini daha güçlü ve daha bağımsız bir aktör olarak konumlandırmaya başladı. Karabağ üzerinde kontrolü yeniden sağlamasının ardından Bakü, dış politikada daha serbest hareket ediyor. Türkiye ise aynı anda Orta Doğu'da, Kafkasya'da ve diğer bölgelerde farklı öncelikler arasında denge kurmaya çalışıyor.

Bu koşullar altında iki ülkenin her konuda tamamen aynı pozisyonu almasını beklemek zor. İsrail meselesi de bu farklılıkların en görünür olduğu başlıklardan biri haline geldi.

Bugün esas risk, devletler arası ilişkilerden çok toplumsal algıda görülüyor. Uzun yıllar boyunca Azerbaycan toplumunda Türkiye'ye yönelik yaklaşım özel ve duygusal bir anlam taşıdı; benzer şekilde Türkiye'de de Azerbaycan hakkında olumlu bir kamuoyu algısı oluştu. İsrail etrafında gelişen tartışma ilk kez yaşanmıyor. Ancak tartışmanın bu kez daha geniş çaplı bir rahatsızlık ve hoşnutsuzluk yarattığını gözlemlemek mümkün.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri