Avrupa Birliği'nin (AB) açıkladığı son genişleme belgeleri, stratejik uyum şartının birliğe üyelik sürecinde giderek daha fazla öne çıkmaya başladığını açıkça ortaya koyuyor. Bu uyumun Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren konularda da aranacağına dair sinyaller her geçen gün artıyor.
Gelinen aşamada en çok merak edilen sorulardan biri, stratejik uyumun Türkiye açısından AB üyeliğinin önünde yeni bir engele dönüşüp dönüşmeyeceği.
Uyum düzeyi nasıl belirleniyor?
Bir aday ülkenin AB'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası'na uyumu, görece basit ve zaman zaman eleştirilen bir yöntemle belirleniyor. Uyum düzeyini belirleyen ana unsurlar, aday ülkenin AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi tarafından birlik adına yapılan açıklamalara ve AB'nin uyguladığı yaptırımlara katılıp katılmaması.
Bir ülkenin yapılan açıklamalara anında katılma zorunluluğu bulunmuyor. Katılımı geriye dönük olarak sağlamak da mümkün. Ancak AB, giderek öne çıkan yaklaşımı bağlamında dış politika ve güvenlik alanında uyumu, ilgili ülkenin stratejik yöneliminin ve birlik değerlerine bağlılığının önemli bir göstergesi olarak görüyor.
Yüksek Temsilci'den sert mesaj
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 4 Kasım'da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bu, sadece bir prosedürden ibaret bir egzersiz değil. Asıl mesele, karşı karşıya olduğumuz tehditler konusunda dünyayı bizimle aynı şekilde görüp görmediğinizdir. Bu nedenle, söz konusu uyumu çok ciddiye alıyoruz."
Kallas, bazı kararlar noktasında diğer ülkelerin AB ile aynı çizgide buluşmasının zor olsa da, ülkelerin büyük çoğunluğunun birlikle büyük ölçüde hemfikir olmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.
Aday ülke diplomatlarının değerlendirmelerine göre, AB üyesi ülkelerin yetkilileri görüşmelerde "Ya bizimlesiniz ya da başkalarıyla" söylemini daha belirgin şekilde kullanmaya başladı.
Türkiye'nin uyum oranı %4'e düştü
Avrupa Komisyonu'nun açıkladığı son Türkiye Raporu'nda, raporlama döneminde dış politika ve güvenlik konularında AB ile Türkiye arasında bir dizi istişare gerçekleştirildiği belirtildi. Ancak raporda Türkiye'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile uyumunu geliştirme konusunda herhangi bir çaba göstermediği vurgulandı.
Müzakere sürecine girdiği ilk yıllarda Türkiye'nin AB'yle uyum düzeyi %80'e yakındı. Ancak sonrasında bu oran radikal şekilde düştü. Bir AB yetkilisi, Türkiye'nin başta PKK olmak üzere topraklarında faaliyet gösteren örgütlerin AB'nin terör listesine alınması için yoğun çaba harcadığını, listelerin güncellemelerine katılıp sonrasında bunu bile yapmamaya başladığını belirtti.
Avrupa Komisyonu verilerine göre Türkiye'nin mevcut uyum düzeyi sadece %4 seviyesinde. Bu oran genişleme sürecindeki ülkeler arasındaki en düşük seviye olarak dikkat çekiyor.
Üye ülkelerin uyum oranları
- Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya: %100
- Ukrayna: %99
- Moldova: %91
- Sırbistan: %63
- Gürcistan: %38
- Türkiye: %4
Sırbistan ve Gürcistan, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanındaki ciddi sorunlar nedeniyle listenin son üç arasında yer alıyor.
Uyum seviyesi yükseltilebilir mi?
Hem Türkiye hem AB kanadında, mevcut yöntemde Türkiye'nin katılım seviyesini yükseltmesinin mümkün ve kolay olduğunu düşünenler mevcut. Brüksel'de de AB'nin değerlendirme yöntemine olumlu bakan isimler var.
Bir aday ülke diplomatı, resmi uyum oranının düşük olmasının illa AB'nin dış politika ve güvenlik önceliklerine katkı sunmadığı anlamına gelmediğini belirterek, yüksek uyum oranı olup da AB'nin hoşuna gitmeyen yaklaşım ve ortaklıklarını sürdüren ülkelerin de bulunduğunu dile getirdi.
Kademeli entegrasyon stratejik uyuma bağlı
AB'nin yaklaşımındaki asıl yenilik, stratejik uyumun ekonomi, güvenlik ve savunma gibi alanlar açısından belirleyici olma potansiyeli taşıması. Aday ülkeleri ödüllendirme amacı taşıyan kademeli entegrasyonun ana unsurlarından birinin stratejik uyum olması da tesadüf değil.
Avrupa Komisyonu, genişleme sürecindeki ülkelerin kademeli olarak AB'nin ekonomik güvenlik çerçevesiyle uyum sağlaması gerektiğini savunuyor. AB program, proje ve politikalarına dahil olmanın yolunun da uyumdan geçmesi hedefleniyor.
Türkiye açısından riskli alanlar
Brüksel'de yapılan yorumlarda, Türkiye'nin üyelik hedefinden en uzak ülke olduğu vurgusu ön planda. Bir AB üyesi ülke diplomatı, Türkiye'nin uyum konusundaki isteksizliğinde bu durumun etkisinin olmadığını söylemenin pek mümkün olmadığını belirtti.
Aynı diplomat, eğer üyelik hedefi sadece kağıt üstünde değilse, ekonomik beklenti ve çıkarların da etkisiyle belirli bir aşamada tavır değişikliğinin kaçınılmaz olabileceğini ifade etti.
Avrupa Komisyonu'nun stratejik uyumu yeni genişleme yaklaşımının odağına yerleştirmesi, Türkiye açısından adaylık sürecini daha karmaşık hale getirme riski taşıyor. Türkiye'nin AB'den öncelikli beklentileri arasında yer alan konuların stratejik uyum sağlanmamasından olumsuz etkilenme riski üzerinde duruluyor.
Bu bağlamda öne çıkan başlıklar şunlar:
- Gümrük birliği güncellemesi - ilk akla gelen riskli alanlar arasında yer alıyor
- "Made in EU" düzenlemesi - Türk ekonomisinde ciddi olumsuz etki yaratma olasılığı yüksek
- Vize muafiyeti gibi doğrudan ilgili olmayan alanlar - stratejik uyum şartı bahane edilerek önüne engel olarak çıkarılabilir
Brüksel'deki değerlendirmeler, stratejik uyum şartının Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere, Türkiye'nin önünde pek çok alanda bariyer görevi görebileceği yönünde.
Yorumlar 0
Yorumunuz Yayınlandığında Bildirelim mi?
Editöryal onay tamamlandığında veya yanıt geldiğinde tarayıcınıza anlık bildirim gönderebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış
Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!