Barcelona sokaklarında kırmızı ve altın renkli Çin ejderhaları coşkulu bir kalabalık arasında dans ederken, Çinli akrobatlar nefes kesici gösterilerini sergiliyor. Şanghay, Barcelona'nın ünlü kültür festivali La Merce'ye onur şehri olarak davet edilen ilk Asya metropolü olarak tarihe geçti.
Kadife giysili Katalan flütçilerin Ortaçağ ezgileriyle geniş caddelerde salınarak ilerleyişine, parlak giysiler içindeki Çinli sanatçıların neşeli müzikleri karıştı. Şanghay Belediye Başkan Yardımcısı Lu Shan, açılış töreninde yaptığı konuşmada Çin ve Katalan kültür geleneklerinin biçim olarak farklı olduğunu ancak "ortak bir ruhu" paylaştıklarını belirtti.
İspanya ile Çin arasında karşılıklı yakınlaşma dönemi
İspanya ve Çin, karşılıklı bir yakınlaşma döneminden geçiyor. Ancak bu dostluk duygusu AB genelinde aynı şekilde heyecanla izlenmiyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son dört yılda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile dört kez bir araya geldi. Sanchez, ABD'deki yönetim değişikliğinden bu yana AB'yi Çin ile ilişkilerini geliştirme konusunda çağırı yaptı.
Bu hamle, Çin'i stratejik bir rakip ve olası jeopolitik bir tehdit olarak gören Avrupalı ortaklar arasında tepkiye yol açtı. Özellikle Madrid'in Çinli şirketlere pazar açma yönündeki tavrının, Çin'in blok içinde de ekonomik düşman haline gelmesine imkan sağlayıp sağlamadığı sorgulanıyor.
Sanchez, rotadan sapan tek AB lideri değil. Küresel istikrarsızlık, bazı diğer AB ülkelerinin de kendilerini sıkışmış ve savunmasız hissetmelerine neden oldu. Washington yönetiminin ticaret ve savunma politikaları öngörülemez hatta zaman zaman agresif olarak görülüyor. Bu nedenle AB üyeleri, diğer üye devletleri rahatsız etse bile ulusal ihtiyaçlarına uygun olduğunu düşündükleri stratejik ortakları seçiyor.
Almanya ve Fransa Çin'e karşı sertleşiyor
AB'nin en büyük güçleri Almanya ve Fransa, Çin'e karşı daha agresif bir yaklaşım benimsemek üzere bir araya geldi. İki ülke, Çinli rakip şirketlerin AB pazarından dışlanması için Avrupa Komisyonu'na gerekli yetkiyi verme başlığında toplandı. Bunun nedeni olarak günde 1 milyar avroya ulaştığı iddia edilen Pekin ile oluşan ticari dengesizlik gösterildi.
Diğer bazı AB ülkeleri ise Çin'in Rusya ile yakın ilişkisinden endişe duyuyor. Pekin, Moskova'nın Ukrayna'daki savaşına yardım ettiğini reddederken, savunma uzmanları Çin'den gelen teknolojik ve ekonomik desteğe işaret ederek bunun Rusya'nın saldırısını sürdürmesini sağladığını savunuyor.
Bu nedenle İspanya, Pekin'le yakınlaşırken genel Avrupa çıkarlarından ziyade kendi çıkarlarını gözetmekle suçlanıyor. Çin-İspanya ilişkileri konusunda uzmanlaşan akademisyen Victor Cortizo, "Bu biraz tavuk-yumurta ikilemi gibi. İspanya Avrupalı müttefiklerinden mi uzaklaştı, yoksa onlar mı bizden uzaklaştı?" diye soruyor.
Cortizo, "Çin'e yakınlaşmak Çin yatırımlarını çekiyorsa ve ekonomimi güçlendiriyorsa, bu stratejik olarak sadece kendi çıkarlarını gözeten müttefikleri desteklemekten daha cazip" ifadelerini kullanıyor.
Çin yatırımlarında belirgin artış
Dünyanın en uzun yük demiryolu hattının sonundaki noktada, etrafımız konteynır kulelerle çevriliydi. Çin'in doğusundaki Yiwu ile Madrid arasında 13 bin kilometreden fazla uzanan bu hat, çoğunlukla İspanya'ya otomobil parçaları ve elektrikli eşya getirirken, Çin'e de İspanyol jambonu ve kırmızı şarap gibi lezzetleri taşıyor.
İspanya hükümetinin ticaret ve yatırım ajansına göre, özellikle yeni batarya fabrikaları ve otomobil fabrikalarına yapılan yatırımlar sayesinde Çin'in İspanya'daki yatırımları hızla artıyor. Çin'in buradaki yatırımları sadece geçen yıl içinde ikiye katlandı. Aynı zamanda ABD özel sektörü İspanya'daki en büyük yabancı yatırımcı olmaya devam ediyor ancak net yatırım yaklaşık 1 milyar avro azaldı.
Buna ek olarak, Avrupa'da Çin'in yatırım anlamında öne geçebileceğini düşünen uzmanlar, ABD yatırımlarının azaldığını, Çin yatırımlarının ise önemini artırdığını vurguluyor.
İspanyol toplumunun Çin'e karşı olumlu bakışı
İspanyol toplumu artık geleneksel müttefiki ABD'ye kıyasla Çin'e çok daha olumlu bir tutum sergiliyor. Bu yaz yayımlanan bir ankete göre:
- İspanyolların %54'ü Çin hakkında olumlu görüş bildirdi
- ABD hakkında olumlu görüş bildirenlerin oranı ise %30'da kaldı
Uzmanlar, "Çin'in ticareti kolaylaştırdığını, ABD'nin ise ticareti çok daha zorlaştırdığını" işaret ediyor. İspanyol halkı bu süreçte, Washington yönetiminin savunma harcamaları veya üs kullanımı konusundaki talepleri kabul edilmediğinde başbakanını ekonomik yaptırımlarla tehdit ettiğini gördü. Bu nedenle İspanya'da birçok kişi Çin'i ABD'den daha güvenilir görüyor.
Çinli şirketler İspanya'da üretim atağına geçti
İki yıl önce büyük Çinli otomobil üreticisi Chery Automobile, Avrupa'daki ilk üretim ve operasyon merkezi için İspanya'yı seçti. Şirket, o zamana kadar faaliyet göstermeyen İspanyol markası Ebro'ya yeniden hayat verdi.
Barcelona'da sadece Chery yok. Diğer yatırımlar arasında şunlar yer alıyor:
- Chery Automobile: Barcelona'da üretim merkezi
- Hithium: İspanya'nın kuzeyindeki Navarra'ya yatırım planlıyor
- CATL: Zaragoza'da dev bir lityum demir fosfat batarya fabrikası inşa ediyor
Bu yakınlaşmaya karşıt olanlar, İspanya topraklarındaki Çin fabrikalarının AB ortak pazarını zayıflatacağı endişesini dile getiriyor. Karşıtları bu projelerin, Çinli şirketlerin elektrikli araç ithalatına uygulanan gümrük vergilerinden kaçınmak için AB'de üretimi yerelleştirme çabalarının bir parçası olduğundan kaygılı.
Avrupalı müttefiklere iki yüzlülük suçlaması
Madrid'deki ElCano Kraliyet Enstitüsü'nden Çin uzmanı Miguel Otero, İspanya'nın Avrupalı müttefiklerini küçümseyici ve iki yüzlü olmakla suçluyor.
"Fransa, İtalya, Almanya, hepsi Çin ile kendi stratejik ilişkilerine sahip. İspanya daha fazlasını yapmıyor, onlara yetişiyor" diyen Otero, "Avrupa artık tümüyle ABD'ye güvenemediği için İspanya'nın önceliği ortakları çeşitlendirmek. Sadece Çin ile değil, Kanada, Brezilya, Hindistan ve Afrika ile de iş yapmak istiyor" ifadelerini kullanıyor.
Güvenlik endişeleri ve Huawei tartışması
Güvenlik konusunda ciddi endişeler bulunuyor. İspanya İçişleri Bakanlığı geçen yıl Çinli teknoloji devi Huawei'ye 12,3 milyon avroluk bir ihale verdi. Bu ihale, hassas adli dinleme verilerinin depolanması ve yönetilmesini kapsıyordu ve AB'de büyük tepki yaratmıştı.
Avrupa Parlamentosu'ndaki çeşitli siyasi gruplardan milletvekilleri, İspanya'nın Huawei ile yaptığı sözleşmenin AB'nin tamamını tehlikeye atabileceğini kaydetti. Çek Avrupa Parlamentosu üyesi Markéta Gregorová, şunları dile getirdi:
"Yüksek riskli bir tedarikçiyi devreye soktuğunuzda sadece yerel bir veri ihlali riskiyle karşı karşıya kalmıyoruz, aynı zamanda Avrupa istihbarat paylaşımının da sekteye uğraması riskini taşıyoruz."
İspanya'nın merkez sağ muhalefet partisi ise kararın tüm AB'yi riske attığını söyledi. İspanya Savunma Bakanlığı herhangi bir risk olduğunu reddetmeye devam ediyor.
AB'nin birliği ciddi şekilde zedelenebilir mi?
Jeostratejik danışmanlık firmasının kurucu ortağı ve eski ABD NATO Büyükelçisi Julianne Smith, bu olayın Avrupa'nın birliğini ciddi şekilde zedeleyebileceği konusunda uyarıyor.
"AB ülkeleri, öngörülemeyen ve güvenilmez bir Amerika'ya karşı önlem almanın yollarını ararken, AB'nin kolektif gücünü zayıflatacak alternatiflere aceleyle yönelmemeye dikkat etmeliler" diyen Smith, "Kanada'nın AB ile hızla gelişen ilişkisi gibi bazı büyüyen ilişkiler gerçek faydalar sağlayabilir. Ancak İspanya'nın Çin ile ilişkisini derinleştirme kararı gibi diğerleri, AB'nin tek sesle konuşma yeteneğini daha da rayından çıkarabilir ve hem İspanya hem de Avrupa için ek güvenlik açıkları yaratabilir" ifadelerini kullanıyor.
İspanya yalnız değil: Diğer AB ülkeleri de yeni ittifaklar kuruyor
Finlandiya - İsrail ittifakı: Finlandiya'nın Rusya ile 1.300 kilometre uzunluğunda devasa bir kara sınırı bulunuyor. Bu durum, Moskova'nın Ukrayna'yı işgalinden bu yana kendini savunmasız hissetmesine neden oldu. 2022'de geleneksel stratejik tarafsızlığını bir kenara bırakarak NATO'ya katılan Finlandiya, Washington'un ittifakın karşılıklı savunma maddesine uymayabileceğine dair endişeler nedeniyle artık gelişmiş savunma ekipmanları satın almak için İsrail'e yöneldi. Filistin davasına yönelik çekincelerine rağmen Gazze savaşının en yoğun döneminde İsrail ile sözleşmesini yeniledi.
Yunanistan - İsrail anlaşması: Yunanistan da Türkiye'yi ulusal güvenliği ve egemenliği için sürekli bir tehlike olarak algılıyor. Washington'un NATO içinde giderek daha az aktif olduğu algısı güçlenirken, Yunanistan ve İsrail, tarihlerindeki en büyük savunma ihracat anlaşmalarından birini imzaladı. "Aşil Kalkanı" anlaşması, Atina'ya insansız hava araçları, uçaklar ve füzeler dahil çeşitli tehditlere karşı koruma sağlıyor. Bu mega anlaşmaya yönelik kamuoyu tepkisinin beklenenden daha sessiz olduğu belirtiliyor.
Yunanistan'ın İsrail'den mal satın almanın bu çalkantılı zamanlarda bile ABD ile iyi ilişkileri sürdürmeye yardımcı olacağını umduğu ifade ediliyor.
Alt gruplar ve yeni işbirlikleri
Avrupa ülkelerinin ortak çıkarlar peşinde koşmak için daha küçük gruplar halinde bir araya gelmesi yeni bir şey değil:
- E3: İngiltere, Almanya ve Fransa'dan oluşan grup, 2003'te İran'la nükleer anlaşma için diplomatik müzakereleri koordine etmek üzere kurulmuştu
- Visegrad Dörtlüsü: Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya'dan oluşan bu grup, uzun yıllar AB çevrelerinde iyi bilinen bir baskı grubuydu
- İskandinav işbirlikleri: Bölgesel savunmayı teşvik etmek için kendi işbirlikleri bulunuyor
Ancak NATO ve AB, kıtanın İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana eşi benzeri görülmemiş yoğun bir baskı altında olduğuna inanıyor. Liderler, birleşik bir cephe oluşturmanın zamanının geldiğini söylüyor. Saldırgan Rusya Pekin'in desteğiyle kapıda tehditkar bir şekilde beklerken, Avrupa'nın eski en iyi dostu ABD ise en iyi ihtimalle başka önceliklerle meşgul görünüyor.