Geri Dön

ABD'deki Mavi Dalga Erdoğan'ın 2028 Hesaplarını Sarstı mı?

Can Öztürk

Kültür-sanat yazarı ve editör

5 dk okuma (892 kelime)
ABD'deki Mavi Dalga Erdoğan'ın 2028 Hesaplarını Sarstı mı?

ABD'de Demokratların Kongre çoğunluğunu ele geçirmesi, Trump-Erdoğan yakınlığının Türkiye'ye getirilerini ve 2028 seçim takvimini yeniden tartışmaya açtı.

ABD'de düzenlenen ara seçimlerde Demokratların Kongre'nin her iki kanadında da çoğunluğu kazanması, hem Ankara-Washington ilişkileri hem de Türkiye'deki iç siyasi dengeler açısından yeni bir tartışma başlattı. Türkiye 2028 baharında, ABD ise aynı yılın kasım ayında sandık başına gidecek. İki ülkenin seçim takviminin birbirine yaklaştığı bu dönemde, ABD'deki sonuçların Türkiye üzerindeki olası etkileri sorgulanmaya başlandı.

Donald Trump'a yakın duran siyasetçilerin farklı ülkelerde yaşadığı seçim kayıplarının ardından gelen bu sonuç, Türkiye gibi ülkelerde güçlü liderlerin sandıkta geriletilebildiği düşüncesini beslemiş durumda. Ancak uzmanlara göre Türkiye için bu tür bir çıkarım yapmak henüz çok erken.

Sağ Popülizmin Sonu mu, İktidar Karşıtı Dalga mı?

Macaristan'da Viktor Orban'ın nisan ayındaki yenilgisi, ekim ayında Sırbistan'da Aleksandar Vucic'in partisinin kaybetmesi ve Brezilya'da Flavio Bolsonaro'nun iktidara gelememesi; hem Trump'ın küresel etkisini hem de dünyadaki sağ popülist dalganın kırılıp kırılmadığını sorgulatıyor.

Siyaset bilimcisi Berk Esen, bu sonuçları şimdiden sağ popülizmin sonu olarak yorumlamanın erken olduğunu ifade ederek, "Henüz o sağ popülist dalganın kırıldığını düşünmüyorum ama kırılabileceğinin işaretlerini görmeye başladık. Bu seçim sonuçları bize yeni bir sol dalganın yükselmesinden ziyade iktidar karşıtı dalganın çok güçlü olduğunu gösteriyor" diyor. Esen'e göre bu ülkelerdeki ortak nokta, seçmenlerin gidişattan duyduğu hoşnutsuzluk. Ekonomik sıkıntılar, eşitsizlik, enflasyon ve geleceğe ilişkin umutsuzluk iktidarları zorluyor.

Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert ise sonuçların, teknoloji şirketlerinin desteğine, güçlü liderlere ve kimlik siyasetine dayanan yönetimlerin geleceğe hâkim olacağı düşüncesini sorgulattığını belirtiyor. Sert, değişimin kalıcı olup olmayacağının kazananların performansına bağlı olduğunun altını çiziyor: "Yeni seçilen isimler başarılı olabilecekler mi? Neoliberalizmin dolduramadığı boşlukları doldurabilecekler mi? Popülizme karşı sağlıklı bir söylem inşa edebilecekler mi? Yoksa sadece popülizme karşı oldukları için mi geldiler? Bunu önümüzdeki dönemde göreceğiz."

Trump'a Yakınlık Erdoğan'a Hep Kazandırır mı?

Türkiye'de muhalefet üstünde kurulan baskı karşısında Erdoğan'a destek çıkan Trump'ın yenilgisi ne anlama geliyor? Esen'e göre bu yakın dostluğun iktidar açısından başlıca getirilerinden biri, içerideki baskılar nedeniyle ABD'den gelebilecek tepkileri sınırlaması oldu. Trump'ın Erdoğan'a verdiği desteğin iktidara uluslararası meşruiyet sağladığını düşünen Esen, bu desteğin azalmasının hemen olmasa da zaman ve süreç içinde görülebileceğini söylüyor.

Demokratların 2028'de başkanlığı da kazanması ve sağ popülist liderlerin başka ülkelerde gerilemeye devam etmesi halinde Erdoğan yönetiminin hareket alanının daralabileceği belirtiliyor. Bu durumda Türkiye muhalefetinin yararlanabilmesi, seçmenin değişim isteğine kendi adayları, kadroları ve politikalarıyla karşılık verebilmesine bağlı.

Bu arada Trump, Kongre desteğini kaybetmesine rağmen Ocak 2029'a kadar başkanlığı sürdürecek. Dolayısıyla ara seçim sonuçları Erdoğan'ın Beyaz Saray ile doğrudan temas kanalını kapatmıyor.

Özgür Özel'den Sert Tepki

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, ABD seçimlerine ilişkin açıklamasında Erdoğan-Trump yakınlığını eleştirerek partisinin siyasi geleceğini Washington'daki gelişmelere bağlamadığı mesajını verdi.

Özel, "Neredeyse Amerika'da Recep Tayyip Erdoğan'ı seven tek kişi Amerika'yı yönetiyor. Türkiye'de de Trump'ı seven tek kişi Türkiye'yi yönetiyor. Böyle bir derin çelişki ile karşı karşıyayız" diyerek iki liderin birbirlerinden aldıkları güce ve desteğe güvendiklerini belirtti.

İktidarın dış destek arayışında olduğunu söyleyen Özel, "Biz Trump'tan ne iktidar olmak için medet umduk, ne Trump'ın kaybından muhalefet olarak medet umuyoruz. Trump'a muhtaç olan, milletten ümidini kesmiş demektir" şeklinde konuştu.

Trump Kaybı Erdoğan Algısını Değiştirir mi?

Sert, yaptıkları anketlerde Trump'ın Türkiye'deki seçmende en fazla yüzde 10 civarında beğeni topladığını belirtiyor. Ancak seçmendeki Trump algısıyla ilgili kritik bir noktaya işaret ediyor: Dışarıdaki bir liderin popülerliği ile Erdoğan'ın o liderle ilişkilerini yönetme biçimi ayrı ele alınmalı. ABD'ye yönelik olumsuz bakışa rağmen Erdoğan'ın dış politika performansının daha olumlu değerlendirilebildiğini vurgulayan Sert, bu nedenle Trump'ın kaybetmesinin Erdoğan'a yönelik algının aynı yönde değişeceği anlamına gelmediğini söylüyor.

Türkiye ile Karşılaştırmanın Sınırları

Pek çok uzman, ABD'deki ya da diğer ülkelerdeki şartlarla Türkiye'yi kıyaslamanın doğru olmadığı görüşünde birleşiyor. Esen, Türkiye'nin bu örneklere göre daha otoriter bir noktaya gittiğini, muhalefetin örgütlenme, aday çıkarma ve kampanya yürütme imkânlarının daha sınırlı olduğunu söylüyor: "ABD ciddi anlamda gerilese de hâlâ liberal demokratik kurumlara sahip olan bir demokratik rejim. Bu gibi ülkelerde muhalefeti örgütlemek, aday bulmak, kampanya yapmak, seçim kazandığında iktidara gelmek Türkiye'ye nazaran daha kolay."

Sert de muhalefetin eksiklerini tartışırken üzerindeki baskının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Ekrem İmamoğlu'nun dışarıda olması halinde Cumhurbaşkanlığı seçiminde güçlü bir aday olabileceğini, ancak tutuklu bulunduğunu hatırlatan Sert, bununla birlikte kapsayıcı siyasetin yalnızca bir adayın kişisel özelliklerine mi dayandığı, yoksa muhalefetin genel tercihi mi olduğu sorusunu yöneltiyor.

Esen, ABD'de demokratik kurumların gerilemeye rağmen varlığını sürdürdüğünü, Macaristan ve Sırbistan'daki muhalefet üzerindeki baskının da Türkiye'deki düzeye ulaşmadığını belirterek, "Bence dolaylı yoldan ve belli bir süre zarfında etki görebiliriz. Bugünden yarına büyük bir etkisi olacağını henüz düşünmüyorum" diyor. Öte yandan Esen, iktidarın dış desteğin azaldığını gördüğünde içeride baskıyı daha çok artırmayı da tercih edebileceğini belirtiyor.

Muhalefetin Çıkarması Gereken Dersler

Sert, ABD'de kazanan yeni isimlerin Demokratların geleneksel söylemlerinin dışına çıktığına dikkat çekiyor: "Amerika'da sadece Trump kaybetmedi, Hillary Clinton da kaybetti. Bu seçim Hillary Clinton'ın da, onun söylemlerinin de kaybettiği bir seçim."

Türkiye'de muhalefetin eski söylem ve kimlik kalıplarının dışına çıkma kapasitesini sınırlı bulan Sert'e göre gerekli olan, kimlik ve ideoloji tartışmalarının ötesinde sokağın gündemine odaklanan bir dil kullanmak. Sert, bu dilin kurulmasının önündeki engellerin yalnızca iktidardan kaynaklanmadığını şöyle ifade ediyor: "Türkiye'deki muhalefette hâlâ eski söylemlerin dışına çıkabilme yeteneği çok fazla değil. Aynı ezberlerin dışına çıkmaya kalktığınız zaman da orada mahalleyi terk etmiş sayılıyorsunuz. Bunun yerine daha sokaktan, yolsuzlukla, açlıkla, ekonomiyle, adaletle ilgili söylemler üzerinden hareket etmek gerekiyor."

Berk Esen de son seçimlerde kazanan muhalefet üyelerinin yalnızca iktidarın hatalarından yararlanmadığını, siyaset yapma biçimlerini de değiştirdiğine dikkat çekiyor: "Muhalefet zaten değişmediği için uzun süre kaybetmiş. Aynı tip siyaset mantığıyla, aynı kadrolarla iktidarın karşısına çıktığınız zaman kaybediyorsunuz. Ama biraz bir şeyler değiştirdiğinizde kazanma ihtimaliniz oluyor. 2024 seçimleri buna çok güzel bir örnek. Kılıçdaroğlu'nu değiştirip bazı yerlerde doğru ve yeni adaylar gösterdiğinizde bir anda oy patlaması yapabiliyorsunuz."

Esen'e göre yeni kuşakların siyasete katılması, liderlik ve aday tercihlerinin yenilenmesi, iktidar karşıtı tepkinin seçim başarısına dönüşmesini kolaylaştırıyor.

Yorumlar 0

Fikrinizi paylaşmak için tıklayın veya üye olun... Giriş Yap →

Henüz yorum yapılmamış

Bu haberle ilgili ilk düşünceyi sen paylaş!

✨ İlginizi Çekebilecek Haberler

Trend 10

En Çok Okunan 10 Haber

Günün en çok ilgi gören ve okunan haberleri