Türkiye, Pakistan, Katar ve Endonezya arasında bu hafta imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı, savunma sanayi alanında yeni bir döneme işaret ediyor. Dört ülkenin ortak savunma sanayii projeleri geliştirmek üzere attığı bu adım, uluslararası kamuoyunda büyük yankı buldu.
Güvenlik uzmanları, söz konusu mutabakatın Türkiye'nin savunma sanayiinde dünya devi olma yönündeki stratejik vizyonunun önemli bir yansıması olduğunu vurguluyor.
Ambargolar açılımı hızlandırdı
Uzmanların değerlendirmesine göre, Avrupa ve Amerika'nın Türkiye'ye uyguladığı ambargolar, Ankara'yı farklı stratejik arayışlara yöneltti. Özellikle Avrupa'nın tarihi ve kültürel önyargılarla hareket etmeye devam etmesi, Türkiye'nin yeni ortaklıklar kurmasını zorunlu kıldı. Rusya'nın Avrupa üzerindeki baskısına rağmen Brüksel'in önyargılı tutumu sürerken, Ankara bu durumu yeni bir diplomasi hamlesiyle fırsata çevirdi.
Ekim ayında yaşanan gelişmeler dikkat çekici. Bedir Mutabakatı doğrudan savunma sanayii iş birliğini kapsıyor. Ayrıca Mekke Anlaşması kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderilen metinde de dört ülkenin ortak savunma sanayii konusunda anlaşması yer alıyor.
Milyarlarca dolarlık ortak projeler yolda
21 Ekim'de Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün'ün katıldığı imza töreni, süreci resmiyet kazandırdı. Uzmanlar bu imzayı devasa bir adım olarak nitelendiriyor.
Ortak üretim modeliyle hayata geçirilmesi beklenen projeler arasında şunlar öne çıkıyor:
- Uçak projeleri — Avrupa'nın Eurofighter Typhoon modelindeki ortak üretim anlayışı benzer şekilde, yeni nesil savaş uçakları
- Motor projeleri — KAAN savaş uçağı başta olmak üzere ileri teknoloji motor geliştirme
- Balistik füze sistemleri — Ortak tasarım ve üretim kapasitesi
- SİHA ve İHA teknolojileri — İnsansız hava ve kara araçları
- Uzay teknolojileri — Uzay modülleri ve yüksek teknoloji katma değerli sistemler
Uzmanlar, KAAN savaş uçağının bu iş birliğinde kilit bir rol oynayacağına dikkat çekiyor. Elde edilen know-how ile farklı uçak, motor ve uzay projelerinde ortak bir üretim sistemi geliştirilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.
Yeni ülkeler de masada
Mutabakatın kapsamının genişleme ihtimali de konuşuluyor. Suudi Arabistan'ın da Türkiye-Pakistan iş birliğine benzer bir yapıya katılabileceği, hatta Mısır ve İran'ın da sürece dahil olmak istediği ifade ediliyor. Böylece geniş bir konsorsiyum modeliyle ortak uçak, füze, SİHA ve uzay modülü üretimi mümkün hale gelebilir.
Amerika da tek başına yapamıyor
Ülkelerin tek başına bu tür yüksek teknolojili savunma sanayii projelerini gerçekleştirmesinin giderek zorlaştığına işaret ediliyor. Daha önce ABD'de savaş gemilerinin yalnızca yurt içinde üretilmesine yönelik bir kanun bulunuyordu. Ancak bu kural kaldırıldı ve Washington'un yurt dışından savaş gemisi temin etmeye yöneldiği, bu alanda Türkiye'den talepler geldiği biliniyor.
Tüm bu gelişmeler, Türkiye'nin savunma sanayiinde yalnızca üretim değil, tehnoloji geliştirme ve ihracat noktasında da küresel bir oyuncu haline gelme hedefinin altını çiziyor.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!