Türkiye'de son haftalarda gündemde önemli bir yere oturan fon krizi ve finansal piyasalardaki gelişmeler, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkatini çekti. Moody's fon krizinin finansal sistem açısından yarattığı kredi riskinin sınırlı olduğunu belirtirken, sürecin gözetim ve denetim mekanizmalarındaki bazı boşlukları ortaya çıkardığına dikkat çekti.
Fitch ise Türk bankacılık sektörünün görünümünü "bozulan" kategorisinde değerlendirerek artan sorunlu krediler, sermaye tamponlarındaki zayıflama ve yüksek faiz ortamının yarattığı baskılara işaret etti.
Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, iki kuruluşun değerlendirmelerinin farklı risk alanlarına dikkat çektiğini belirterek, bunları aynı riskmiş gibi değerlendirmenin doğru olmadığını ancak ikisinin aynı dönemde Türkiye'nin finansal sisteminin farklı noktalarına yönelmesinin önemli olduğunu söyledi.
Moody's: Kredi riski sınırlı ama denetim boşlukları var
Moody's Ratings, yayımladığı değerlendirmede Türkiye'de yaşanan fon krizinin yarattığı kredi riskini sınırlı olarak nitelendirdi. Kuruluş, yaşanan sürecin gözetim ve denetim mekanizmalarındaki bazı boşluklara işaret ettiğini de belirtti.
Aydoğmuş, Moody'nin iki farklı noktaya dikkat çektiğini ifade ederek, "Moody's bir taraftan yaşanan fon krizinin doğrudan finansal sistem açısından büyük bir kredi krizine dönüşmesini beklemediğini söylüyor. Bu olumlu tarafı" dedi.
Ancak kuruluşun denetim mekanizmalarına yönelik uyarısının daha fazla önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Aydoğmuş, asıl üzerinde durulması gereken ifadenin gözetim ve denetimde bulunduğunu gösteren uyarı olduğunu belirtti.
Sorun sadece 455 bin yatırımcının parası değil
Fon krizinin yalnızca tasfiye edilen fonlar ve bu fonlarda parası bulunan yatırımcılar üzerinden değerlendirilmesinin eksik kalacağını belirten Aydoğmuş, fon piyasasının son yıllarda hızlı büyüdüğüne dikkat çekti.
Yüz binlerce yatırımcının tasarruflarını bu sisteme emanet ettiğini belirten Aydoğmuş, asıl meselenin finansal yapının büyümesine paralel olarak gözetim ve denetim mekanizmalarının aynı hızda gelişip gelişmediği olduğunu söyledi. Uluslararası bir kredi derecelendirme kuruluşunun "oversight gaps", yani gözetim ve denetim boşlukları ifadesini kullanmasının aslında sistemin kendisine ilişkin bir uyarı anlamı taşıdığını ifade etti.
Fitch'ten bankacılık sektörüne uyarı
Türkiye'ye ilişkin bir diğer dikkat çekici değerlendirme Fitch Ratings tarafından yapıldı. Fitch'in gelişen ülke bankalarına ilişkin değerlendirmesinde Türk bankacılık sektörünün görünümü "bozulan" kategorisinde yer aldı.
Değerlendirmede öne çıkan riskler şunlar oldu:
- Yüksek faiz ortamının bankaların kârlılığı üzerindeki baskısı
- Bireysel krediler ve KOBİ kredilerinde artan sorunlu krediler
- Bankaların sermaye tamponlarındaki zayıflama
Aydoğmuş, Fitch'in değerlendirmesinin Türkiye'nin ülke kredi notuna ilişkin olmadığını vurgulayarak, "Fitch Türkiye'nin ülke kredi notunu veya ülke kredi notu görünümünü düşürmüş değil. Burada söz konusu olan Türk bankacılık sektörüne ilişkin sektör görünümü" dedi.
"Dolayısıyla 'Fitch Türkiye'nin görünümünü düşürdü' şeklinde okunması teknik olarak doğru olmaz" diyen Aydoğmuş, buna karşın bankacılık sektörünün görünümünün bozulan olarak değerlendirilmesinin hafife alınamayacağını belirtti.
Bankalarda çatlaklar yüzeyin altında
Fitch'in İstanbul'da gerçekleştirdiği Türkiye toplantısının bankacılık bölümünde "Cracks Beneath the Surface: Rising NPLs and Thinning Capital Buffers" başlığı kullanıldı. "Yüzeyin altındaki çatlaklar: Artan takipteki krediler ve incelen sermaye tamponları" anlamına gelen bu ifadeye dikkat çeken Aydoğmuş, Fitch'in değerlendirmelerinin yüksek faiz ve dezenflasyon politikasının bankacılık sistemine etkileriyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Aydoğmuş, "Bir ekonomide faizleri uzun süre yüksek tuttuğunuzda bunun yalnızca kredi faizlerine yansımasını görmezsiniz. Şirketlerin finansman maliyeti yükselir, hanehalkının borç ödeme kapasitesi zorlanır, kredi geri ödemelerinde sorunlar ortaya çıkmaya başlar" ifadelerini kullandı.
İki kuruluş, iki ayrı riski işaret ediyor
Moody's ve Fitch'in değerlendirmelerinin birlikte okunması gerektiğini belirten Aydoğmuş, iki kuruluşun farklı risk alanlarına dikkat çektiğini söyledi:
"Moody's bize fon piyasasının gözetim ve denetim tarafında bir uyarı yapıyor. Fitch ise bankacılık sektöründe yüksek faiz, artan takipteki krediler ve sermaye tamponları üzerinden başka bir risk alanına dikkat çekiyor. Yani biri sermaye piyasalarının denetimine, diğeri bankacılık sisteminin bilanço dinamiklerine bakıyor."
Bunları aynı riskmiş gibi değerlendirmenin doğru olmadığını, ancak ikisinin aynı dönemde Türkiye'nin finansal sisteminin farklı noktalarına dikkat çekmesinin önemli olduğunu belirtti.
Finansal sistemin en önemli sermayesi güvendir
Türkiye açısından temel meselenin yalnızca bankaların sermaye yeterliliği veya fonların büyüklüğü olmadığını vurgulayan Aydoğmuş, finansal sistemde güvenin önemine dikkat çekti.
"Finansal sistem rakamlardan ibaret değildir. Bu sistemin görünmeyen ama belki de en önemli sermayesi güvendir" diyen Aydoğmuş, yurttaşların tasarruflarını bankalara veya yatırım fonlarına aktarırken sistemin kurallarına ve denetim mekanizmalarına güvenmek istediğini ifade etti.
"Bir ülkede yüz milyarlarca, hatta trilyonlarca liralık tasarrufu finansal sisteme çekmek istiyorsanız önce o tasarruf sahibine şunu garanti etmek zorundasınız: Kurallar açık olacak. Denetim güçlü olacak. Sorun ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce sistem çalışacak" dedi.
Sarı ışık kırmızıya dönmeden tedbir alınmalı
Aydoğmuş, Moody's'in fon krizindeki kredi riskini sınırlı görmesinin önemli olduğunu, Fitch'in değerlendirmesinin de Türk bankacılık sisteminde yakın zamanda bir kriz yaşanacağı anlamına gelmediğini belirtti.
Ancak iki kuruluşun aynı dönemde finansal sistemin farklı noktalarına yönelik uyarılarda bulunmasının dikkate alınması gerektiğini ifade eden Aydoğmuş, şunları söyledi:
"Uluslararası kuruluşlar aynı dönemde bize iki farklı yerden sarı ışık yakıyorsa, yapılması gereken o ışık kırmızıya dönmeden tedbir almaktır. Çünkü finans piyasalarında krizlerin maliyeti ortaya çıktıktan sonra değil, güven kaybedildiği anda başlar."