Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, toplumsal çürüme, değer erozyonu ve aile kurumunun korunması konusunda kapsamlı bir açıklama yayımladı. Vakıf, dil, din, mahremiyet, aile ve gelecek kuşakların göz göre göre eridiğini belirterek, bu duruma karşı şikayet etmeyi değil, ikaz etmeyi tercih ettiklerini vurguladı.
Açıklamada, "Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır" ifadeleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekildi. Ayrıca okullardaki şiddet olayları için "talim var, terbiye yok" değerlendirmesi yapılarak, sınav kazanmanın insan olmanın önüne geçirildiği kaydedildi.
MEDYA VE REYTİNG TARTIŞMASI
Boş bırakılan kalplerin ekranlarla doldurulduğunu belirten vakıf, gündüz kuşağı programlarının reyting uğruna aile kurumunu yok ettiğini öne sürdü. Dizilerin sadakatsizliği ve fuhşuyu teşvik ettiğini, mafyayı kahraman, silahı itibar, zorbalığı erdem gibi sunduğunu ifade eden açıklamada, tüm bunların izinle, ruhsatla ve reklam geliri bahanesiyle yapıldığı vurgulandı.
Fon krizinin de çürümenin cüzdana da sıçradığını ilan ettiği belirtilen açıklamada, "Helali haramı ayırmadan 'köşeyi dönmek' marifet oldu" denildi.
UYUŞTURCU VE SANAL KUMAR ALARMI
Uyuşturucunun "yaşam tarzı", sanal kumarın "fırsat" olarak pazarlandığına dikkat çekilen açıklamada şu tespitler öne çıktı:
- Evlerin ocağı sönüyor, aileler borç ve utanç içinde dağılıyor
- Mahremiyet perdeleri tek tek yırtılıyor, beden metaya çevriliyor
- İnsan, beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor
- İnsan değersizleştiriliyor, kadim değerlerle bağı bilerek koparılıyor
Eğitimin sadece zihni değil kalbi, sadece beceriyi değil vicdanı da beslemesi gerektiği vurgulanarak, değer eğitiminin müfredatın omurgası olması gerektiği ifade edildi.
DENETİM VE SORUMLULUK VURGUSU
Açıklamada, ahlak eğitiminin birkaç ders saatine ve ezberlenmiş öğütlere sığmayacağı belirtilerek, bunun öğretmenin tutumunda, okulun yönetiminde, sınavın adaletinde ve güçlü karşısında zayıfın nasıl korunduğunda karşılık bulacağı kaydedildi.
Denetim kurumlarının elindeki yetkinin süs olmadığı hatırlatılan açıklamada, "Çocukların zihnine lağım akıtan, aileleri tarumar eden yapımlara göz yuman her sessizlik, o yayının ortaklığıdır" ifadesi kullanıldı.
Sanal kumar ve bağımlılık reklamlarının hâlâ serbestçe dolaşmasının ihmal değil, tercih olduğu belirtilen açıklamada, bu tercihin bedelini ailelerin ve nesillerin ödediği vurgulandı.
TÜRKİYE'NİN KAZANIMLARINA SAHİP ÇIKMA ÇAĞRISI
Sadece şikayet eden, alternatif üretmeyen bir ahlak söyleminin inandırıcılığını kaybetmeye mahkum olduğu belirtilen açıklamada, yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susanın ahlaktan bahsetme hakkını da kaybettiği ifade edildi.
Türkiye'nin son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katettiği, bugün yakın coğrafyadan başlayarak tüm insanlığa ümit veren bir noktaya ulaştığı kaydedildi. Bu kazanımların heba edilmesine müsaade edilmeyeceği vurgulandı.
SOMUT TALEPLER
Vakıf, açıklamanın sonunda şu somut çağrılarda bulundu:
- Çocukları, gençleri ve aileyi koruyan yayın denetimi derhal ve tavizsiz uygulanmalıdır
- Kumar ve bağımlılık reklamları tamamen yasaklanmalıdır
- Aile danışmanlığı ve bağımlılık tedavisi her ailenin ulaşabileceği hale getirilmelidir
- Değerler eğitimi müfredatın omurgası yapılmalıdır
- Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma kadar rüşvet ve yolsuzlukların suçluları hesap vermelidir
Açıklama, "Tarih, çürümeyi görüp susanları da çürüyenlerle aynı sayfaya yazar" ve "Çocuklarımızın neye alıştığı, yarın kim olacağımızı belirler" gibi güçlü ifadelerle sonlandırıldı.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!