Avrupa İklim Değişikliği Servisi'nin yayımladığı 2026 yaz değerlendirmesine göre, kıtanın yarısından fazlası bu yaz çok güçlü sıcaklık stresine maruz kaldı. Aşırı sıcağın etkilediği alanın büyüklüğü rekor seviyeye ulaşırken, nehirlerde 1992'den bu yana kaydedilen en düşük yaz debileri görüldü.
Haziran-ağustos döneminde Avrupa genelinde kayıtlardaki en sıcak üçüncü yaz yaşandı. Batı Avrupa'da ise tarihin en sıcak yaz dönemi ölçüldü. Kıtanın bazı bölgelerinde yaz mevsimini andıran hava koşulları alışılmadık derecede erken başladı.
Mayıs ayının sonlarında Batı Avrupa'nın büyük bir bölümünü etkisi altına alan ilk büyük sıcak hava dalgasıyla başlayan ve yaz boyunca süren olağanüstü sıcak koşullar, aşırı hava dalgaları ve kuraklıkla tanımlandı.
Avrupa'da bu yaz çok güçlü sıcaklık stresine maruz kalan kara alanlarının oranı yüzde 52'ye ulaşarak rekor kırdı. Hissedilen sıcaklığın 38 derece veya üzerine çıkması anlamına gelen bu durum, sıcak çarpması dahil ciddi sağlık risklerini önemli ölçüde artırdı.
Özellikle Batı Avrupa'da rekor yüksek yüzey hava sıcaklıkları gözlemlenirken, Avrupa denizlerinde rekor ve rekora yakın deniz yüzeyi sıcaklıkları kaydedildi. Batı Avrupa'da yazın ortalama sıcaklığı, 1991-2020 ortalamasının 2,5 derece üzerinde olmak üzere 21,7 derece olarak ölçüldü. Böylece 2003'teki rekor da aşılmış oldu.
Bölgede güçlü sıcaklık stresi yaşanan gün sayısı ortalama 41'e çıkarken, çok güçlü sıcaklık stresi görülen gün sayısı da 13'e yükselerek rekor kırdı.
Nehirlerde rekor düşük debiler
Uzun süreli kuraklık nedeniyle Avrupa nehirlerinde, kayıtların tutulmaya başlandığı 1992'den bu yana en düşük yaz debileri ölçüldü. Temmuz ve ağustos aylarında aşağıdaki nehirlerde rekor veya rekora yakın düşük debiler kaydedildi:
- Ren Nehri
- Tuna Nehri
- Po Nehri
- Loire Nehri
- Rhone Nehri
- Sen Nehri
Bu durum başta yük taşımacılığı olmak üzere çok sayıda alanı olumsuz etkiledi. Sulama, nükleer reaktörlerin soğutulması, hidroelektrik üretimi ve tatlı su temini üzerindeki baskı önemli ölçüde arttı.
Avrupa Birliği'nde 2 Eylül itibarıyla yangınlarda zarar gören alan, 2006-2025 döneminin aynı tarih ortalamasının yaklaşık iki katına ulaştı. Bu, sıcak hava dalgalarının ve kuraklığın neden olduğu tahribatın boyutlarını bir kez daha ortaya koyuyor.