Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun açılışında çarpıcı ifadeler kullandı. New York'ta konuşan Lula, "Brezilya kimsenin arka bahçesi değildir" mesajını vererek, ülkesinin dış baskılar altına girmeyeceğini net biçimde ortaya koydu.
Bu sözlerin hedefindeki isim, ABD Başkanı Donald Trump. Trump, Brezilya siyasetinde sağ kanadın yanında yer alıyor; hatta eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun darbe girişimi suçlamasıyla mahkum edilmesini, yaptırımlar ve gümrük vergileri yoluyla engellemeye çalışmıştı.
4 Ekim'de Gözler Brezilya'da
Bolsonaro'nun en büyük oğlu Flavio Bolsonaro, 4 Ekim'de Lula da Silva'ya karşı yarışacak. Anketler iki adayı başa baş gösteriyor. Brezilya, dünyanın yüzölçümü bakımından beşinci büyük ülkesi olmasının yanı sıra, sahip olduğu zengin doğal kaynaklarla da son derece stratejik bir konuma sahip:
- Tarım devi niteliğindeki üretim kapasitesi
- Nadir toprak elementleri yatakları
- Dev su kaynakları
- Büyük ham petrol rezervleri
Güney Amerika solunda "ayakta kalan son isim" konumundaki Lula, çok taraflı bir dış politika çizgisini savunuyor. Flavio Bolsonaro ise son dönemde güçlenen sağ kanadın temsilcisi olarak, ABD ve diğer muhafazakâr güçlerle yakınlaşmayı hedefliyor.
ABD'ye Yakınlaşma mı, Çok Taraflılık mı?
Brezilya seçimlerine geleneksel olarak iç politika yön veriyor; dış politika seçmenin pek ilgisini çekmiyor. Ancak bu kez işler farklı. Seçimin sonucu, Brezilya'nın Trump yönetimindeki ABD'ye daha fazla yaklaşıp yaklaşmayacağını da belirleyecek.
Trump, "Amerikalar Kalkanı" girişimiyle bölgede ekonomik ve askerî hakimiyet kurmaya çalışıyor. Meksika ve Küba'ya ekonomik baskı uygulanıyor, Venezuela'ya askeri müdahalede bulunuldu. Pekin'in bölgedeki etkisini azaltma çabası da bu tablonun bir parçası.
Lula ise her zamanki gibi çok taraflılığın güçlendirilmesini savunuyor. Bu, Brezilya diplomasisinin klasik çizgisi: Herkesle konuşmak, herkesle ticaret yapmak. Çin ise uzun süredir Brezilya'nın en önemli ticaret ortağı konumunda bulunuyor.
Flavio Bolsonaro'nun sağ muhafazakâr bir ittifak kurma arzusu ise bazı uzmanlar tarafından ihtiyatla karşılanıyor. Düşünce kuruluşu FGV'den Leonardo Paz, Bolsonaro'nun seçilmesinin ABD ile ilişkilerin otomatik olarak iyiye gideceği anlamına gelmediğini vurguluyor. Paz'a göre başlangıçtaki sürtüşmelere rağmen Lula, Trump'la büyük ölçüde normal bir ilişki kurmayı başardı. 80 yaşındaki iki lider, Lula'nın Trump'ın baskılarına boyun eğmemesine rağmen birbiriyle anlaşabiliyor.
45 yaşındaki Flavio Bolsonaro'nun ise siyasi müttefiki Trump'a karşı fazla tavizkar davranma ihtimali yüksek. Babası Jair Bolsonaro döneminde Brezilya, NATO ve OECD'ye yakınlaşma vaadi karşılığında Dünya Ticaret Örgütü'ndeki gelişmekte olan ülke statüsünden vazgeçmişti. Ancak bu vaatlerin hiçbiri hayata geçirilmedi.
Eski diplomat ve bakan Rubens Ricupero ise konuyu şöyle değerlendiriyor:
"Lula döneminde ABD ile ilişkiler bugünkü çizgide devam edecektir. Flavio Bolsonaro'nun başkanlığının ne anlama geleceği ise tamamen belirsiz. Lula dış politikada prestij sahibi, Bolsonaro ise tamamen deneyimsiz."
Çin'le İlişkiler Ne Olacak?
Bolsonaro'nun kazanması, Brezilya'nın BRICS ülkeleriyle ilişkilerini de zorlayabilir. Flavio Bolsonaro, göreve gelir gelmez ilk yapacağı işlerden birinin BRICS üyeliğini gözden geçirmek olduğunu açıkladı. Ona göre bu birlik yalnızca ABD'yi kışkırtmaya hizmet ediyor. Pekin'in ABD dolarının küresel hakimiyetini azaltma hedeflerine de karşı çıkıyor.
Ancak Brezilya ekonomisinin Çin'le son derece sıkı bağları düşünüldüğünde bu söylemlerin ne kadarının hayata geçirilebileceği belirsiz. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei de seçim öncesinde Çin'e karşı sert söylemlerle öne çıkmıştı; ancak iktidara gelir gelmez kredileri ve ticari ilişkileri riske atmamak için tonunu hızla yumuşatmıştı.
Ricupero, Bolsonaro'nun seçilmesi halinde siyasi ilişkilerin soğuyacağını ancak ekonomik ve ticari bağlarda esaslı bir değişiklik beklenmediğini ifade ediyor. FGV'den Paz da benzer görüşte: Flavio Bolsonaro'dan Çin'e karşı son derece saldırgan bir politika beklenmemeli. Babasının döneminden farklı olarak, iç tarım sektörünün Çin'e bağımlılığı ve Bolsonaro ailesinin Çin'le ticaretten gelir sağlayan tarım bölgelerinden aldığı güçlü destek, yumuşama yönünde bir baskı oluşturuyor.
Paz, Flavio Bolsonaro konusundaki temel belirsizliği şöyle özetliyor:
"ABD'nin Brezilya'yı Çin'den uzaklaştırmak için ne kadar baskı yapacağı ve Bolsonaro'nun bu baskıya ne ölçüde boyun eğeceği bilinmiyor."
Dünya Sahnesinde İkincil Aktör
Zengin doğal kaynaklara sahip olmasına rağmen, Brezilya seçim sonucu ne olursa olsun üretken bir dünya lideri olamayacak. Küresel liderlik için gerekli güç unsurlarına sahip değil: Ne mali yardım sağlayacak ekonomik güç, ne çatışmalarda belirleyici olacak askerî kapasite mevcut. Paz'ın ifadesiyle Brezilya'nın hareket alanı ciddi biçimde sınırlı.
Buna karşılık Brezilya, Küresel Güney'in önde gelen aktörlerinden biri olma potansiyelini koruyor. Küresel düzen tartışmalarında yeni ticaret koşullarını, iklim politikasını ve kalkınma meselelerini gündeme getiren Brezilya, bu role Lula liderliğinde başarılı biçimde oynuyor.
Çevre Politikası da Seçim Konusu
Çevre ve iklim konuları da seçim kampanyasının önemli başlıkları arasında. Lula'nın bu alandaki ağırlığı, Çevre Bakanı olarak Marina Silva'yı seçmesinde de kendini gösteriyor. Silva, dünya genelinde çevre hareketinin en tanınmış isimlerinden biri kabul ediliyor.
Flavio Bolsonaro ise Trump'ın çevre politikasına yakın duruyor. Ricupero'ya göre onun seçilmesi, bu alanda geriye gidiş anlamına gelecek. Zira Jair Bolsonaro döneminde çevre koruma politikalarının zayıflatılması, Brezilya'nın uluslararası alanda yalnızlaşmasına yol açmış, AB ilişkileri ciddi biçimde zarar görmüştü. Mercosur ile AB arasındaki ticaret anlaşmasının müzakereleri bile askıya alınmıştı.
Lula döneminde ise bu anlaşma daha sonra sonuçlandırılabildi. Devlet Başkanı, AB yönetimiyle dostane ilişkilerini sürdürürken; Flavio Bolsonaro ise Arjantin'i örnek almayı ve ABD ile ikili ticaret anlaşmasına öncelik vermeyi hedefliyor. Brüksel'de ise seçimlerin sonucu, muhtemelen Lula'nın kazanması yönünde temenni ediliyor.