Fon krizi eylülde borsa şirketlerinin piyasa değerinden 4.5 trilyon TL sildi

| | 4 dk okuma (620 kelime)
Fon krizi eylülde borsa şirketlerinin piyasa değerinden 4.5 trilyon TL sildi

Fon ve hisse manipülasyonu soruşturmalarının yarattığı güven krizi Borsa İstanbul'u sarsarken, yeni halka arzların yüzde 61'e varan oranlarda değer kaybettiği görüldü.

Fon ve hisse manipülasyonu soruşturmalarının yarattığı güven krizi, Borsa İstanbul'un genelini sarsıyor. Cuma günü fon ödemelerinin yapılacağı açıklamalarıyla yukarı yönlü kapansa da artışın yalnızca %0,17'de kalması, satış baskısının süreceğine işaret ediyor.

BIST Tüm kapsamındaki şirketlerin toplam piyasa değeri, mayıs ayında ulaştığı 22,64 trilyon TL'lik zirveden 2 Ekim itibarıyla 16,21 trilyon TL'ye geriledi. Zirveden bu yana şirketlerin piyasa değerinden yaklaşık 6,43 trilyon TL silinirken, fon manipülasyonu krizinin ortaya çıktığı eylül ayındaki kayıp 4.5 trilyon TL oldu.

BIST Tüm endeks değeri mayıstaki tarihi kapanış zirvesinden 2 Ekim'e kadar %22,4; fon krizi öncesindeki son kapanış 14 Eylül'den 2 Ekim'e kadar ise %19,2 değer kaybetti.

Halka arz hisselerinde ağır kayıp

Fon krizi borsadaki değer kaybını hızlandırırken, satış dalgası son dönemdeki halka arz furyasında zaten tartışmalı olan değerlemeleri de ortaya çıkardı. Son bir yıldaki 36 halka arzdan 23'ünde, yani %64'ünde hisselerin 2 Ekim kapanış fiyatı halka arz fiyatının altında kaldı. Halka arz fiyatına göre en sert kayıp %61'e ulaşırken, ortalama getiri eksi %5 oldu.

Uzmanların değerlendirmeleri

Ekonomist Emre Şirin'e göre bu düşüşler borsada yaşananların basit bir yansıması değil; kriz koşullarını oluşturan zaten mevcut halka arz düzeni. Şirin temel nedeni şöyle açıkladı:

“Mesele doğru şirketler ve onlarla birlikte halkın büyümesi değildi. Şirketlerin batmamasıydı çünkü batarsa işsizlik daha da artar, şirket de işsiz de kredisini ödeyemez, toplumsal kaos olur. Bedava sermaye olsun, şirketin kasası dolsun istendi. Kayıpta ise 'yatırım riskini göze almış der geçeriz' diye bakıldı.”

Halka arz başvurusu yapıp henüz halka arz edilmeden konkordato ilan eden şirket olduğunu belirten Şirin, mevcut halka arzların ve yeni başvuruların çok iyi araştırılması gerektiğini vurguladı. Güçlü firmaların ve borsanın genelinin baltalandığını söyleyen Şirin, servet transferi yapıldığını savunarak şu duyumları aktardı: “Aracı kurumların pazarlamacıları şirkete gidip 'sizi halka arz edelim' diyor. Arz kriterleri içinse 'hallederiz' deniyor. Bu işin komisyon bacağının da irdelenmesi lazım.”

Ekonomist Ali Ağaoğlu, son dönemde gerçekleştirilen halka arzların önemli bölümünde fiyatlama sorunu bulunduğunu belirterek, şirketlerin olması gereken değerlerinin üzerinde halka arz edildiğini söyledi. Ağaoğlu, fon krizinin ardından ortaya çıkan likidite ihtiyacının borsanın geneline yayılan satış baskısı yarattığını, son dönemde halka arz edilen hisselerin bu süreçten daha fazla etkilendiğini ifade etti: “Borsadan kaynak temin edeceğim diye düşünen şirketler için önümüzdeki dönem sıkıntılı. Yatırımcı en az 6 ay ilgi göstermeyecek.”

Sermaye Piyasaları Uzmanı Metin Yüksel ise halka arz edilen hisse fiyatlarındaki düşüşü halka arz yöntemine veya değerlendirmelerine bağlamanın doğru olmadığını savunarak: “Fon tasfiyesi, kredili işlemler ve adli süreç, hisse fiyatlarında beklenenden çok daha fazla değer kaybına yol açıyor. Halka arzda yüklenim gerçekleştirecek kurum bulmak, kaynak sağlamak zorlaşacak.” dedi.

Prof. Cem Başlevent, halka arza uygunluğun ve fiyatlamaların şüpheli olduğunu belirtse de son günlerdeki kayıpların borsada yaşanan panikle ve likidite ihtiyacıyla daha ilgili olduğunu söyledi: “Bu karmaşık süreç geride kaldığında bireysel yatırımcılar önemli parasal kayıplar yaşamış olacaklar. Aslında halka arz edilmeyi hak eden bazı şirketler ise bu fırsatı bulmakta zorlanacaklar gibi görünüyor. Güven kaybının yeniden tesis edilmesi epeyce zaman alacak.”

Prof. Dr. Sinan Alçın, mevduat faizinin enflasyona karşı yeterli koruma sağlamaması ve altının 2025'teki sert yükselişinin ardından 2026'da zayıf seyretmesiyle borsaya yönelen bireysel yatırımcının, fon krizinin piyasanın geneline yayılan etkisiyle halka arzlara yönelik iştahının azaldığını söyledi. Şirketlerin halka arzı bireysel yatırımcıdan para toplama aracı ya da “ucuz gelir kaynağı ve düşük bedelli kredi” olarak görmemesi gerektiğini belirten Alçın, “Orta ve uzun vadede istedikleri sonucun tam tersine hüsranla karşı karşıya kalabilirler.” dedi.

Ekonomist İris Cibre de yatırımcının çok daha seçici davrandığını, aracı kurumların kredi limitlerini kapatmasının halka arz hisselerini de etkilediğini belirterek borsadaki genel baskıya dikkat çekti: “Tasfiye halinde olan 131 fonun içerisinde hisse fonları da bulunuyor. Şişirilmiş hisseler dışındaki fonların likit olduğu söyleniyor. Buradan da ekstra, ikinci bir satış dalgası söz konusu olabilir.”

SPK'nın gerekli düzenlemeleri yaptığını belirten Cibre, endeks kriterleriyle ilgili bir düzenleme beklediklerini söyledi. Kasım ayında MSCI'ın Türkiye'ye ilişkin değerlendirmesinin beklendiğini aktaran Cibre, manipülatörlerin temizlenmesiyle daha şeffaf bir piyasa olacağını, sonrasında konjonktürün destek vermesi hâlinde piyasanın yabancı yatırımcı için daha uygun hale gelebileceğini kaydetti.

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Yorumlar (0)

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri